21 Kasım 2009 05:00

HAYAT YAZILARI

Siyasetin kirlenmişliği içerisinde sevgi aramak beyhude bir çaba gibi gözükebilir.

Paylaş

Siyasetin kirlenmişliği içerisinde sevgi aramak beyhude bir çaba gibi gözükebilir. İktidar hırsının gözleri bürüdüğü bir dünyada sevginin bile araçsallaşmasını yaşıyoruz. Bırakın insanlar sevsin de ne için severse sevsin, diyebilirsiniz elbette. O zaman da bu sevgide biraz olsun tutarlılık ararsınız.
Öymen’in sözlerinin yansıttığı zihin dünyası, kınanmayı, karşı tavır alınmayı çoktan hak ediyor şüphesiz. Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin sergilediği ikircikli tutum, en yüksek sesle dile getirilmeli teşhir edilmelidir. Ama bu işi yaparken dönüp aynaya bakmamız, Dersim sevgimizin ne denli içtenlik taşıdığını sorgulamamız gerekmiyor mu ?
Siyaset karşınızdakini kuşatma sanatına dönüşmüş durumdadır. CHP’nin iktidarda olsa bizzat uygulayıcısı olacağı süreçlere bu gün karşı çıkıyor olması bu kuşatmalara zemin oluşturmaktadır. İktidar partisine yönelik kuşatma nasıl yargı ya da asker marifeti ile gerçekleştirilmek isteniyorsa, CHP’ye yönelik kuşatma da alevi dernekleri üzerinden mi sürdürülmek isteniyor ?
Bu denklem, Alevilerin, Dersim duyarlılığına halel getirmez ama bir süre sonra Türkiye’de siyasal konumlar ve roller değiştiğinde her şeyi ortaya koyar. Dersim isyanının bastırılma biçimi ve buna öykünen siyasal söylemlere sonuna kadar karşı çıkarken, hayatın diğer alanlarında yaşanmaya devam eden insanlık dışı uygulamaları da göz ardı etmeyelim.
Dersim konusunda özellikle iktidar yanlısı çevrelerin sergilediği ısrarlı duyarlılık ayrıca dikkate değer bir tablo içermektedir. Madımak konusunda utangaç ama Dersim’de meydan okuyan bu Alevi sevgisi, ister istemez bazı soruları akla getiriyor. Eğer bu yükselen duyarlılığın asıl sebebi toplumsal değişimse, devam eden isyan bastırma operasyonları karşısında neden aynı duyarlılık sergilenmiyor ? Dersim konusunda sergilenen tepkiler bu denli güçlü ise neden Seyit Rıza ve arkadaşları için bir meclis görüşmesi ve iadei itibar girişimi yapılmıyor ?
Benim bildiğim en derin Dersim tartışması, Dersim’in Alevi kimliği ile Kürt kimliği arasında seyretmektedir. Ben bu iki kimlikten birisini tercih edip diğerini yok saymaktan yana değilim ama doğrusu merak ediyorum. Kürt kimliği karşıtı, Alevi çevreleri, yeni siyasal dengeler içerisinde nerede duruyor ? Nerede durmaları isteniyor ?
Bu güne kadar laiklik geriliminde “irtica” karşıtı cephede saf tutturulan kesimler, yavaş yavaş cephe değiştirmeye mi sürükleniyor ? Elbette hiçbir kesim, siyasette blok hareket eden hazır oy kitleleri muamelesi görmemelidir. Ama Türkiye’nin değişim sancısı yaşadığı bir dönemde bu değişimin ne denli köklü yaşanıp yaşanmayacağı biraz da muhaliflerin alacakları pozisyonlara bağlıdır. Aza razı ve kolay saf değiştirerek nesne konumunu sürdüren çevreler, siyaset öznesi olmak da epeyce zorlanacaklardır.
Kimsenin sevgisine, öfkesine, acısına, duyarlılıklarına dil uzatmak değil niyetim. Sadece iç dünyamdaki şüpheleri yüksek sesle düşünme dürüstlüğünü sergilemek zorunda hissediyorum kendimi.
Ayhan Bilgen
ÖNCEKİ HABER

Grev hazırlıkları tam gaz

SONRAKİ HABER

İran: Müzakere değil, direniş ve mücadele şartları var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa