11 Kasım 2009 00:00

Virüs değişirse tehlikeli olabilir!

Başbakan Erdoğan’ın “Domuz gribi aşısı olmayı düşünmüyorum” demesi ve ABD’de yapılan aşının Türkiye’dekinden “iyi” olduğunu söylemesi sağlıkçıların tepkisini çekiyor.

Paylaş

Başbakan Erdoğan’ın “Domuz gribi aşısı olmayı düşünmüyorum” demesi ve ABD’de yapılan aşının Türkiye’dekinden “iyi” olduğunu söylemesi sağlıkçıların tepkisini çekiyor.
İstanbul Tabip Odası Başkanı ve Marmara Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özdemir Aktan, Başbakan’ı eleştirerek “ABD’de de kullanılan aşı ile Türkiye’de kullanılan aşı arasındaki fark Türkiye’de kullanılan aşıda adjuvan isimli aşıyı güçlendiren bir maddedir” dedi. Aktan, bu maddenin bugüne kadar kullandığımız tüm aşılarda zaten bulunduğunun altını çizdi. Aşının bugün tehlikeli olmayan domuz gribinin değişime uğrayarak tehlikeli bir hal alması ihtimali olduğunu vurgulayan Aktan “Aşı yapılmasının esas nedeni bu. Çünkü virüs dönüşüm geçirirse felaket demektir. Bu bir toplum sağlığı hizmetidir”dedi. Özdemir Aktan domuz gribiyle ilgili sorularımız yanıtladı

Başbakan ve Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir Başbakan kendisinin aşı yaptırmayacağını ve ABD vatandaşlarının kullandığı aşıların Türkiye vatandaşlarınız kullandığından daha iyi olduğunu söylüyor...
Bu açıklamalar hakikaten toplum sağlığına zarar vermeye başladı. Başbakan daha önceki açıklamasında aşı olmayacağını söylemişti hiç kimseye de zorla aşı yapılamayacağını söyleyerek sayın Bakan’ı da son derece zor durumda bırakmış ve de anlaşılmaz bir durum ortaya çıkartmıştı. Bu durum Sağlık Bakanı tarafından bir “yol kazası” olarak değerlendirildi. Ama önceki gün ABD’de daha farklı bir aşı yapılıyor o aşı daha iyiymiş gibi bir açıklaması olunca. Açıkçası Başbakan ile Bakan’ın bu şekilde ayrı düşmüş olması çok garip. Bizim dışımızda bir ülkede bunlar olsaydı ya Sağlık Bakanı görevden alınırdı ya da Bakan çoktan istifa etmiş olurdu. Son açıklamayla Başbakan diyor ki: Türkiye’deki aşılar kötüdür ama bu kötü aşı topluma yapılabilir. Bu anlaşılır gibi değil. Elbetteki Başbakan da aşı yaptırma konusunda kendi kararını verir ama herkes onu izlediği için açıklamaları çok önemli?


Başbakan aşı yaptırmalı mı?
Biliyorsunuz bir takım risk grupları açıklandı. Kimlerin öncelikli olarak aşı yaptırması gerektiği dünya tıp otoriteleri tarafından açıklandı. Başbakan’ın ek hastalıkları var mı yok mu bilmiyoruz. Eğer bir takım ek hastalıkları varsa o zaman mutlaka aşısını olmalı. Hatta bir çok insanla hergün yüzyüze geldiğini düşünürsek mutlaka aşılanması lazım. Benim tavsiyem Başbakan bir an önce aşısını olsun, Başbakan ile Bakan arasındaki polemik de bir an önce sona ermeli. Bu toplumumuzu çok kötü etkiliyor?

Türkiye’de yapılan aşı ABD’de yapılandan farklı değil mi o zaman?

Başbakan’ın açıklaması sanki ABD’de yapılan aşının daha iyi bir aşı olduğunu ima ediyor. Öyle olursa Türkiye halkının ABD halkından nasıl bir eksikliği var ki biz kötü aşıyı kendimize hoş görüyoruz. Evet hakikaten ABD’de yapılan aşı şu anda Avrupa’da ve Türkiye’de yapılan aşıdan farklı. Orada uygulanan aşı bir canlı virüs aşısı, içinde “adjuvan” dediğimiz madde yok. Adjuvan dediğimiz bugüne kadar olduğumuz bütün aşılarda bulunan bir madde. Hepimiz bu aşıları olduk. Hiç de bunu sorgulamıyorduk. Bu madde aşının gücünü arttırmak için aşının içine eklenen bir madde ve çocukluğumuzdan beri olduğumuz bütün aşılarda bu madde var. İşte tartışma buradan çıkıyor. Adjuvanın yan etkileri hakkında elimizde veri yok. Zararlı olduğunu gösteren bir şey yok, “olabilir mi” sorusu gündemde sadece. Dolayısıyla ABD’deki aşı daha iyi Türkiye’deki daha kötü demek yanlış. Hele hakikaten Başbakan ABD’deki aşının daha iyi olduğunu düşünüyorsa hiç vakit geçirmeden halkına kötü aşı getiren Sağlık Bakanı’nı görevden almalıdır. Harcanan para ufak tefek değil, milyarlarca liradan bahsediliyor. Ama ben tekrarlıyorum ben Başbakan’la aynı fikirde değilim. Bizde yapılan aşı farklı bir aşı değil. Ayrıca, “Her aşının bir yan etkisi vardır, yan etkisi olmayan aşı ya da ilaç yoktur” Bu aşının da yan etkisi diğer aşılardan farklı değil, diğer aşılardan ne kadar korkuyorsak bundan da o kadar korkmamız lazım.

Böyle bir sağlık sorunu konusunda yaşanan bu tür tartışmalar halkı nasıl etkiliyor, etkileyecek?
Bu konuşmaların halkı etkilememesi söz konusu olamaz. Bir başbakanın ağzında çıkan bir kelime çok önemlidir. Zaten bu açıklamaları yapmadan önce de halkın kafası karışıktı. Maalesef Sağlık Bakanlığı bu süreci çok kötü idare etti. Geçen sene nisan ve mayıs aylarında Güney Amerika’da olan salgından sonra kış aylarında bu salgının Türkiye’ye geleceğini herkes biliyordu, Bakanlık da biliyordu, zaten aşı ısmarlamaları da o zaman yapılmıştı. Ama onun dışında Bakanlık bir hazırlık yapmamış. Salgın gelip de kapımızı çaldığı zaman her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Bunun üzerine de Başbakan aşı yaptırmayacağını, ABD’deki aşının daha iyi olduğunu söyleyince halkın kafasının daha fazla karışmaması mümkün değildi.

Neden aşı olmalıyız?
“Bunun cevabını Sağlık Bakanlığı iyi veremedi. Esas amaç gripten korunmak, ya da grip geçirmemek değil. Bir çok insan şimdi bu gribi geçiriyor ve evet insanlar hayatını kaybediyor ama normal gripten kaybedilenlerden daha büyük bir rakam değil bu. Bu gripte dikkati çeken bir şey var. Diğer salgınlarda ölenler çoğu kez yaşlılar, kanser hastalığı gibi ek hastalığı olanlardı. Domuz gribinde ise gençler daha çok hayatını kaybetti. Tam da diğer griple aynı kefeye koyamayız. Ancak bakanlık şunu anlatamadı. Aşı olmanın iki önemli noktası var. Birincisi gripten korunmak. Şu anda yaşadığımız grip salgını bir iki hafta içinde yok olacak ama mart ve nisan aylarında tekrar karşımıza gelecek. Buradaki esas amaç bir sonraki amaç bir sonraki atak da pandemiği kesmek. H1N1 diye anılan gribin en büyük özelliği bulaşıcılığının çok fazla olması. Ama öldürücülüğü çok az. Bu açıdan çok kötü bir grip değil ama biliyoruz ki grip virüsleri mutasyon dediğimiz değişimlerden geçiyorlar. İşte bu virüsün bir yapı değiştirerek hem çok bulaşıcı hem çok da öldürücü olma ihtimali var. Aşı yapılmasının esas nedeni bu. Bir dahaki atakta geniş kitlelere yayılmasını engelleyerek virüsün değişmesi ihtimalini azaltmak. Çünkü virüs dönüşüm geçirirse felaket demektir. Bu bir toplum sağlığı hizmetidir. Sağlık Bakanlığının çok daha ikna edici olması lazım ama kendi Başbakanını ikna edemeyen Sağlık Bakanı halkı nasıl ikna edecek bilmiyorum” (İstanbul/EVRENSEL)

HEKİMLERİN KAFASI KARIŞIK MI?

“İstanbul Tabip Odası olarak hekimler bu konuda ne düşünüyor diye bir anket yaptık. 5 binden fazla hekim oy kullandı. Üç tane soru vardı. Hekimlerin neredeyse üçte ikisi kendisine, çocuğuna aşı yaptırmayı düşünmüyor ve yine üçte ikisi de hastalarına aşı olmasını önermiyor.
Bu da hekim arkadaşlarımıza bu konuda yeterli bilgilendirmenin yapılmadığını ortaya çıkarıyor. Biz Türk Tabipleri Birliği ile de görüştük. Hekim arkadaşlarımıza anlatma gereği ortaya çıktı ki bunu yapacağız.”

SAĞLIĞA ULAŞIM KOLAYLAŞTIRILMALI

“Her hastalıkta olduğu gibi bunun bir toplumsal sorun olduğunu Sağlık Bakanlığı’nın görmesi lazım. Aşı yaparak sorumluluğundan kurtulamaz çünkü farkındaysanız bu salgından etkilenenlerin başında yine sağlığa erişimde zorluk çeken gruplar geliyor. Bu insanların barınma koşulları iyi değil, beslenme koşulları , hijyenik koşulları iyi değil. Sağlığın sadece ilaçla ya da aşıyla olmayacağını da Sağlık Bakanlığı’na tekrar hatırlatmak lazım. İnsanlara iyi bir barınma, beslenme, temizlik ortamı sağlanabilirse o zaman bu hastalıklarla baş etme şansımız daha fazla olur.”

DOMUZ GRİBİ NE KADAR TEHLİKELİ?

“Aslında bakarsanız domuz gribi geçirmek sanıldığı kadar kötü bir şey değil. Önümüzdeki günlerde boğazımız yanrmaya, burnumuz akmaya başlar, ateşimiz de 38.5 derece olursa bilelim ki bu domuz gribidir. Bu durumda ne yapmalı? Yapılacak şey çok kolay hastaneye gitmemeli. Eve gitmeli. Çünkü “Ben acaba domuz gribi miyim” sorusuna cevap bulmanızın pratik bir anlamı yok. Eğer hastaysanız bilinki domuz gribisinizdir. Tedavisi de farklı değil. Her grip nasıl tedavi ediliyorsa, domuz gribi de aynı. Eve gidilecek, dinlenilecek, bol sıvı alınacak. Diğer insanlarla ilişkiler azaltılacak ki diğıer taraflara geçmesin diye. Panik yapmanın gereği yok”

HİJYEN NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

“Bu çok önemli. Yani okullarda, toplu yaşanılan yerlerde, devlet kuruluşlarında hastanelerde hijyene çok dikkat edilmeli. Örrneğin bizim hastanemizde her yere el yıkama bölümleri yaptık. Ancak bir çok okulumuzda bu imkan yok. Bunların sağlanması lazım. Ayrıca çocuklarımızın mutlaka ellerini yıkamasını öğrenmesi gerekiyor. Maske ile dolaşma işi biraz komik. Maskeler çok özel maskeler olmazsa eğer koruyucu özelliği yok. Maskeyi hasta olanlar kullanmalı. Hastaysanız ve toplum içine çıkıyorsanız o zaman maske takın. Çünkü öksürürken, gülerken ağızdan çıkacak partiküllerle bu hastalığı bulaştırmak mümkün. Ama sokakta maske ile dolaşmanın bir anlamı yok”


Körfez’de SSGSS ve domuz gribi paneli yapıldı

KOCAELİ’nin Körfez ilçesi Esentepe Mahallesi’nde GSS ve domuz gribi hakkında panel düzenlendi. Hacı Bektaş Veli Derneği’nde yapılan panele konuşmacı olarak Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç Dr. Nilay Etiler katıldı.
Etiler yaptığı konuşmada GSS ile ilgili şu ana kadar uygulamaya konulmuş olan ve ileriki zamanlarda uygulanacak olan aile hekimliği, katkı payları, hastanelerin özelleştirilmesi hakkında bilgi verdi.
Daha sonra domuz gribi hakkında bilgi veren Etiler domuz gribinin diğerlerinden farklı olmadığını fakat bu gribin fakının insan vücudunun bu gribe karşı direncinin olmaması olarak özetledi. Aşının önemli ve hastalığı yenebilecek bir uygulama olduğunun altını çizen Etiler ama tek başına yeterli olmayacağını da sözlerine ekledi. Etiler konuşmasını bitirmeden önce risk grubunda ki vatandaşların mutlaka aşı olması gerektiğini söyledi. (KOCAELİ)
Elif Görgü
ÖNCEKİ HABER

HUKUK KÖŞESİ

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa