15 Kasım 2009 05:00

ENSTANTANE

Shakespeare’in unutulmaz oyunu Hamlet’te söylendiği gibi: “Çığrından çıkmış bir zaman bu.”

Paylaş

Shakespeare’in unutulmaz oyunu Hamlet’te söylendiği gibi: “Çığrından çıkmış bir zaman bu.”
20 yılı aşkın bir süredir Gökçek ve Ankara isimleri ne zaman yan yana gelse yanlarında bir de trajedi getirdiler. ‘Kassandra çaresizliği’ içinde çırpınmak mıdır bizimkisi bilemiyorum ama onların gayet de sağlam yazılmış bir senaryoya, bir Yunan tragedyasına göre yaşadıklarına eminim. Hani Sofokles yazmış olsa, eserlerinden tek farkı, oyunun Thebai’de değil Ankara’da geçiyor olması olurdu. Senaryolarda kötü adamın bir türlü sonu gelmeyen erki bizi hep hayrete düşürür ve oyuna bağlar ya burada da öylesi bir durum var. Gökçekler ne halt etse yine de iktidarları sonlanmıyor. 15 senedir onlara bu gücü veren Ankara halkıymış. En esrarengizi de bu zaten. Bizim bilmediğimiz, anlayamadığımız bir şeyler biliyor bu adamlar ama ne?
Gökçeklerin futbola el attıkları günden itibaren sahneledikleri senaryo da geçmişlerinden farksız değil. Önce halkın parasıyla oluşturulan bir belediye kulübü, bin bir katakulliyle, hülleyle, hileyle iç edildi ve tüm imkanları başkentin taraftar gücüne sahip tek camiası Ankaragücü’ne aktarıldı. Federasyonun bu hukuksuzluğa karşı verebildiği tek “somut” ceza, artık herhangi bir kıymet-i harbiyesi kalmayan Ankaraspor’u küme düşürmek oldu. Asıl suçlularsa para cezaları, hak mahrumiyetleriyle yırttılar ve icraatlarına devam ettiler. Başarı hasretiyle yanıp tutuşan ve haddinden fazla ateşli bir taraftar grubuna sahip olan Ankaragüçlüler de havadaki başarı umudunu kokladıkları için tüm bu rezilliklere karşı sessiz kaldılar.
Şimdiyse babadan miras şaibeli bir erki 10 yaşında şımarık bir zengin çocuğu edasıyla kullanan Ahmet Gökçek tipik bir patron pişkinliğiyle Hikmet Karaman’ı kovuyor ve sözleşmesinde açıkça belirtilmiş tazminatının hükümsüz olduğunu iddia ediyor. Üstelik Karaman’ın anasının ak sütü gibi helal ödencesinden feragat etmemesi üzerine de onu ajitasyonla (kendi telaffuzuyla ‘acitasyon’) suçluyor. “Hayatında böyle sözleşme görmemiş” Ahmet Bey, şimdi gördün işte. Nasıl hoşuna gitti mi? Bu ülkede hukuk varsa parasını da çatır çatır ödeyeceksin. Ahmet Gökçek’e bakılırsa böylesi bir sözleşmenin ardında art niyet aramamak enayilikmiş. Türkiye dışında çalışan bütün teknik adamlar art niyetli o zaman. Keyfi başkanlara karşı çalışma hakkı ve emeğini güvence altına almak istemek bir patronun gözünde art niyet tabii. Bugün İspanya Milli Takımı’nın teknik direktörü Vicente Del Bosque ömrü billah çalışmasa Beşiktaş’tan aldığı 8 milyon avroluk tazminat parasıyla torunlarını geçindirir. Ve bunun adı art niyet falan değil profesyonelliktir. Kendini tiran sanan başkanlara karşı bir futbol emekçisinin haklarını koruma çabasıdır.
‘Arkeolojik bir olgu: Çalışan hakları’
Başkent ekibindeki rezillikler bununla sınırlı kalsa iyi. Hikmet Karaman, ekibiyle beraber 5 aydır maaş alamadıklarını zaten açıkladı. Bu yetmezmiş gibi futbolcuların da ödemelerinin yapılmadığını bir futbol kulübü için utanç verici bir haber sayesinde öğrendik. Dünyaca ünlü İngiliz Santrfor Darius Vassell otelinden ücreti ödenmediği için kovulmuş. Kulağa ne komik geliyor değil mi? Defalarca İngiltere Milli Takımı forması giymiş bir futbolcu, kulübü konakladığı yerin parasını ödemediği için kapı dışarı ediliyor. “Ne işim var benim burada, ne hallere düştüm” diye az dövünmüyordur şu aralar.
Aslında tüm bunlar 1984’ten beri örgütlenemeyen sporcuların bir sendikaya neden ihtiyaç duyduklarını da açıkça ortaya koyuyor. Dile kolay; 25 yıl oldu ve halen sporcuların haklarını kollayacak, başlarına gelebilecek olası bir haksızlıkta onlara arka çıkacak bir sendikaları yok. Eduardo Galeano’nun deyimiyle çalışanların haklarının arkeolojik bir olgu olarak dayatıldığı emekçi düşmanı bir çevrede yaşıyoruz.
Yeşilçam’ın kült sahnelerinden biridir. Tombul zengin çocuğu babasının parasıyla Sezercik’in eşeğini satın almak ister ve şöyle der: “Alıcam eşeği vurucam kırbacı.” Burada da Ahmet Gökçek, Melih Gökçek’in oğlu olmak dışında hiçbir vasfa dayanmayan başkanlığıyla almış eline Ankaragücü’nü istediğine kırbacı vuruyor. Şimdiden söylüyorum ki başarısız olacak. Ankaragücü, Gökçeklerin iktidarı süresince her türlü desteğe, hileye, hurdaya rağmen başarılı olamayacaktır. Çünkü böylesi bir zihniyetin günümüz futbolunda yeri olamaz. Görme bozukluklarına aşina olduğumuz Türk spor medyası Ankara civarlarında yaşanabilecek her türlü hukuksuzluk ve hukuk dahilindeki haksızlıklara karşı gözünü dört açmalıdır. Ahmet Gökçek, yeni Gigi Becali olmak istiyorsa yanlış ülkeye tezgah açtığını bilmeli.
MİTHAT FABİAN SÖZMEN
ÖNCEKİ HABER

SÖZ OLA TORBA DOLA

SONRAKİ HABER

Taksi ücretlerine 23 Haziran'dan sonra zam geliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa