Edebiyat Buluşması: Dil, varlığın ve kimliğin evidir

Edebiyat Buluşması: Dil, varlığın ve kimliğin evidir

DİYARBAKIR Sanat Merkezi, Winternachten Vakfı ortaklığı ve Lîs Yayınevi işbirliği dünya edebiyatının değişik ülkelerdeki temsilcilerini bir araya getiren “uluslararası edebiyat günleri” sona erdi.


DİYARBAKIR Sanat Merkezi, Winternachten Vakfı ortaklığı ve Lîs Yayınevi işbirliği dünya edebiyatının değişik ülkelerdeki temsilcilerini bir araya getiren “uluslararası edebiyat günleri” sona erdi. Uluslararası Edebiyat Festivali’nin bir ayağı olarak gerçekleştirilen uluslararası edebiyat günleri, farklı kültür ve edebiyatların buluşması ve farklı ülkelerden gelen yazarların Diyarbakır’daki Kürt sanatçılarla bir araya gelmeleri bakımından önemli bir deneyim oldu.
İlginin büyük olduğu edebiyat günlerinde, tartışılan konuların başında batı dışı edebiyat geleneğinden izler, Ortadoğu’da Kürtçe’nin dilsel ve edebi konumu, yine bu minvalde Mezopotamya ve Ortadoğu’da edebiyatın din ve mitoloji ile ilişkisi tartışıldı. “Batı Dışı Ülke Edebiyatında Güncel Eğilimler” başlıklı panelde, farklı dillerin kullanım hakkı tartışılırken, ilk kez devlet üniversitesi çatısı altında panelistler Kürtçe konuştu. Bunun yanı sıra Diyarbakır Sanat Merkezi’nde bir araya gelen Güney Afrikalı şairler ve Kürt şairler yok sayılan dillerden barış, özgürlük ve birlikte yaşamanın önemine değinen şiirlerinden okumalar yaptılar.
Güney Afrika’dan gelen Yazar ve Şair Diana Ferrus; barışa ve anadiline olan özlemini “Afrikaans, bir barışma dili” isimli şiirinde şu dizelerle dile getiriyordu:
Bu, dediler
Zalimin dilidir.
Bu, dediler
Avrupa’nın ağzından çıkıyor.
Bunun, dediler
Tek bir biçimi var
Tek bir iletişim için.

Ama o, Afrika’nın göbeğinden geliyor
Kölelerin, Avrupalıların ve yerli halkın ağzından
Eski davulların ve el yapımı gitarların tınısıyla dans ediyor
ANTER’İN ŞEHRİNİ SELAMLIYORUM
Ferrus, barış diyordu konuşmaların başında, ezilen tüm halklar için… Diyarbakır’da bulunmanın Kürt yazar ve şairlerle bir arada olmanın gururunu yaşadığını belirtiyordu. Kürt dili için mücadele edilmesi gerektiğini söylerken yüzünden dökülen duygu izleyicilerin büyük alkışları arasında yeniden fark ediliyordu. Antiler Aruba’dan gelen Şair Lasana M. Sekou da Musa Anter’in şehrini selamlıyorum diyerek konuşmasına başlamıştı ve “Bizim dilimiz, bizim etimiz Avrupa emperyalizminin elinde yok oldu” diyordu. Diyarbakır Anadolu Lisesi öğrencileriyle bir araya gelirken, masanın üzerine çıkıp şiirlerini okudu tüm coşkusuyla. Şunları söylüyordu tüm inancıyla:
Yola devam etme zamanı
Ve bugün burada selamlıyorum sizleri
İlk kezmiş gibi
Kanla örülmüş ortak bir dünyada veriyoruz kavgamızı

Aslında aynı evde yaşıyoruz
Ve aynı dansları ediyor
Birbirimizin şarkılarını söylüyoruz
Bilmeden birbirimizin ismini-
Abiler ve ablalar…
Kuzenler ve yoldaşlar…
Mağdurlar ve savaşçılar…
ACIMIZIN VE SEVİNCİMİZİN EVİNE DAVET
Lasana M. Sekou, Diyarbakırlı Kürt yazar ve şairlerle bir araya gelmenin mutluluğunu sık sık dile getirirken, “Uluslararası Edebiyat Günleri”nin en önemli buluşmasına; dengbejleri, Afrikalılar’ı, Faslıları bir araya getiren “Acımızın ve Sevincimizin Evine Davet” isimli etkinliğine sıra gelmişti. Lasana M. Sekou ve Diana Ferrus, Kürt edebiyatının ilk roman yazarı olan Erebé Şemo’nun “Şıwané Kurmanca” isimli romanından kesitler okumak için Kürtçe alfabe üzerinde çalıştılar gün boyu. Akşam olduğunda dengbej divanı kurulmuş KESK müzik grubu Kürtçe şarkılar söylemek üzere yerini almıştı. Dengbejler, Kürt destanlarını anlatan klamlar söylerken, farklı ülke ve kültürlerden yaklaşık 50 sanatçı, yazar ve şair dengbejlerin sesinde ortak bir duygu dili ile Erebé Şemo’nun kitabından okumalar yapmak üzere kürsüye çıktılar. Ama öncesinde Erebé Şemo’nun kim olduğunu, neden böylesi bir buluşmaya ihtiyaç duyulduğu konusunda Lîs Yayınevi Genel Koordinatörü Lal Laleş Kürtçe bir konuşma yaptı. Yazar Ayşegül Devecioğlu “Dil, varlığın ve kimliğin evidir, gözyaşı ve kahkahanın, ninnilerin hikayelerinin, bebeklerin gülüşünün…” diyordu. Kürt yazılı ve sözlü edebiyatının yeterince bilinmediğini dile getirerek, bu durumun olumsuz sonuçlarına işaret etti.
Kürt, Türk ve farklı ülkelerden gelen yazarlar Erebé Şemo’nun kitabından kesitler okudular. Okunan satırlardan bir iki cümle şöyle idi:
Baharın ilk günleriydi, karlar erimeye yüz tutmuş, yüzünü gösterir olmuş, güneş ışınları dağları ve vadileri ısıtmaya başlamıştı. Karların eridiği yerlerde kardelenler topraktan fışkırıp çiçeğe durmuşlardı. Ademoğlu baharın haşmeti karşısında dilsiz kalıyordu.
Dengbejlerden, müzik grubuna ve yazarların Kürtçe okumalarına kadar sıcak bir atmosferde geçen buluşmada, duygulu anlar da yaşandı. Halayların çekildiği şarkıların söylendiği okuma etkinliğinde, dilin dolaysızca etkili olduğu bir dünyaya tanıklık edildiğini söylemek mümkün. (KÜLTÜR SERVİSİ)
Diyarbakır Sanat Merke
www.evrensel.net