11 Kasım 2009 00:00

Kürt coğrafyasında işlenen cinayetlere ait belgelerin imha edildiğinden kuşkulanıyorum

Doğalarında bulunan kuşkucu kişiliklerinden mi veya ruh hallerinden mi kaynaklanıyor bilmem ama insanlar bazı olaylara kuşku ile bakıyor, kafalarında soru işaretleri oluşuyor

Paylaş

Doğalarında bulunan kuşkucu kişiliklerinden mi veya ruh hallerinden mi kaynaklanıyor bilmem ama insanlar bazı olaylara kuşku ile bakıyor, kafalarında soru işaretleri oluşuyor.
Kuşku, geçmişte yaşananların hatırlanması, bilince çıkması ya da küçük küçük görüntü/objelerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan resmin bir sonucudur.
Ancak her halükarda bir realitedir ve yaşananlar ile bağı vardır. Bazen aile içinde trajediler yaşanmasına, bazen de büyük toplumsal felaketlerin önlenmesine yol açmıştır.
Kuşku duymama yol açan bazı gelişmeleri/durumları sıralamak istiyorum.
Son 25 yıl içinde, büyük çoğunluğu Kürt coğrafyası olmak üzere Türkiye’de sivillere yönelik 17 bin siyasal faili meçhul cinayet işlendi.
JİTEM’in kurucularından olan emekli Albay Arif Doğan, “Ergenekon” soruşturması kapsamında 14 Ağustos 2008 tarihinde gözaltına alındı. Silah ve mühimmatın yanı sıra 9 çuval doküman ele geçirildi. Bu dokümanlar, Arif Doğan ile yine 1993 yılında Ankara Elmadağ’da silahla öldürülmüş halde cesedi bulunan JİTEM kurucusu emekli Binbaşı Ahmet Cem Ersever’in ortak arşiviydi. Bu belgelerin, yaşanan bazı “faili meçhul cinayetler ile ilgili” olduğu iddia ediliyor. Bu iddiaya ben de katılıyorum.
Soruşturma kapsamında hazırlanan ikinci iddianameye 248 klasör delil/belge eklendi. Ancak, Albay Arif Doğan’ın ele geçirilen 9 çuvallık arşivinden hiçbir belge eklenmedi. Sadece, bu belgelerin sıralandığı fihrist klasöre yerleştirildi.
“İrtica İle Mücadele Eylem Planı” adıyla ifade edilen bir belgenin fotokopisi 12 Haziran 2009 tarihinde basına yansıdı. Belge “kağıt parçası” işlemi gördü. Dört ay sonra ise bu belgenin aslı açığa çıktı. Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda görev yapan muvazzaf bir subay tarafından “Ergenekon” davası soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcılarına gönderilen bir ihbar mektubuna eklenmişti. Ayrıca ihbar mektubunda; “Belgenin fotokopisi basına yansıyınca, aynı gün Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı’ndaki 40 çuval belge dosyası karargah subayları nezaretinde üç gün boyunca kağıt imha makinelerinde öğütüldü, sonrasında yakılarak imha edildi” ifadeleri yer alıyor.
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 27 Ekim 2009 tarihli yazısında, 40 yıl boyunca siyasetiyle Türkiye’ye hizmet etmiş 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den özel bir beyanat aldığını belirtti. Demirel demiş ki: “Bu devlette hiçbir belge kaybolmaz (imha edilmez demiyor), çünkü herkes kendi geleceğini garanti altına almak için kendiyle ilgili her belgenin kopyasını alır.”
Noktaları birleştirdiğimde karşıma bir resim çıkıyor. Kuşkulu olmak için çok büyük gerekçelerim vardır. Ve bu kuşkumun giderilmesi için olguların/olayların tüm boyutlarıyla açığa çıkarılması gerekiyor. Daha geçenlerde Arjantin’de, cunta dönemine ait büyük bir miktarda belge açığa çıktı. 1976-1983 yılları arasında cunta tarafından işlenen cinayetlere ait belgelerdi.
Kuşkulu olayların tarafları vardır. Kuşkulu bu durumu gidermek, öncelikle onlara düşüyor.
Farz edelim ki onlar bu çabaya girmedi. İşte o noktadan sonra, kuşkulu olaylardan/olgulardan zarar gören, görme olasılığı olan kişiler ya da bunları açığa çıkarma yükümlülüğü taşıyan kamusal kurumlar devreye girmelidir.
Bu temelde:
Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda imha edilen 40 çuval belge, başta Kürt coğrafyasında olmak üzere JİTEM’in işlediği cinayetlere ait doküman mıdır?
Ağırlıklı olarak 1993-97 yılları arasında Bolu ve Kayseri komando birliklerince işlendiği iddia edilen, kırsal alanda/köylerde yaşayan sivil Kürt yurttaşlara yönelik olarak işlenen cinayetlere ait doküman mıdır? Yoksa ikisini de mi kapsıyor?
Demirel’in işaret ettiği gibi, bu olaylara ilişkin belge ve doküman Genelkurmay Başkanlığı’nın arşivinde mevcut mudur?
Genelkurmay Başkanlığı, imha edilen 40 çuvallık dokümanın neler olduğunu, hangi döneme ait olduğunu açıklayacak mı?
Genelkurmay Başkanlığı, imha edilen çuvallar olayı ve sorumluları hakkında idari ve adli bir işlemi kararlılıkla yürütmeyi düşünüyor mu?
Hükümet idari işlem başlatacak mı?
Sivil yargı adli işlem başlatacak mı?
Parlamento ne yapmayı düşünüyor?
“Ergenekon” davası iddianamesini hazırlayan savcılar, Arif Doğan gözaltına alınırken ele geçirilen Doğan-Ersever arşivinden dosyaya koymak üzere delil kabul edilir hiçbir belge tespit etmedi mi? O zaman, klasöre koyduğu ve bir kısım belgenin fihristlendiği yazının bir anlamı var mı?
En iyimser yaklaşımla bu belgelerin bir kısmı, asker (JİTEM) olarak görev yaptıkları dönemlere aittir. Savcılık, bu belgelerin asıllarını Genelkurmay Başkanlığı’ndan yazılı olarak istedi mi? İstedi ise hangi tarih ve sayı ile istendi? Ne cevap verildi? Asılları gönderildi ise ne işlem yapıldı veya ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyor?
Milletvekilleri ve parlamentoda grubu bulanan partiler, bunların açığa çıkarılması için herhangi bir çabanın içine girecekler mi? Soru önergeleri vermeyi, Meclis araştırması için talepte bulunmayı düşünüyorlar mı?
Kuşkumuzu giderin!..
Kuşkumuzu gidermez iseniz, bunun altında kalırsınız.
Bari, Türkiye’nin bunun altında kalmasına neden olmayın. Sizleri bilmem ama bizler buna izin vermemek için sessiz kalmayacağız!..
MİHDİ PERİNÇEK İnsan Hakları Savunucusu
ÖNCEKİ HABER

Hayat TV okuldaydı ama değildi

SONRAKİ HABER

Mobilya fabrikasında çalışan İşçi Erol Karaş’ın sol kolu makineye sıkıştı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa