12 Kasım 2009 05:00

İletişim akademisyenlerinden Serdar Turgut’a tepki

Akşam gazetesinde Serdar Turgut’un Rojin’i hedef alan yazısı tepki almaya devam ediyor.

Paylaş

Akşam gazetesinde Serdar Turgut’un Rojin’i hedef alan yazısı tepki almaya devam ediyor. Arkasından gelen “açıklama” ve “özür” yazılarını da okuyarak harekete geçen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri, bir metin hazırlayarak Turgut’a ve medyadaki kışkırtıcı yaklaşımlara tepki gösterdi.
Yazıda anılan genel yayın yönetmenlerinin konuya yaklaşımına değinilen açıklamada şöyle denildi: Turgut’un yazısında, gazeteciler dışında, adına “özel olarak” yer verilmiş iki kişiden biri olan Rojin’in “hassasiyeti”ni de piyasa mantığı içinden kavrayacak; seks köleliği ve toplu seks partileri ile yan yana anılmayı, “iyisi,” “kötüsü” olmayan bir reklam addetmenin en uygun davranış olacağını ima edeceklerdi. En kötü ihtimalle, “amacını aşan” bu münasebetsizliğin, “belleksiz bir toplumda” tez zamanda unutulacağını temin edeceklerdi. Hatta bu teminat, “ben Serdar Turgut tarafından iki yüz bin kez öldürüldüm, seksen bin kere bıçaklandım, hâlâ hayattaysam, merak etme, senin iffetine halel gelmez” sözleriyle, teskin edici bir tona bürünecekti. Böylelikle, namus teminatı vermekten öteye gidilemeyen “erkek” bir yayıncılık dünyasında, namusun ne olduğunu savunmanın da kadınlara düştüğü bir kez daha ortaya çıkacaktı.
Mizah yazılarıyla ilgili genel kanının, bu yazıların politik ahlakın sınırlarının aşınmasını kolaylaştırdığı olduğunu hatırlatan iletişimciler, “Mizaha tahammülsüzlük, akıl ve ufuk darlığından yani toplumsal bir anlayışsızlıktan başka bir anlam taşıyabilir mi?” diye sorduktan sonra, şöyle devam etti: Ancak, her türlü ayrımcılığa, bu ayrımcılığın en dışlayıcı biçimlerine fıkralar ve şakalar yoluyla geçit veren ve her türlü ayrımcılığı ve bu ayrımcılığın en dışlayıcı biçimlerini fıkralar ve şakalar yoluyla ifade eden bir kültür söz konusu olduğunda, mizahın karşı koyma işlevinin yanına “onay verme” de eklenir.”
Michel Foucault’yu anan akademisyenler, düşünürün klinik tavrı tartıştığı metninde, “toplumsal/hukuksal kurallara karşı çıkan kışkırtıcı anlatımın, sözde merhametin, sözde uzlaşmanın, sözde benimsenmiş kolektif alışkanlıkların yarattığı kurumsal akılmış gibi duran ve bireyin özgürlüğünü yok eden koşulları göstermenin ender yollarından biri olduğunu” açıkladığını hatırlattı ve ekledi: Şehit annelerinin gözyaşlarıyla beslenen merhamet simsarlarının güç istemlerini artırmak için, tam da milli heyecanların yükseltildiği bir dönemde, milli heyecanları yükseltenlerin mevcut siyasal iktidarın en az elli yıldan beri sorumsuz ortağı oldukları da bilinirken kışkırtmak, kışkırtmanın da içini boşaltmak, iktidarı çoğaltmak anlamına gelmez mi?
Metni imzalayan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyeleri, Eser Köker, Nur Betül Çelik, Beybin Kejanlıoğlu, Ruken Öztürk, Mine Gencel Bek, Nejat Ulusay, Bedriye Poyraz, Ülkü Doğanay, Sevilay Çelenk, Fatih Keskin, Pınar Özdemir, Umut Tümay Aslan Yeğen, Ali Karadoğan, İnan Özdemir, Hatice Çoban Keneş ve İlksen Dinçtürk.
(MEDYA SERVİSİ)
ÖNCEKİ HABER

Sağlam’dan ‘T’ sergisi

SONRAKİ HABER

27. Musa Anter Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa