13 Kasım 2009 00:00

Sendikalar ne için varlar?

İş güvencesi yasasının yürürlüğe girmesinden sonra sendikal örgütlenmelerin önünün açılacağı, sendikalı çalışan sayısının artacağı beklenmiş, örgütlenmelerin önündeki engellerin kalkacağı düşünülmüştür.

Paylaş

İş güvencesi yasasının yürürlüğe girmesinden sonra sendikal örgütlenmelerin önünün açılacağı, sendikalı çalışan sayısının artacağı beklenmiş, örgütlenmelerin önündeki engellerin kalkacağı düşünülmüştür. Sendikal örgütlenmelerde istenen artış olmadığı gibi işten çıkarılan işçi sayısının artması da örgütlenmelerin önünde bir engel olmaya devam ediyor. Zaten özel sektörde örgütlenmek işçiler için, işten çıkarılmayı göze almaktan geçiyor. Hatta aynı sektörde patronların kara liste uygulaması nedeniyle de örgütlemelere öncülük eden işçiler bir daha o sektörde iş bulamama gibi olaylarla da karşılaşabiliyorlar.
Sendikal örgütlenmede bedel işçilere ağır ödetiliyor. Ve bütün sektörlerde örgütlenilmesi gereken birçok işyeri mevcut. Burada bahsetmek istediğimiz sektör ise metal iş kolu. Metal iş kolunda Türkiye’de Türk-İş’e bağlı Türk Metal, DİSK’e bağlı Birleşik Metal, Hak-İş’e bağlı Çelik-İş sendikal faaliyet yürütüyor. En fazla üyeye sahip olan büyük işletmelerde bulunan sendika ise Türk Metal Sendikası. Uzlaşmacı, patrondan yana olan, işçiden çok işletmeleri düşünen, farklı sese tahammülün en alt sırada olduğu bir sendika. Bu işçilerin genel düşüncesi. Aslında bir sendikayı anlatmak için iki kelime yeter! “Patrondan yana”, “Sınıftan yana” olan sendika.
Türk Metal Sendikası yöneticileri değişimde öncü olduğunu her zaman dile getirirler. Ve gene klişeleşmiş bir biçimde sendikayı anlatırlar. “Biz sendika olarak, metal işçileri olarak zor zamanlarda işyerimizin arkasında duran sendikayız. Çünkü biz işimizi de, işyerimizi de seviyoruz. Çünkü biz üretmek, kazanmak ve kazandırmak istiyoruz.” Evet bizler de kazanmak ve üretmek istiyoruz. Ama zor zamanlarda taşın altına patronun da elini koymasını istiyoruz. Kârlarından bir nebze olsun vazgeçmelerini talep ediyoruz. Oyak-Renault (Bursa), Arçelik (İstanbul), Ford-Otosan (Kocaeli) metal sektörünün devleri ve iyi kârları olan fabrikalar. Ve bu fabrikalarda Türk Metal Sendikası örgütlü. Kâr yüksek, emek sömürüsü yüksek, işten atmalar yüksek, maaş indirimleri yüksek...
Evet Türk Metal Sendikası emek sömürüsünde patrondan yana olmakta da öncü. Türk Metal Sendikası’nın öncülükleri bununla da sınırlı kalmıyor. Türk Metal Dergisi’nde (Eylül 09 sayı 122) yer alan küçük bir haberde şöyle deniyor; “Hoş geldin Surtel... Surtel Kablo Sanayi AŞ. Birleşik Metal-İş Sendikası’nda örgütlüydü. İşçiler adı geçen bu sendikadan istifa edip, Türk Metal’in güçlü çatısı altında birleşmeye, bütünleşmeye karar verdiler. Topluca istifa ederek İstanbul şubemiz bünyesine katıldılar.”
İşçiler bir sendikadan niçin topluca istifa ederler ve Türk Metal gibi hak gasplarında öncülük etmiş bir sendikada yer almak isterler. Ya da onca örgütsüz işyeri dururken neden böyle bir şey kabul edilebilir. Metal patronlarının tek bir örgütü varken (MESS) bizler aynı sektörde üç ayrı sendikayla hem kendi aramızda bölünmeyi yaşıyoruz hem de işçileri Türk Metalli-Birleşik Metalli gibi ayırarak çatışmalara neden oluyoruz.
Sebep her ne olursa olsun daha iyi koşullar yaratılmadıkça bu sektörde sendika değiştirmenin ya da örgütlü bir işyerinin yeniden örgütlenmeye çalışılmasının işçilere ne gibi bir faydası vardır. Sendikalar ne için varlar? Sendikalar ne işe yararlar? Sendika yönetiminde oturanlar ne için orada varlar? Ve Türkiye’de gerçekten işçi sınıfından yana olan bir sendika var mıdır? Bu gibi soruları çoğaltabilir ve bunlara kendi bakış açımızla cevap verebiliriz. Ama asıl olan gerçekle bu soruların yanıtlarını işçi sınıfının verecek olmasıdır.
Türk Metal Üyesi Bir İşçi (İstanbul)
ÖNCEKİ HABER

Grev geliyor!

SONRAKİ HABER

İHD Eş Başkanı Eren Keskin: Nadira Kadirova’nın dosyası kapatılmak isteniyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa