16 Kasım 2009 00:00

YAŞAMA KÜLTÜRÜ

Beşinci Mimarlık ve Eğitim Kurultayı toplandı 11-12-13 Kasım (2009) günlerinde.İstanbul Kültür Üniversitesi’nde…

Paylaş

Beşinci Mimarlık ve Eğitim Kurultayı toplandı 11-12-13 Kasım (2009) günlerinde.
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde…
İstanbul Kültür Üniversitesi bir vakıf üniversitesi… TMMOB Mimarlar Odası ile birlikte örgütledi bu kez bu kurultayı…
“Kalite/Yetki ve Sorumluluk” idi kurultayın konusu…
Oturum başkanlarının, bildiri sunanların hepsi mimardılar.
Dinleyiciler ya da katılımcılar kendileri dışında mimarlık öğrencileriydi…
Yurtdışından da Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) başkanı, Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) Eğitim Komitesi başkanı, Avrupa Mimarlık Politikaları Forumu (EFAP) başkanı bildiri sundular.
Büyük toplantı yerinin üçte birini ancak dolduruyordu katılımcılar.
Ara verilince de yapıyı içinden görüyorduk dolaşarak…
Otoparkı (dopdolu), yürüyen merdivenleri, içindeki bankaları, “cafe”leri, bizim kuşağımızda “kantin” diye adlandırılan yeri ya da yerleriyle ilginç bir yapı… Sanıyorum işyeri ya da alışveriş merkezi olarak yapılmış bu yapı… (Bunun altını çizenler oldu diye yazıyorum bunları...)
Bizim kuşağımızın “kantin” diye bildiği yerin kapısında ışıklı bir yazı vardı: KULTURIUM…
İşte bu beni ilgilendiriyordu.
Çağrılı olarak gittiğim birçok ülkenin üniversitelerinde her türlü mimarlık bölümü gördüm.
Kimilerinde, toplantı salonu bile olmadığı için yerlere serdikleri gazeteler üzerine oturarak beni dinleyen öğrencilere konuştuğum oldu.
Bizim de, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde gezeneklere yerleştirilen çizim masalarında çalışan arkadaşlarımız vardı yersizlikten.
Olabilir…
Yeter ki çizim masaları olsun…
Gönül daha çoğunu istemez mi?
İster elbette…
Ama bana daha önemli gelen şu KULTURIUM sözü…
Mimarlık, kültür altyapısı olmayan kişilerce yapılabilecek bir dal değil… Onları yetiştiren kurumların da, yoksulluktan ötürü kimi eksiklikleri olabilir ama sundukları kültür ortamı yanlış, kendi kültürüne ters olmamalı.
“Fenerıum” sözüne üzülmüştüm… “Kulturıum”a ise üzülmekten öteydi duyumsadıklarım… Renkli basına, magazin TV kanallarına yenik düşmemeli kamusal ya da vakıf iyeliğindeki bir kültür yeri…
“Sen de neyle uğraşıyorsun?” diyebilirsiniz…
Uğraşalım ne olur her türlü yanlışlıkla…
Kalenin içten alınmasının böyle olduğunu unutmayalım…
Herkes kendi dilini, kültürünü korusun… Bunun ulusçulukla, şununla bununla ilişkisi yok… Bu, sömürü ortamını düzenleyenlere bir karşı çıkış diye algılanmalı…
CENGİZ BEKTAŞ
ÖNCEKİ HABER

Zorlu kış!

SONRAKİ HABER

Stockholm'de İran protestosunda 15 kişi gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa