21 Kasım 2009 05:00

Güneşe söylenmiş şarkılar

Serap Yağız ikinci albümünü çıkardı. Albümün adı Güneş Şarkıları.

Paylaş

Serap Yağız ikinci albümünü çıkardı. Albümün adı Güneş Şarkıları. İnsanlığa zarar veren enerji kaynaklarına karşı güneş enerjisini savunan Yağız, albümünü hazırlarken bu duygudan yola çıkmış. Yani aslında bir misyon albümü. Ve albümün ortaya çıkış hikayesi son derece ilginç...

Güneşin Şarkıları’nı söylemek fikri nasıl ortaya çıktı ve albümün konsepti nasıl şekillendi?
2008 Barışa Rock’ta Taner Öngür’le (Moğollar) birlikte bir konser yaptık ve konserden sonra fark ettik ki, Barış’a Rock’ta başka bir dünya mümkün. Küresel ısınmaya karşıyız, nükleer enerjiye karşıyız diyoruz ama 1 saatlik konser süresince bir evin bir aylık elektrik enerjisini harcıyoruz. Ve bunun, yaptığımız, inandığımız ve mücadelesini verdiğimiz şeylerle taban tabana zıt bir durum olduğunu fark ettik, çok utandık. Taner Öngür önce güneş şarkıları yazmaya başladı ve sonra Türkiye’de 2. güneş enerjileri fuarının olduğunu öğrendik. Fuar yöneticilerini arayarak onlara bir teklifte bulunduk. Bütün güneş şarkılarımızı yine güneş enerjisiyle çalışan bir sahnede yapmak istediğimizi söyledik. Bu önerimiz kısa bir süre sonra kabul edildi. 22 Şubat 2008’de Türkiye’de ilk kez güneş enerjisiyle beslenen bir sahnede güneş şarkılarımızı söyledik.

Şarkıların oluşum süreci nasıl şekillendi?
Taner Öngür, internette antoloji.com sitesinden güneşle ilgili şiirler araştırdı. Yüzlerce şiir arasından 7 tane şiir seçti. Bu şiirleri yazan şairler, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde çeşitli meslek gruplarından olan insanlardı. Hepsiyle iletişime geçip izin aldıktan sonra şiirleri bestelemeye başladı. Bu 7 şiirin dışında büyük usta Nâzım Hikmet’in hepimizin çok iyi bildiği “Güneşi İçenlerin Türküsü” adlı şiirini besteledi. Serçe isimli şarkının sözlerini ben yazdım, Işık isimli şarkının sözlerini Taner Öngür yazdı, Hoş Geldin Güneş isimli şarkıyı Hayko Cepkin’le birlikte söyledim, Güneş Dağı’nı Harun Tekin’le (Mor ve Ötesi) Taner Öngür söylediler.
Ticari bir albüm yapıp para kazanmak varken doğal sorunlarla ilgili bir albüm yapma duyarlılığını niye tercih ettiniz?
Çünkü insanım. Çünkü dünyanın öteki ucundaki insanın acısı benim umurumda. Bu dünyaya yiyip içip gezmek için gelmedim. Bir Kızılderili yerli atasözü vardır; insanlar pişirecek ekmek, tutacak balık bulamadıklarında paranın yenmeyecek bir şey olduğunu görecekler, diye...Yani yaşanılır bir dünyaya sahip olamazsak, yapacağımız hiçbir şeyin önemi kalmaz. Zaten insanı insan yapan da duyarlı olması, sesini çıkarabilmesi. Benim arkamda medya patronları yok. Sesim ve fiziğim güzel diyerek de yola çıkmadım. Benim yaşama dair dertlerim var. Kendi köklerime basarak dünya müziği yapmaya çalışıyorum. Hayatta kalabilecek kadar beslendikten sonra hem kendi yazdığım bestelerle, hem dünyadan, hem de köklerimden beslenerek müzikte yol almak istiyorum. Bence her sanatçı siyasetten, hayattan beslenerek müzik üretmeli. Zaten tarihe baktığımızda, yüzyıllardır türküleri söylenen, şiirleri okunan insanların yazdıkları da, yaşamları kadar gerçek. Hiçbir zaman ticari kaygılarım olmadı, olmayacak da. İnsan olmanın ve onurlu yaşamanın verdiği mutluluğu bana hayatta hiçbir şey veremez.

Bu projeye dair nasıl tepkiler aldınız ve amacınıza ulaşabildiniz mi?
Güzel tepkiler aldık. Albüm daha çok yeni. Amacına ulaşabilir mi bilmiyorum. Bildiğim tek şey; güneş tepemizde ve tüm güzelliğiyle dururken neden görmüyoruz ve enerjisinden neden faydalanamıyoruz?.. Bu gerçekten de insanın içini parçalıyor. Ülkemizin iklimi, güneş enerjisinden yararlanmaya ve rüzgar gülleri olan ovalar kurmaya çok müsait. Şarkılar çok güzel ama umarım insanlar konuya hassasiyetimizi de duymaya çalışırlar.

Hayata geçirmeyi planladığınız başka projeler var mı, önümüzdeki dönemde neler yapmayı düşünüyorsunuz?
İleride hard rock türküler okumayı düşünüyorum. Farklı müzik türleriyle uğraşan insanlara çok önyargılı bakıyorlar. Ben zaten konserlerimde hard rock türküler söylüyorum ve bunu bir albüme dönüştüreceğim. Türküler, umudu, başkaldırıyı, direnişi de barındırır. Halkın müziğinin adıdır türkü, halkların müzikleri de birbirine benzer. Aslında jazz, blues, rock da çok benzer birbirlerine ve türkülerin bu müziklerin altyapılarıyla fazlasıyla örtüştüğünü düşünüyorum. Aşık Veysel olamam, Pir Sultan Abdal da, Dadaloğlu da, ama onları anlatabilirim.

Yanınızda Taner Öngür’ün olması nasıl bir duygu?
Muhteşem bir duygu. Taner Öngür benim abim, babam, yapımcım, yoldaşım. Bu ülkede kadın olmak, böyle bir şehirde yaşamak ve müzik üretmeye çalışmak çok zor. Tüm zor ve güzel anlarımda hep Taner abim vardı yanımda. Onda umutsuzluğa hiç yer yok. Her umutsuzluğumda Taner abi “Ayağa kalk, sana yakışmaz pes etmek” dedi. Taner Öngür’le müzik yapabildiğim ve ona yetişebildiğim için çok şanslıyım.
İlhan Avşar
ÖNCEKİ HABER

Yoksulluğa sihir kâr eder mi?

SONRAKİ HABER

İzmir'de çatıdan düşen 51 yaşındaki işçi yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa