14 Kasım 2009 00:00

Hukukçular bile açıklayamıyor

Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in telefonlarının dinlenmesine tepkiler dinmiyor.

Paylaş

Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in telefonlarının dinlenmesine tepkiler dinmiyor. Adalet Bakanlığı dinlemenin Ergenekon soruşturması kapsamında yapıldığını itiraf ederken, hukukçular bu uygulamanın yaşandığı bir ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceğini, bunun ancak bir ‘polis devletinde’ mümkün olacağına dikkat çekiyor.
YARGITAY’IN TELEFONLARI
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker dün yaptığı açıklamada, yargının savunma durumuna düşürülmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi. Yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığının zedelendiğine dikkat çeken Gerçeker, “Yargı reformu bunları düzeltmek için yapılmalı. Bugün Yargıtay’ın telefonları dinleniyor. Bu telefonlar kime ait olursa olsun sonuçta Yargıtay’ın telefonları, Yargıtay’ın tüzel kişiliğinin telefonlarıdır. Yargıtay bağımsız bir kurumdur. Birinci Başkanlık Kurulu’nun bilgisi olmadan böyle bir dinleme yapmak nasıl mümkün oluyor? Bir ilin cumhuriyet savcısı dinleniyor. Çok önemli bir soruşturmanın başında olan insan dinleniyor. İlgililer kimse, bir kez daha uyarıyorum: Hukuka aykırı işlemlerden, yargının bağımsızlığını zedeleyecek, kuvvetler ayrılığına aykırı düşecek faaliyetlerden, davranışlardan vazgeçsinler” diye konuştu.
AMAÇ YARGIYI KONTROL ETME
Dinlemeye tepki gösteren Danıştay Başkanı Mustafa Birden, “Yargı mensuplarının dinlenilmesi, fiziki takibe alınması, yazılı ve görsel basında haber ve görüntülerine sıklıkla yer verilmesi yargıyı kontrol etme ve üzerinde etkili olma gayesinden başka bir şey değildir. Bu durumu insan haklarına saygılı, demokratik ülke kavramıyla bağdaştırma olanağı bulunmamaktadır” dedi.
‘AÇIKLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUM’
Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Yapılan dinleme kurumsal ve kolektif bir dinleme. Açıkçası dinleme konusunda uygulamaya konulan işlem ve eylemler demokratik bir hukuk devletinde istisnai olarak başvurulan bir yol yerine daha çok totaliter devlet çağrışımı yapıyor. Ben anayasal çerçevede bunu açıklamakta güçlük çekiyorum” diye konuştu.
‘İSTİFA’
Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i istifaya çağıran İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, “Yaşananlar bir ‘hukuk devleti’ değil ‘polis devleti’ anlayışını ortaya koyuyor. Yargı üzerinde siyasetin gölgesi artık gölge olmaktan çıkmış açıkça kendini göstermiştir. Bu bir hukuk skandalıdır. Kabul edilemez bir olaydır ve sorumluların mutlaka hesap vermesi gerekir. Böyle bir olay bir hukuk devletinde gerçekleştiğinde Adalet Bakanı koltuğunda oturmamalıdır” dedi.
‘SUÇ ŞÜPHESİ OLMALI’
Prof. Dr. Süheyl Donay da dinlemenin yapılabileceği koşullara dikkat çekti: Dinleme için kuvvetli suç şüphesi bulunmalı ve başka türlü delillendirme yapılamaması gerekiyor. Yargıtay’daki bir hakim nasıl kuvvetli suç şüphesi altında olur? Öyle bir durum varsa görevden uzaklaştırabilir, soruşturma açabilirsin. (İSTANBUL)

56 HAKİM VE SAVCI DİNLENDİ
Adalet Bakanlığı önceki gün akşam saatlerinde yaptığı yazılı açıklamada, 56 hakim ve savcının dinlendiğini belirtti. Dinlemelerin Ergenekon soruşturması kapsamında yapıldığını açıklayan Bakanlık, aralarında Engin’in de bulunduğu 46 kişi hakkında yürütülen soruşturma sonunda suç unsuruna rastlanmadığı, YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Sincan Hakimi Osman Kaçmaz hakkındaki soruşturmaların tamamlandığı, 8 hakim ve savcı hakkındaki soruşturmanın sürdüğü ifade edildi.
5 YILDA 69 HAKİM VE SAVCI
Bakanlık, Engin hakkındaki soruşturmanın 16 Eylül’de sona erdiğini belirttiği açıklamasında şu bilgileri verdi:
*Son 5 yıl içinde adalet müfettişlerinin talebi üzerine toplam 69 hakim ve savcının telefonları dinlendi. 56 hakim ve savcı, söz konusu soruşturma (Ergenekon) kapsamında dinlendi.
*Bakanlık, soruşturma izinlerini, 15 Nisan 2008 ve 5 Eylül 2008’de verdi. Adalet müfettişleri, 56 hakim ve savcı için mahkemelerden dinleme talebinde bulundu. Mahkemeler talepleri kabul etti ve dinleme kararı verdi.
*İnceleme sonucunda aralarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın bulunduğu 46 hakim ve savcı hakkında 16 Eylül 2009 tarihli rapor ile soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı teklif edildi.
*Eminağaoğlu ve Kaçmaz’la ilgili evrak ise ayrılarak yetkili mercilere gönderildi. 8 kişi hakkındaki işlem sürüyor.

BU ANCAK POLİS DEVLETİNDE OLUR

Sorularımızı yanıtlayan Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Kadri Markoç, polisin ve savcının talep ediyor, hakimin karar veriyor olmasının demokratik bir toplumda mümkün olamayacağını söyledi. Markoç, uygulamanın şeklen hukuka uygun olduğunu, ama insan haklarına ve demokrasiye aykırı olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: Faşizan bir yönetim anlayışının sonucu. Bütün müesseseler endişe duyuyorsa, bütün insanlar dinlenebilme ihtimali içinde yaşıyorsa, bu olsa olsa bir polis devletinin uygulaması olabilir. Bunları yapanlar bir gün hesap vermek durumunda. Hiçbir şekilde demokratik cumhuriyetin izleyebileceği bir yol ve yöntem değildir. Uygulayıcılara da tırnak içinde saygı duymamak mümkün değil, çünkü çok ilkeli, kararlı bir şekilde devam ediyorlar.

EMİNAĞAOĞLU’NUN VERİLERİ SİLİNMİŞ

YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun Yargıtay telefonu için Adalet Bakanlığı Başmüfettişi Mehmet Arı’nın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndaki (TİB) dinleme verilerinin kopyalandıktan sonra imha edilmesini istediği ortaya çıktı. Arı, 22 Aralık 2008’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazdığı yazıda şöyle dedi: 5271 sayılı CMK’nın ilgili 137’nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen telefonlara ait tüm verilerin ayrı bir veri taşıyıcısına kopyalanmasını ve bu telefonlara ait olan TİB KDM Programı üzerindeki tüm verilerin imhasının yapılarak tutanağının tanzimi rica olunur.
ÖNCEKİ HABER

Hasta tutuklulara mektup var

SONRAKİ HABER

Dolar/TL kuru saniyeler içerisinde 6,39’a çıkıp geriledi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa