17 Kasım 2009 05:00

RAMP IŞIKLARI

W. Shakespeare, 16. yüzyılın en önemli oyun yazarı. İnsanın her türlü duygusunu büyük bir yetenekle sözcüklere döken, derinlikli ve yetkin bir şair.

Paylaş

W. Shakespeare, 16. yüzyılın en önemli oyun yazarı. İnsanın her türlü duygusunu büyük bir yetenekle sözcüklere döken, derinlikli ve yetkin bir şair. Doğanın, tanrının, tarihin, savaşın, uygarlığın, gerçekliğin ve kaçınılmaz doğa yasası ölümün gölgesinde hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insan denen zavallı mefhumun içsel devinim ve dışsal edimlerini, sanatın büyülü feneri ile aydınlatarak şeffaflaştıran ve anlaşılmasına yardımcı olan büyük usta.
Haluk Bilginer; insan, aktör, aşık, sanatçı. Sahne için yaratılmış olduğunu kendi pratiği ile kanıtlamış ama bununla övünmekten ve tanımlanmaktan kaçınmış, kompleks ve kibri kendi hayat alanından sürgüne göndermiş, alçakgönüllü varoluşunu sanatı yüceltmeye adamış ve bu anlayışını, gizlice erdem halinde yaşayan bir muteber ve muhterem insan.
Kemal Aydoğan; sanatın, sahnenin, sanatçının, yazarın, oyuncunun geleneksel dizgesini ve akılsal sistematiğini bozan, töre dışı aklın savunucusu, sanatta anarşist ve öznelci gerçeği yücelterek konservatif olanın pabucunu dama atan, başka bir görsel dil arayışında ‘karlı kayın ormanlarında’ gezinen ve Mani’nin izini süren bir “deli” ve fani.
Oyun Atölyesi; bir anlayış, bir dil ve bir anlam ve anlatım arayışında izbe bir depo iken, bir grup “deli”nin keşfederek baht dönüşümü yaşattığı, içindekilerle birlikte görsel haz yaşamasına fırsat tanıdığı mekan. Şimdilerde kolektif aklın üretimleri ile gönenmiş, toplumsalın ve sanatsal olanın ilgisi ile estetik bir mekana dönüşmenin kıvancını yaşayan ve yaşatan, büyülü ramp ışıkları ile yıldızlaşmış ve her türlü iktidarın hışmına karşı kenetlenmiş bir ortak akıl odağı.
Ve 7 Şekspir Müzikali, insan denen zavallı yaratığın bebeklikten ölümüne kadar geçen ömür skalasında, ‘yedi ölümcül günah’ gibi boynuna asılı olan yedi farklı büyüme sürecini kendine dert edinmiş bir müzikal.
Kemal Aydoğan, üzerinde beş yıl çalıştığı projeyi nihayet seyirci ile buluşturuyor. W. Shakespeare’in değişik oyun (Macbeth, Hamlet, Kuru Gürültü, Kral Lear, Hırçın Kız, Size Nasıl Geliyorsa, vs.) ve sonelerinden özenle kotardığı kolajla müzikal formunda seyirciye sunuyor. Haluk Bilginer’in sil baştan yeniden çevirdiği oyunlarla birlikte kimi oyunların çevirisinde Can Yücel, Talat Sait Halman , Sabahattin Eyupoğlu, İrfan Şahinbaş, Sevgi Sanlı ve Zeynep Avcı’nın çevirilerinden de yararlanılmış. Tolga Çebi’nin kendi bestelerini orkestrasıyla sahnede canlı olarak yorumlaması ile olağanüstü bir gösteriye dönüşen oyunda, usta oyuncu Haluk Bilginer ile birlikte Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan, soytarılar ve soykarılar olarak görev alıyor. Bengi Günay’ın sahne tasarımını gerçekleştirdiği oyunun ışık tasarımını İrfan Varlı, sahne ve hareket düzenini ise Gizem Erdem gerçekleştiriyor.
Yönetmen Kemal Aydoğan yorumunda, insanın büyüme sürecindeki sancılı ara dönemleri yedi farklı skalada anlatarak, insanın ne olduğu, nasıl şekillendiği, nasıl olgunlaştığı ve ölüme nasıl yaklaştığı ‘yaşantıları’ bütün çarpıklığı ile seyircinin önünde nesnelleştiriyor ve her bir dönemi kendi terazisinde tartıma tutuyor. İnsanın, özellikle olgunlaşma süreci denilen ara dönemde yoğun bir insanlaşma süreci yaşaması gerekirken; türlü hırslarının onu canavarlaştırması, özellikle ‘erkeksi’ hırsla katılaştırılmış yüreği ve çürümüş vicdanla hayat peşinde koşması, onu ölümlü olduğu gerçeğinden uzaklaştırıyor.
Sanat ve sahne dünyasında, W. Shakespeare’in oyunlarından böylesi bir müzikali büyük bir cesaretle deneyerek önemli bir başarının altına imza atan Oyun Atölyesi ve müzikali yöneten Kemal Aydoğan, hem kolaj yaparken hem de bunu sahneye aktarırken özenli ve ciddi bir çalışma ortaya koyuyor. Yaklaşık 16 farklı oyundan tematik uyumu ve bütünlüğü olan bir oyunu oluşturmanın öncelikle uzun bir çalışma ve emek gerektiren bir süreç olduğu bilinciyle hareket ettiği görülüyor. Aynı çaba ve emeği Tolga Çebi’nin müziklerinde de görmek mümkün. Diğer yandan, insanın her bir dönemini özel bir tasarımla anlatan, kullandığı nesnelerle dönemleri anlamlı kılan Bengi Günay’ın tasarımı da rejinin anlatımına özel bir katkı sunuyor.
Haluk Bilginer ve soytarıların oyunculuklarına ilişkin söylenebilecek en güzel cümle belki de şu: Türkiye’de son yıllarda iyiden iyiye varlığını yitiren ve oyunculuktan başka her şeye benzeyen, anlatımın özel bir unsuru olmaktan çıkan ve ruhsuz ve içtenliksiz ucubelerin devinmesi olarak kendi enkazında toz yutan ‘hareketliler’ yerine , oyunculuğun bir sanat olduğu gerçeğini seyirciye yeniden gösteren 7 Şekspir Müzikali’nin oyuncularına en içten teşekkürler!..
METİN BORAN
ÖNCEKİ HABER

Kısa filmlerin en iyileri belli oldu

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa