11 Kasım 2009 05:00

GERÇEK

KESK yöneticileri, bir zamandan beri, diğer konfederasyonları ve çeşitli meslek ve kitle örgütlerini, emekten yana siyasi partileri ve çevreleri ziyaret ederek, 25 Kasım grevi için destek istiyor.

Paylaş

KESK yöneticileri, bir zamandan beri, diğer konfederasyonları ve çeşitli meslek ve kitle örgütlerini, emekten yana siyasi partileri ve çevreleri ziyaret ederek, 25 Kasım grevi için destek istiyor.
Bu ziyaretler sonrasında yapılan açıklamalarda, büyük bir çoğunluk, KESK’in ve Kamu-Sen’in grev gerekçelerinin haklılığına dikkat çekerek, “Elbette biz de elimizden gelen desteği vereceğiz” açıklamaları yapıyorlar.
Eğer bu “Destek vereceğiz!” sözü aşırı bir biçimde “aşınmış” olmasaydı, bu sözlerden ve açıklamalardan, “KESK ve Kamu-Sen’in çağrısına uyan kamu emekçileri grev yapacak, ama Türk-İş başta olmak üzere pek çok sendika, meslek örgütü ve çeşitli türden emekçi örgütleri de bu eylemi çeşitli biçimlerde destekleyecek. Demek ki 25 Kasım günü Türkiye’nin emekçileri grev, iş bırakma, gösteri, basın açıklamaları, yürüyüşler vb. biçimindeki eylem ve etkinliklerle ayakta olacak!” sonucunu çıkarabilirdik.
Ancak, geçmiş dönemde, herkesin herkesi desteklediğini açıkladığı ama gerçekte, istisnai durumlar dışında, laftan öte pek bir desteğin yapmadığı göz önüne alındığında, “Destek veriyoruz” sözünden, gerçek bir desteğin çıkıp çıkmayacağını söylemek de imkansızlaşıyor.
Örneğin en büyük sendika ve KESK yöneticilerine destek sözü veren Türk-İş’in “destek “ açıklamasının üstünden 10 günden fazla zaman geçtiği halde, pek çok ilde Türk-İş’e bağlı sendikalara “25 Kasım’da kamu emekçilerinin grevine Türk-İş’e bağlı sendikaların da destek vereceği”ne dair bir talimatın iletilmediği belirtiliyor. Elbette bazı sendikaların Türk-İş’in bu girişiminden bağımsız olarak, kamu emekçilerine destek vermek için kimi eylemlere hazırlandığı haberleri geliyor. Ama bunların sayısı da birkaçı geçmiyor.
Elbette sadece sendikalar değil; odalar ve çeşitli türden meslek örgütleri de “Kendi üyelerini ve temsil ettikleri mesleklerden en geniş kesimi, verdikleri ‘destek sözü’ doğrultusunda harekete geçirmek için neler yapmaktadırlar?” sorusu da halen yanıtsızdır.
Yine, “İlerici demokrat, emekten yana siyasi partiler; kendi çalışmalarıyla kamu emekçilerinin grevini destekleme arasında nasıl bir ilişki kurmaktadırlar; çeşitli emekçi çevrelerle bu grevin desteklenmesi doğrultusunda gerçek bir gayret içinde midirler?” sorusu da yanıt beklemektedir.
Elbette burada yapılmak istenen “Kim ne yapıyor” “Kim neyi nasıl yapıyor”u sorgulamak değildir. Burada amaç, emek mücadelesi içinde “destek” sözünün anlamına uygun bir tavır alışla, sözcüğün anlamıyla hayat arasında doğru bağlar kurmanın gereğinin, mücadele bakımından önemine dikkat çekmek; işçi-emekçi ahlakının istismar edilmesine son vermenin önemine vurgu yapmaktır!
Bu elbette sendikaların, emek örgütlerinin, emek mücadelesin önemseyen partilerin kendilerine karşı dürüst olmalarının, kendileriyle barışık olmalarının ve özgüvenli davranmalarının da ilk koşuludur.
Yunus Emre, Pir Sultan Abdal gibi, halk indinde mücadele ve doğruluk simgesi olan kişilere atfedilen bir ahlak ilkesi olan; “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün” öğüdü bile emek örgütleri için geri çekicidir. Çünkü bu bireysel bir dürüstlük ifadesidir. Emek örgütleri, başında bulunan kişilerin mülkü olmadığı gibi, onunla da var olmamıştır. Onlar birer mücadele örgütü olarak “olmaları gerektiği gibi olmak” (*) zorundadırlar. Ve görünüşleri de bu “olmaları gerektiği durumla uyumlu” olmalıdır. Demek ki, yukarıdaki deyim; bugün ve söz konusu olan emek örgütleri olduğunda, “Olman gerektiği gibi ol ve olduğun gibi görün” biçiminde olmalıdır.
Tüm emek örgütlerinden, sendikalardan, emekten yana siyasi çevrelerden beklenen budur!

(*) Örneğin bir sendika konfederasyonu ya da bir sendikanın, bir emek örgütünün “Biz bu memur grevine destek vermiyoruz” demesi (Memur-Sen böyle diyor) , “olduğu gibi görünmek”tir ve soyut olarak “dürüstlük” gibi görünse de bir emek örgütü için olumlanacak bir durum değildir. Tersine bu tutum açıkça emek düşmanlığıdır, grev kırıcılığıdır.
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

Sınırdaki rant kavgası ölümleri getirdi

SONRAKİ HABER

Kazakistan’da tren, yolcu otobüsüne çarptı: 3 ölü, 3 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa