14 Kasım 2009 00:00

İsteğe bağlı sigortalıların emekliliklerinde yaşayacakları önemli bir sorun

Bilindiği gibi 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) kanunu 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Paylaş

Bilindiği gibi 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) kanunu 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Adına reform denilen bu yasa ile güya sosyal güvenlikteki açıklar kapatılacak, gelecekteki haklarımız korunacaktı. Reform kelimesi çocukluğumda ilk olarak, “Rönesans” sözcüğü ile birlikte olumlu bir şey olarak zihnimde yer etmişti. Reform; insanlığın uyanması, dogmatizmin yerine akıl ve bilimin boy göstermesi; resimde, heykelde, müzikte ve edebiyatta, kısaca sanatta da yapılan büyük bir atılımdı.
Ha, bir de zenginlerden alınıp fakirlere dağıtılan toprak parçalarını anlatan toprak reformu diye bir söz duyardım. Yani hiçbir olumsuz anlam taşımayan “iyi, güzel, doğru” olandı benim gözümde “reform”.
Ama şimdi ne zaman “reform!” kelimesini duysam ürker oldum. Hele bir de vergide reform, “sağlıkta reform” sözünü duysam hemen canım sıkılıyor. Nerede aydınlanma çağının yarattığı o güzelim olağanüstü değişimler, nerede günümüzde “reform” aldatmacalarıyla toplum üzerinde yıkım yaratan kanunlar... Halkın üstüne üstüne gidilerek var olan hakların ellerinden alınması... Sadece bugünün değil geleceğin de karartılması... Ben buna ancak anti-reform diyebilirim. En yumuşak söylemi ile...
İsteğe bağlı sigortalılık, adından da anlaşılacağı üzere; zorunlu olmadığı halde kişilerin ilerideki yıllarda hayatlarını idame ettirebilmeleri için devlete her ay belli bir miktar para yatırarak, yaşlılıklarında emekli maaşı alabilmelerini sağlayan bir sosyal güvencedir. Para, yani prim olarak yatırılacak bu paranın yatırılma süresi 01/10/2008 tarihinden önce 5 bin gün idi. İşte “reform!” yasası ile bu süre birden 9 bin güne çıkartıldı.
5510 sayılı Yasa ile eski adıyla SSK’lı yeni adıyla 4/A’lılarda isteğe bağlı sigortalılık kaldırılmıştır. Daha önce isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödeyenler 01/10/2008 tarihinden itibaren Bağkurluluk (Yeni adıyla 4/B) statüsünden sayılacaktır. Bağkurlu statüsünde sayılmaları demek de 9 bin gün prim ödemek demektir. Yani var olan hakların sessiz sedasız ellerinden alınmasıdır. Vatandaş aleyhine olan yasanın geriye yürüyemezliği ilkesine de aykırıdır.
Sosyal güvenlik çatısı altında yaşlılık, malullük, ölüm sigorta primi ödeyen her kimse emekli olmak için ilgili kuruma başvurduğu son üç buçuk yıl süresince (1260 gün) nereye prim ödemişse o kurumdan emekli olur. Bu durum ister;
Yeni adıyla 4/A eski adıyla (SSK) hizmet akdine bağlı çalışan ücretliler
Yeni adıyla 4/B eski adıyla (Bağkur) kendi adına bağımsız çalışanlar ve şirket ortakları
Yeni adıyla 4/C eski adıyla (Emekli Sandığı) devlet memurları
statüsünde olsun, yöntem aynıdır fark etmez. Yani emeklilik günü dolmuş bir sigortalıların emeklik için yukarıda saydığım sigorta kurumlarına tabi olarak çalışmalarında son yedi yılda en çok nereye prim ödediğine bakılır. Diyelim bu kişi emekli olmadan önceki son yedi yıl içinde ilk 3 yıl 4/A’lı olarak çalıştı, son 4 yıl da 4/B’li olarak çalıştı ise 4/B’lilik şartlarında emekli aylığına hak kazanır. İşte esas sorun biraz da buradan kaynaklanmaktadır. Örneğin 1975’ten beri isteğe bağlı sigortalı olan Mehmet Efendi isimli bir şahıs diyelim.
Mehmet Efendi, 2012 yılının Nisan ayında 5 bin günü doldurdum, yaş ve sigortalılık sürelerimi de tamamladım diyerek emeklilik için başvurduğunda, kendisinden 4 bin* gün, yaklaşık 11 yıl daha prim ödemesi istenecektir. Çünkü 01/10/2008’den sonra isteğe bağlı sigortalılar Bağkurlu (4/B) olarak sayılmıştır.
Oysa aynı kişinin primleri 01/10/2008’den önce 159.68 TL iken, birden 204.38 TL’ye çıkartılmıştır. Mehmet Efendi bunun nedenini sorduğunda ise kendisine sağlık yardımı(!) alabileceği bilgisi verilmiştir. İyi güzel de neden diğer bilgi, yani emekli olmaktaki aşırı gün artışı bilgisi kendisinden esirgenmiştir? Devletin isteğe bağlı sigorta primi ödeyenlere böylesi hayati önem taşıyan bir konuda birebir yazı göndererek bilgilendirmesi gerekmez miydi?.. Daha da önemlisi, daha önceden 5 bin gün yerine emekli olma hakkı varken 9 bin gün dayatması nasıl bir hukuka sığar?.. Doğrusu anlayamıyorum. Sadece akademik çevrelerde değil kurum üst düzey memurları tarafından da tartışıldığı üzere, bu olumsuzluğun mahkemelerde vatandaş lehine sonuçlanacağına kesin gözle bakıyorum.
Nitekim 08/09/1999 tarihinde çıkan 4447 sayılı Yasa ile kadınlarda 58, erkeklerde 60 olan emeklilik yaş sınırı, Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile geri çekilmiş, kademeli yaştan emeklilik sistemine geçilmişti.
Aydınlanma çağının önemli ressamlarımdan Leonardo da Vinci, “İyi geçen bir gün nasıl mutlu bir uyku getirirse, iyi geçen bir ömür de mutlu bir ölüm getirir” demiş.
Bilmiş sanki bu günleri. Ey bu ülkenin yetkili mercileri, dokunmayın da yasalara, yaşlılarımız üç kuruşluk emekli maaşlarıyla geçinmeye çalışsınlar. Bir gün siz de yaşlanacaksınız!..

* Buradaki 4 bin prim ödeme günü, en üst sınır olarak belirtilmiştir. Sigortalının prim ödeme başlangıç gününe göre daha aşağı prim gün sayısı gerekebilecektir.
GÜLÜZAR ÖZEV Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
ÖNCEKİ HABER

Ğadir Hum Bayramı günü tatil olmalıdır

SONRAKİ HABER

Mal varlığın araştırması isteyen Davutoğlu, Siyasi Etik Teklifi’ni imzalamamış

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa