20 Kasım 2009 05:00

Patrondan korkanların söyleyecek sözü olamaz

Bir süredir kimi basın organlarında seçim sürecinin antidemokratik olduğu bahane edilerek, sendika...

Paylaş

Bir süredir kimi basın organlarında seçim sürecinin antidemokratik olduğu bahane edilerek, sendika şube yönetimimize ve T. Haber-İş Sendikası Genel Merkezi’ne karşı haksız, mesnetsiz ve vicdan dışı haberlere yer verilmektedir. Yönetim kurulumuz bu yayınların kısa bir süre içinde son bulacağı umuduyla sabretmiş ve cevap verme gereği duymamıştır. Ancak bu vicdan dışı saldırıların sona ermemesi nedeniyle aşağıdaki konuları kamuoyuyla paylaşmaya karar vermiştir.
1-) Sendika Şubemiz delege seçimi sürecini ana tüzüğün çizdiği çerçeve içinde gerçekleştirmiştir.
2-) Delege listelerinin asılmadığını iddia edip, dava açan iki arkadaşın liste askı tarihinde yıllık izinde tatil yaptıklarından iddialarının maddi temeli yoktur.
3-) Şube yönetimimizde 20 yıllık sendikacı yoktur ancak tabanda sözde sendikal birlik olarak kendini adlandıran grubun içinde epeyce bir sayıda 20 yıldır temsilcilik yapan ‘temsilci ağaları’ bulunmaktadır.
4-) Bizim hukuksuz belirlediğimiz 41 delege ve 5 doğal delege ile 46 oyu bulup seçimi kazandığımızı söyleyen bu grup 101 delegeyle toplanan kongrede kaç oy aldıklarını neden ifade etmemektedir. Bu hesapla 55 oyla seçimi kazanmaları gerekmez miydi?
5-) Gayrettepe ve İkitelli gibi Telekom müdürlükleri delege seçimlerinin işveren işbirliğiyle kazandığı, tabanda sözde sendikal birlik olarak kendini ifade edenlerin işverenlerle delege seçimi toplantıları yaptığı da bilinmelidir.
6-) Adı geçen Grubun Lideri ve Şube Başkan Adayı Yener Ünal 5 kez seçime girip kaybeden, emekliliğine kısa bir süre kalmış ve 20 yıldır çöreklendiği temsilciliği bir türlü bırakmayan bir şahıstır. Yine bu arkadaş ilk 6 ay grev kazanımlarını eleştirirken daha sonra denkleştirme sistemi ile 300-400 TL almaya başlayınca sesi kesilmiş ve Antalya’da yapılan temsilciler kurulunda Genel Başkan’a teşekküre kadar varmıştır. Yine bir dönem önceki seçimlerde genel merkez desteğini almak için seçimlere birkaç gün kala İstanbul işçilerinin yüzde 99’unun karşı çıkıp üye olmadığı vakfa (PİYAV) üye olmuştur.
7-) Yine bu grubun önünde bulunan şahıs sendika şubemiz tarafından atanan (seçimle gelmeyen) bir temsilcidir. En önemli özelliği ise hiçbir işçi eylemine katılmamasıdır.
8-) Bu grubun bir başka üyesi temsilciyken bir Ankara eylemine giden işçileri otobüsün Bolu’da arızalanmasından sonra yüzüstü bırakarak geri dönmesinden sonra şube yönetimi tarafından görevden alınan şahıstır. Bu şahıs daha sonra Hak-İş’e bağlı Öz Haber-İş Sendikası’nın örgütlenme çalışmasını yaparak işçileri bölmeye çalışmıştır.
9-) Yine bu grubu oluşturan temsilcilerden bir diğeri ise şube yönetim kurulunun aldığı ve bütün işyerlerinde uyguladığı Filistin halkına yardım kampanyasına karşı çıkmış bir başkası ise Diyarbakır’daki Akyıl işçilerine yardım kampanyasını eleştirmiştir.
10-) Tekrar delege seçimine dönersek bu delege seçimi sürecinin bir önceki süreçten farkı şudur; Telekom işvereni her dönem işveren kucağında bir şube yönetimi istemiş ama hiç birinde başarılı olmamıştır. Bu dönemin geçtiğimiz dönemden farkı ise genel merkezle delege seçimine yönelik iletişimin sağlanamamasıdır. Bütün kıyamet bu nedenle kopmaktadır. Ayrıca toplam 125 civarı imzalı itirazın dışında 2 bin 250 kişiden herhangi bir itiraz gelmemiştir. Geçen yılın ittifakına bir kanıtta şube başkanının adayının vakıf üyeliğidir. Bu birilerine yaslanma kanıtıdır.
11-) Tabanda sözde sendikal birliğin teorisyenliğini yapan arkadaşa da bir çift sözümüz var, kendi sendikanızın mahkemelerden kurtulamamasındaki sessizliğiniz hangi çıkar ilişkisindendir bunu kamuoyuna açıklamanız gerekmiyor mu?
12-) Şube başkanı olarak da ben Levent Dokuyucu’ya 1994 yılından beri yaptıkları eleştiri partili bir sendikacı olmamdır. Yani partiler üstü olmalıyım hiçbir politik tutumum olmamalı. İşte sözde tabanda sendikal birlik hareketinin düşmanlığının temel nedeni budur. Şimdi dönüp bir de bu hareketin politik özellikleri ile ilgili bir değerlendirme yapmamız gerekmez mi?
13-) Sözde tabanda sendikal birlik hareketinin mahkeme önünde yaptığı basın açıklamasına katılımın 15 kişiyle sınırlı olması hangi taban ilişkisiyle açıklanabilir kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
14-) Son sözümüz de şu; Haber-İş 1 No’lu Şubeyi işçi lehine olumlu bir uygulama içinde görmediğini söyleyen gözlerini sınıf düşmanlığı bürümüş vicdandan uzak her türlü kirli ittifakı mübah sayanlara 1 No’lu Şubenin tarihine bakmalarını öneririz. Bu tarihte Toplu İş Sözleşmesi eylemleri, özelleştirme karşıtı eylemler, zamlara karşı eylemler, şanlı sürgün eylemleri, grevler, direnişler yatmaktadır. Polis copundan, gözaltından kaçanlar, işverenden korkanların 1 No’lu şubenin sınıf sendikacılığına söyleyecek tek bir sözü bile olamaz.
HABER-İŞ SENDİKASI İSTANBİL 1 NO’LU ŞUBE YÖNETİM KURULU
ÖNCEKİ HABER

Temsilcilik dediğin nedir ki?

SONRAKİ HABER

Flamingoların yaşam alanı daralıyor: Düden Gölü'nde kuraklık yaşanıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa