13 Kasım 2009 05:00

DURUM

10 Kasım’da TBMM’de yapılan “açılım” oturumunda, CHP’li Sözcü Onur Öymen’in yaptığı utanç verici konuşma, kuşkusuz epeyce tartışılacak.

Paylaş

10 Kasım’da TBMM’de yapılan “açılım” oturumunda, CHP’li Sözcü Onur Öymen’in yaptığı utanç verici konuşma, kuşkusuz epeyce tartışılacak. Nitekim epeyce köşe yazarı, bu konuşmayı kınayan makaleler kaleme aldı. TV’lerin başındaki az çok vicdan taşıyan insanların kanını donduran Öymen ne diyordu: “Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse bu mücadeleyi durduralım demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı?..”
Çanakkale’yi bir tarafa bıkalım. Bunun emperyalist paylaşım savaşı içindeki bir muharebe ve ulusallıkla da, vatan savunması ile de bir ilgisi bulunmuyor. Kurtuluş Savaşı’na gelince: Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918’dir. Kurtuluş Savaşı’nın son zaferleri 1922’de kazanılmış, Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir. Yani her şey dört beş yıl içerisinde olup bitmiştir. Ama Öymen’e bakılırsa “Kurtuluş Savaşı” hâlâ devam etmektedir. Öymen’in Dersim ve Şeyh Said örneğini kullanmasını dikkate aldığımızda, bu “kurtuluş mücadelesinin” Kürtlere karşı verildiğini anlıyoruz!
Bu ve bu tür kafaları nitelemek için politik literatürde kullanılan kavramlar hangileridir? Faşistlikten şovenistliğe, despotluktan katliamcılığa kadar uzanan geniş bir kavramlar listesi bulunmaktadır. Ama işin acı tarafı şudur; Dersim’e sefer düzenleyip kıyım ve katliam yapan yönetin anlayışı aynen devam etmiş, son 25 yılda köyler yakılıp yıkılmış, ilçeler bombalanmış, insanlar katledilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, Öymen’e ve temsil ettiği zihniyete bunlar bile yetersiz görünmektedir. “Yeni düvel”e dört yılın yetmesi, ama mazlum Kürtlerin seksen kusur yılda susturulamaması da bu kafalara hiçbir şey anlatmıyorsa, söylenecek pek bir şey kalmıyor. Onlara karşı ancak mücadele edilebilir.
Peki bütün bunlar neden yapıldı, yapılıyor ve bu gerici güruh tarafından yapılmasının devamı isteniyor? Kürtler ayrı bir halk olarak en doğal haklarını, yani dillerini, kimliklerini, kültürlerini özgürce geliştirmek istiyorlar ve bu ülkenin yasal ve anayasal haklara sahip, eşit ve özgür vatandaşları olmak istiyorlar. Ağızlardan salya saçarak, eller titreyerek, sözlerden kan damlatarak Meclis kürsüsünden yapılan konuşmanın nedeni işte bu.
Bu şovenist kafaya göre Dersimliler, Kürtler, kendileriyle savaşılan İngilizdir, Yunandır vb... İşin dikkat çekici bir başka yönü ise şudur: Kürsüden konuşan sözcülerin “maksatlarını aşan ifadeler kullanmaları” durumunda, bu durum itirazlarla karşılanmakta; “ne demek istediği” sorulmakta, ilgili sözlerin düzeltilmesi ya da tutanaklardan çıkarılması talep edilmektedir. Ama bu sözlere sadece CHP ve MHP sıralarından değil, “açılım sahibi” AKP sıralarından da itiraz yükselmemiş; “Be adam sen ne diyorsun” diye sorulmamıştır. Hiç olmazsa “insaniyet adına” bazılarının, özellikle de iki Dersimli vekilin itiraz etmesi beklenirdi!
Dersim Halepçe’dir! Cumhuriyet tarihinin en kanlı, en utanç verici katliamlarından birisi bu topraklarda gerçekleşmiştir. Ama tüm bunlara karşın Dersimliler kin ve öfkeyle hareket etmediklerini, intikam ve düşmanlık beslemediklerini daha birkaç hafta önce kanıtlamadılar mı? Cumhurbaşkanı Dersim’e gittiğinde herhangi bir tatsız olayla karşılaştı mı? Dersimliler olgunluk içerisinde taleplerini, isteklerini sıraladılar, gelene de konuk muamelesi yaptılar.
Muhtemelen cuma günü -bugün- Meclis’te adı konmamış olsa da, Kürt sorunu tartışılacak. Kürtlerin talepleri bellidir. Onlar eşitlik, özgürlük ve yasal, anayasal haklar talep ediyorlar; dillerini, kültürlerini, özgürce ve engelsizce geliştirmek istiyorlar. Hükümet partisi AKP, bu talepleri içeriği boşaltılmış ve en geri noktalara çekerek, bir “sonuca bağlamak” istiyor. Buna karşın CHP ve MHP ise inkarcı, şovenizmi savunan ve kışkırtan bir çizgide bulunuyor. Ama Kürtlerin özgürlük talepleri artık zincirlenemez ve Halepçe “çözümleri”nin çözüm olmadığı da kanıtlanmış durumdadır.
Ahmet Yaşaroğlu
ÖNCEKİ HABER

Dersimlilere CHP’den istifa çağrısı

SONRAKİ HABER

Cumartesi Annesi Anik Can hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa