21 Kasım 2009 05:00

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

Bir yolcu gördüm, Bitkin görünüyordu.

Paylaş

Bir yolcu gördüm,
Bitkin görünüyordu. Üstü başı paralanmış, yamadan görünmez olmuş bir çanta almıştı sırtına. Eski zaman dervişleri gibi ayaklarına çaput sarıp keşkül çanağına benzer bir kapla dilenerek dolaşsa kimse yadırgamazdı bu görünüşünü doğrusu. Elinde zaten tuttuğu asa ise tüm eksikleri tamamlayacak gibi görünüyordu.
Yalnız değildi. Birlikte geldikleri grubun içinde ondan başka kimsenin hali, tavrı, giysileri, donanımı, bu kadar harap görünmüyordu. Temiz paklardı. Halbuki söylediklerine bakılırsa, gidişi bilinen ama dönüşü olmayan çölü aşarak gelmişlerdi buraya; tıpkı benim gibi.
Kusana kadar içip, oldukları yerde sızdılar. Sadece o ayakta kaldı. Yanına gittim.
“Hoş geldin” dedim.
“Karar verdim yarın yola çıkıyorum” oldu cevabı. Tuhaf bir sesle ve sanki benim merak ettiğim bir konuyu açıklamak ister gibi konuşmuştu. Geçtiği bütün yollarda, çoktandır içinde taşıdığı öteki yolcuyla yaptığı bitmez tükenmez tartışmalardan birine son vermek ister gibi çıkmıştı sesi. Bir yabancıyla konuşuyordu halbuki…
“Daha yeni geldin ama. Bir soluk al, etrafa bak, dinlen, toparlan biraz” diye aklımca araya girerek yatıştırmaya çalıştım, fayda etmedi.
“Yıllardır yoldayım, ama hâlâ bir yolculuğa başlayamadım” diye cevap verdi tersler gibi. Gizlemeye çalıştığı bir şikayetin sesindeki titreşimlerini o sırada sezdim. Konuşmaya devam ederse eğer, çoktandır aradığı yalnızlığa varabilirdi, bir başına kalabilmenin huzurunu yaşayamaya başlayabilirdi belki de. Bekledim. Onu dinlemek için sustuğumu anlamıştı, devam etti.
“Kimlerle ve nereye gittiğimi hiç hesaplamadan önüme çıkan her yola girdim bugüne kadar” dedi; “gel gör ki, yolların vardığı her menzilden bir an önce kurtulabilmek, bir başka durağa bir an önce hareket edebilmek için can attım...” Sustu... Sessizliğin ağırlığını hayatındaki en uzun durak gibi hissetti.
“Burası varacağım son yer. Artık geri dönüyorum. Benim esas yolculuğum bu dönüş olacak, bunu biliyorum” dedi. Kararlı görünüyordu. Bu cümleyi söylediği anda bakışlarına huzura alamet bir pus çöktü. Onay bekler gibi susmuştu. Cevabım yolunu açacak ya da bir daha asla kendi başına yollara çıkamayacaktı.
“Bu söylediği şeyi sen bilemezsin ve hiçbir yolu sen çizemezsin” dedim.
“Biliyorum, senin bu sözlerini daha önce defalarca ben kendime söyledim, ama dönüyorum” diye tekrarladı. Bu kadarla, kırık dökük kaldı aramızdaki son konuşma.
Aradan çok zaman geçti. Ben yolculuğumun onunla karşılaştığım son durağındayım hâlâ; hiçbir yere kıpırdamadan gelenlerin hallerini seyrederek, gidenlerin arkada bıraktıkları sesleri dinleyerek avunuyorum...
ÖZCAN YURDALAN
ÖNCEKİ HABER

Hak ve hürriyetler genelge ile sınırlandırılamaz

SONRAKİ HABER

Erdoğan "oy çalındı" iddiasında ısrarcı: Oy hırsızlığı tam bir felakettir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa