Zorbalığa karşı şimdi dayanışma zamanı...

Zorbalığa karşı şimdi dayanışma zamanı...

Yeşil sahada Gökçek fırtınası(!) sürüyor. Babası Melih Gökçek'in izinden yürüyen oğul Ahmet Gökçek de, görülüyor ki futbol ve kulüp başkanlığı konusunda en az babası kadar maharetli(!).

Yeşil sahada Gökçek fırtınası(!) sürüyor. Babası Melih Gökçek'in izinden yürüyen oğul Ahmet Gökçek de, görülüyor ki futbol ve kulüp başkanlığı konusunda en az babası kadar maharetli(!). Babası zaten en çok sanattan -özellikle heykelden- sonra futboldan en sonra da üst geçit yapmaktan anlardı. Suratında sanki bir maske varmış izlenimi yaratan sürekli sırıtık görüntüsü, can yakan ya da tiksinti uyandıran icraatlarını kamufle etmeye hiçbir zaman yetmese de, eşine zor rastlanan pişkinliği ve 'dediğim dedik' inadıyla, kafasına koyduklarını hayata geçirmekten hiç vazgeçmedi. Başkanı olduğu Ankaraspor'u türlü katakullilerle ve de göz göre göre küme düşürmek pahasına, oğlunun başkanı olduğu Ankaragücü ile birleştirdi. Ama bu birleşmenin pek hayırlı sonuçlar doğurduğu söylenemez.TEKNİK DİREKTÖR DEDİĞİN…Oğul Ahmet Gökçek, şimdilerde teknik direktörleri Hikmet Karaman'dan şikayetçi. Daha doğrusu sezon başında imzalanan sözleşme ile Hikmet Karaman'a verilen yetkilerden. Ona göre, bu sözleşmeyle Karaman'a öyle yetkiler verilmiş ki, kendisinin ve yönetim kurulu üyelerinin adeta elleri bağlanmış, kulüpte hiçbir şey yapma şansları kalmamış. Yani, "Hikmet Karaman'a verilen bu yetkilerle, biz hiçbir işe burnumuzu sokamayız" demek istiyor. Bir Gökçek'e yapılacak iş mi bu yani? Ona göre teknik direktör dediğin, bir Gökçek'ten alacağı emir ve talimatları hiç sorgulama gereği bile duymadan anında yerine getirmeli. Teknik direktör dediğin nedir ki, gel deyince gelmeli, git deyince gitmeli. Başkanının dediklerini dikkate almayan, almak istemeyen teknik direktör de neyin nesiymiş öyle?7 senelik yöneticilik hayatında dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sözleşme görmediğini söylüyor. Buradan, Gökçek'in işini ne kadar ciddiye aldığını ve yöneticiliği boyunca dünyadaki tüm "Kulüp-teknik direktör sözleşmelerini" okuyup incelediğini anlıyoruz.FUTBOLA ADANMIŞ HAYATLAR(!)Ahmet Gökçek, Hikmet Karaman'dan "kurtulma" planları çerçevesinde futbolculara, "İdmana çıkmayın" diye emir veriyor. Futbolcular da idmana çıkmıyor. Tabii futbolcuların bu işe nasıl ikna edildiklerini tahmin etmek hiç de zor değil. Tehdit, şantaj gibi geleneksel Gökçek ikna yöntemleri ne güne duruyor?"Yönetim olarak istediğimiz teknik direktörle çalışma hakkımız yok mu?" diye sormaktan da geri durmuyor. Haktan söz ediyor ancak türlü tezgahlarla görevine son vermeye çalıştığı Hikmet Karaman'ın tazminat hakkı konusunda yan çiziyor. Karaman'ın hakkı olan tazminatı ödememek için yeni dalavereler arıyor. E, olacak o kadar. Bir Gökçek istemediği birisine kolay kolay para kaptırır mı? Peki bir Gökçek'in ilgi duyduğu bir alandan uzak kalması mümkün müdür? Üstelik futbol, Gökçeklerin en çok anladıkları, bildikleri konuların başında gelir. Bu konudaki parlak(!) fikirlerini, eşi bulunmaz(!) görüşlerini, değerli(!) yorumlarını ortaya koymalarını engelleyebilecek her şeyi bertaraf etmeye çalışmalarından daha doğal ne olabilir ki? Kişisel bir beklenti ve çıkarları tabii ki yok ancak başkentin en çok taraftarına sahip kulübünde başkan olmuşken, bunun rantını tepecek kadar da saf değiller herhalde. Ailecek kendilerini ülke futboluna adamaya hazır bu fedakar(!) insanların değerini bilmeyenlere derslerini vermek gerekmiyor mu artık?Burada, ne olursa olsun futbolculardan da dik durmaları; onurlarını, kişiliklerini ayaklar altına alan böyle bir dayatmaya pabuç bırakmamaları ve teknik direktörlerinin yanında yer almaları beklenirdi. Ne var ki, futbolcular böyle bir tavır sergileyemeyip teknik direktörün işine burnunu sokma konusunda son derece iştahlı, keyfine göre başkanlık yapmaya son derece kararlı görünen başkanlarının yanında saf tutmayı tercih ettiler. Yarın öbür gün kendilerinin de benzer bir zorbalıkla karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu unutarak…Ahmet Gökçek belli ki, kendisinin fikirlerinden yararlanmaya sonuna kadar açık, iplerini elinde tutacağı kukla bir teknik direktör istiyor. Böylece, bir yandan başkanlık yaparken, diğer yandan da teknik direktörlük hevesini giderecek(!). Peki aradığı, istediği gibi bir teknik direktör bulabilir mi? Hikmet Karaman'a yapılanlardan sonra hangi teknik direktör bu kulüpte görev almak ister ki? Teknik direktörler, Hikmet Karaman'a yönelik bu zorbalığı, kendilerine yapılmış gibi algılayıp tepkisiz kalmamalı ve aralarındaki dayanışmayı göstermeliler. Ne kadar para önerilirse önerilsin, hiçbir teknik direktör Ankaragücü'ne gitmemeli. Onurun, kişiliğin parasal karşılığı var mı?
Mehmet Özyazanlar
www.evrensel.net