BASIN TURU: Mısır’da ordu idaresini sıkılaştırıyor mu?

BASIN TURU: Mısır’da ordu idaresini sıkılaştırıyor mu?

Milyonlarca Mısırlının Hüsnü Mübarek rejimine karşı kazandığı zaferden 2 gün sonra Mübarek’in hayat boyu dostu General Muhammed El-Tantawi tarafından yönetilen Mısır Ordusu parlamentoyu kapatarak ve anayasayı askıya alarak gücünü sağlamlaştırdı. Bu sırada Mübarek tarafından atanan Başbakan, eski general Ahmet Şefik de

Milyonlarca Mısırlının Hüsnü Mübarek rejimine karşı kazandığı zaferden 2 gün sonra Mübarek’in hayat boyu dostu General Muhammed El-Tantawi tarafından yönetilen Mısır Ordusu parlamentoyu kapatarak ve anayasayı askıya alarak gücünü sağlamlaştırdı. Bu sırada Mübarek tarafından atanan Başbakan, eski general Ahmet Şefik de Mısırlılara önceliklerinin barış ve güvenliği tesis etmek ve kaos ve düzensizliğin önüne geçmek olduğunu belirtti ki bu artık tu kaka olan eski Başkan’ın (Mübarek) da habire kullandığı sloganın aynısıydı. Değişen bir şey var mı?
Askeri konseyin Kahire’yi yeniden normal haline döndürme sözünü yerine getirmek isteyen çoğu silahsız yüzlerce Mısır askeri Tahrir Meydanı’na girerek halka, 20 gündür işgal ettikleri karargahlarını terk etmeleri yönünde telkinde bulundu. Başlangıçta kalabalık, onları dostça karşıladı, su ve yiyecek ikram etti. Trafiği kontrol etmek adına kızıl bereli (silahsız) askeri polisler ortaya çıktı. Fakat genç bir memurun göstericileri coplaması sonrası-üniforma giyen genç adamların huyları kolay kolay değişmez- bir anlığına 28 Ocak’ta meydana giren devlet polisinin yaşadıklarının tekrarına tanık olduk.
Bu olay Mübarek’i devirenlerin sahip olduğu bir endişeyi yansıtıyordu: Güç ve ayrıcalıklarını Mübarek diktası altında elde etmiş olan generallerin onların zaferinin üzerine konması... Mübarek’in meclisini belirleyen geçen seneki seçimler-ve daha önceki hepsi-baştan aşağı sahtekarlıkla dolu olduğu için parlamentonun kapatılmasına kimse karşı çıkmıyor. Fakat şu ana kadar ‘Askeri Konsey’ de Mısırlıların talep ettiği ve kendilerine söz verilen özgür ve adil seçimlerin ne zaman düzenleneceğine dair bir işaret vermedi.
Anayasanın-milyonlarca Mısırlı tarafından diktatörlüğe geçiş izni olarak görülen bir belge- askıya alınması Mısırlıların çoğunu heyecanlandırmadı. Ve İsrail-Mısır Barış Anlaşması’na saygı göstereceğini açıkladığı için İsrail’in müfrit teşekkürlerine haiz olan Ordu, iktidarını yalnızca 6 ay sürdüreceğini açıkladı ama 6 ay sonra askeri nizamın devam edip etmeyeceğiyle alakalı da hiçbir şey söylemedi.
Fakat Mübarek rejimini deviren genç Mısırlı erkek ve kadınların ordu tarafından sağlanacağı söylenen talepleri arasında net bir ayrılık ortaya çıkıyor. Dün (önceki gün) Tahrir Meydanı’nda düzenlenen küçük bir eylemde göstericiler, Mübarek’ten kalma olağanüstü hal kanunlarının iptalini ve siyasi suçluların serbest bırakılmasını talep etti. Ordu, OHAL kanunlarını “doğru zamanda” kaldıracağını ilan etti. Fakat bu yasalar, yürürlükte olduğu müddetçe Ordu’ya Mübarek’in de sahip olduğu tüm eylem ve gösterileri yasaklayacak gücü veriyor. Dün meydanda Ordu’yla halk arasında patlak veren kimi ufak gerginliklerin de sebeplerinden biri buydu.
Siyasi tutukluları serbest bırakma mevzusunda ordu şüpheli bir şekilde sessiz kaldı. Bu acaba Ordu’nun eski rejimle olan bağlantılarını bilen çok fazla tutuklu olduğu için olabilir mi? Ya da serbest kalarak Kahire ve İskenderiye’ye dönen eski “çöl kampı” mahkumlarının askeri personel tarafından gerçekleştirilen korkunç işkence ve infaz hikayeleri mi onları korkutuyor? Dün Mısırlı bir Ordu görevlisi ‘The Independent’a çöl kamplarının Savunma Bakanlığı’na değil İçişleri Bakanlığı’na bağlı çalışan askeri istihbarat ekiplerince idare edildiğinde ısrar etti.
Devrimin ilk haftası süresince barışçıl gösterilere, sivil kıyafetli sadık “Baltacı”larını saldırtan Polis’in yüksek kademe üyelerine gelince; onlar da Arap Körfezi’ne doğru kalkan özgürlük uçuşundaki yerlerini almış görünüyor. Kahire Polisi Kriminal Araştırma Bürosu’ndaki yetkililerden öğrendiğime göre 300 göstericinin ölümünden sorumlu polis memurlarının hepsi aileleriyle birlikte Abu Dabi’ye uçtu. Polisler tarafından göstericilere saldırması için para karşılığı tutulan suçlular da yeraltına inerken-onlara bir daha ne zaman ihtiyaç olacağını kim bilebilir?- orta-kademe polisler adaletin kendi aleyhlerine tecelli etmesi için bekliyor. Tabii, ederse...
Elbette, tüm bunlar, rejimin geride bıraktığı arşivin büyüklüğüne ve şu an iktidarda olan Ordu’nun bu belgeleri yeni ve geliştirilmiş yargıya ne derecede aktaracağına bağlı. 28 Ocak’ta bozguna uğradığından beri emniyet müdürlüklerinde saklanan kent polisleri dün zam talebiyle Kahire’deki İçişleri Bakanlığı’nın önünde eylem yaparken ortaya çıktılar. Bir hafta önce göstericilere saldıran Polislerin, bir anda protestocuların kendisi haline dönüşmesi devrim sonrası Mısır’ın unutulmaz anlarından birini teşkil etti.
Şimdi, kendi devrimlerinin komşularında nasıl etkileri olacağını izleme sırası Mısır’da. Yemen’de üçüncü gününde olan protestolardan ve polis şiddetinden haberdar olmayan Mısırlı aile sayısı çok az. Ve Arap protestocuların Mısır’daki muadillerini taklit etmesi kadar Arap devletlerinin Mübarek’in çetelerinin başarısız yöntemlerini inançla taklit etmesi de dikkat çekici.
Başka bir ironi daha... Halklarını temsil ettiğini iddia eden Arap diktatörleri -Cezayir, Libya, Fas - Mısır halkının başarılı demokratik devrimini tebrik etmeyerek halklarının temsilcisi olma konusunda belirgin bir başarısızlığa uğradı. Fazla söze gerek yok, böyle yaparak kendi kendilerini tahtlarından ederler...

Robert Fisk
Çeviren: Mithat Fabian Sözmen

www.evrensel.net