16 Kasım 2009 00:00

Kriz Çağlayan’dan gitmiyor

‘Kriz’ döneminde onlarca tekstil atölyesinin kapandığı, binlerce işçi işten çıkarıldığı, yüzlerce aile geçinemediği için göç edip geldikleri memleketlerine geri döndüğü Çağlayan’da, kriz derinleşerek sürüyor.

Paylaş

‘Kriz’ döneminde onlarca tekstil atölyesinin kapandığı, binlerce işçi işten çıkarıldığı, yüzlerce aile geçinemediği için göç edip geldikleri memleketlerine geri döndüğü Çağlayan’da, kriz derinleşerek sürüyor. 2003 yılından beri tekstilde çalışan Turhan adlı işçi geçinemedikleri için ailesini memleketine gönderenlerden... Çalışarak onlara para yolladığını söyleyen Turhan, ‘böyle giderse ben de memlekete döneceğim’ diyor.
Çağlayan’ın arka sokaklarında dolaşırken köşe başında oturmuş çay içen bir grup işçinin yanına yaklaşıp krizin onları nasıl etkilediğini sorduğumuzda içlerinden biri maddi sıkıtılar yaşadıklarını anlatırken, “Şuan burada dört arkadaş oturuyoruz cebimizdeki paraları toplasanız 10 TL çıkmaz” diyerek yaşadıkları krizin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Aralarından bir başka işçi ise, “Kriz öncesi korkmadan çalışıyorduk şimdi ne zaman işten çıkarılırız diye sesimizi çıkaramıyoruz. Biz yine halimize şükrediyoruz ya küçük atölyede çalışanlar ya işsiz kalanlar. Onların durumu daha kötü” ifadesini kullanıyor.
ÇALIŞANIN HALİNE BAK!
Geçen atölye işleten ancak vergilerini dahi ödeyemez hale gelen, vergi borçlarından dolayı atölyeyi kapatmak zorunda kalan Hikmet şimdi işçi... Şimdi bir en azından bir işi olmasına seviniyor olmasına rağmen, “Kriz bizi vurmuş, her yanımızı yamultmuş, kriz içinde debeleniyoruz” diyor.
Atölyesi ola Kader çalışma koşullarını samimiyetle açık ediyor: “Yanımızda çalışan üç işçi atölyelerini kapatıp geldiler. Mesai parasını ödeyemiyoruz, yemek parasını ödeyemiyoruz. Burada her kişi kendine çalışıyor. Sadece harçlıklarımızı çıkarmaya çalışıyoruz. Birikmiş vergi borçlarımız var ve ödeyemiyoruz. Sözde biz işvereniz ama ne işvereni! Bu eski makinelerle herkes kendi parasını çıkarsın diye çabalıyoruz. Biz de buradakiler kadar işçiyiz. Elimden gelse öğlen yemeğine bile çıkarmayacağım. Çünkü kurtarmıyor. Çağlayan’da krizin yükünü işçiler ve ufak atölyeler çekiyor.”
BU KOŞULDA ÇIKIŞ ZOR
Haydar Keskin... Atölye sahibi. 22 senedir çalışıyor. Krizin kendisi için 2000’den bugüne devam ettiğini söylüyor. İşleri olmadığı için vergisini, faturalarını ödeyemediğini belirtiyor.
İçinde bulundukları koşullarda krizden çıkmalarının çok zor olduğunu vurguluyor: “Fason çalışıyoruz ve fason fiyatları beş yıl önceki fiyatlar. Hatta düşürdüler. Ayakta kalabilmek için sabah 6’da kalkıp işe geliyorum. Akşam da 10’da eve gidiyorum. Bu durum ancak büyük fabrikaların stokları biterse değişir, yoksa böyle devam eder. Olan işçiye ve biz atölyecilere oluyor. Benim gibi atölye işleten birçok arkadaşım atölyelerini kapattı. Bakalım biz nereye kadar dayanabileceğiz.”
“Çözüm bizde” sözünün hemen arkasına eklediği, “Ne çalışan işçiler çalıştırana güveniyor, ne de çalıştıran çalışana” cümlesiyle umutsuzluğunu dile getiriyor.
ESNAF DERTLİ
Esnaf olan Kadir yıllardır konfeksiyon malları sattıklarını, hiç böyle bir dönemle karşılaşmadıklarını, aylardır biriken kiralarını ödeyemediklerini, masraflarını bile karşılayamadıklarını anlatıyor. Kadir, “Her sene bir sonraki seneyi arattır oldu. Sonumuz nereye gider bilemiyoruz” diyerek umutsuzluğunu dile getirirken, bir başka esnaf ise yaşadıkları krizin sonunu göremediklerini, çevrelerindeki hanlarda dükkanların büyük kısmının boşaldığına dikkat çekiyor.
“Yanımızda dört tane eleman çalıştırmamız gerekiyor ama bir taneyi bile çalıştırmakta zorlanıyoruz. Çağlayan’da ki diğer esnaflar da aynı sorunu yaşamaktadır. Hükümetin uyguladığı bu politikalardan dolayı, belki iki ya da üç yıl içerisinde biz de kapatmak zorunda kalacağız. Hükümet hiçbir destek sağlamıyor. Hatta her geçen gün yeni zamlar esnafı batırdı” sözleriyle sürdürüyor konuşmasını...
(İstanbul/EVRENSEL)

ÜÇ KİŞİ SADECE BİR SİMİT YİYOR

Çevrenin nabzını en iyi simitçiler tutar diyerek yanaştığımız sokak simitçisi Hayri abi önce kendi durumundan yakınıyor. Veresiye aldığı simitleri zar zor satabildiğini söylüyor.
Sonra yaşanan yoksulluğu özetliyor: “Nerede görülmüş üç kişinin bir simit yediği? Bütün bunların sorumlusu şu başımızdakiler. Başımıza gelenler hep bizi sömürdüler.

İŞ DE YOK YOKSULLUK YARDIMI DA YOK...

Ev kadını Kıymet Budak iki senedir eşinin işsiz olduğunu belirterek; “Kendimi bildim bileli sıkıntı yaşıyorum. İki çocuk okutuyorum ve eşim iki senedir iş arıyor ama bir türlü iş bulamadığı için iki çocuğumu okutmakta zorluk çekiyorum. Kimi zaman ekmek bile bulamıyoruz” dedi.
Komşularının da durumunun iyi olmadığını, yardım vakıflarına yemek, kömür ve buna benzer yardımlar için başvurduklarını fakat karşılığında yanıt olarak “Gidin çalışın” gibi bir ifadeyle karşılaştıklarını belirten Budak, sözlerini şöyle tamamlardı: “İnsanlar çok karamsarlar ve karambolde yaşıyoruz. Kimse yarını göremiyor. Bu durumun değişmesi için yoksul insanlar bir araya gelmeli. Ancak biz kadınlara daha çok iş düşüyor. Sorumlular büyük patronlardır. Develer tepişiyor, karıncalar eziliyor… Biz her şey için devlete vergi veriyoruz, devletin krizin yükünü kaldıramayan yoksula destek olması gerekirken, o her geçen gün faturalara yeni zamlar ekliyor. Asgari ücret 600 TL ve bu parayla geçinmemiz gerektiğini söylüyorlar. Merak ediyorum bu parayla, başbakan ve cumhurbaşkanı nasıl geçinir?”
Neslihan Karyemez
ÖNCEKİ HABER

İşçi eşlerinden imza kampanyası

SONRAKİ HABER

Bursa Tabip Odası Başkanı'ndan şehir hastaneleri yorumu: Yol yakınken vazgeçin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa