21 Kasım 2009 00:00

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Gazeteleri okuduğumda kimi zaman hafızamdan kuşku duyduğum oluyor. Meğer bu AKP’liler ne kadar demokratmış, ne kadar insancılmış, haktan hukuktan ne kadar çok nasibini almış adammış bunlar!

Paylaş

Gazeteleri okuduğumda kimi zaman hafızamdan kuşku duyduğum oluyor. Meğer bu AKP’liler ne kadar demokratmış, ne kadar insancılmış, haktan hukuktan ne kadar çok nasibini almış adammış bunlar! Onur Öymen’in Meclis konuşmasında CHP zihniyetini açık etmesinin ardından tam bir şenlik başladı, herkes kurdunu döküyor.
Demokratik Açılım denilenin ambalajlanmış bir paket olduğunu hep yazıp durduk ve yanılmadık, geçen hafta iktidarın Meclis’te bin bir yaygarayla açtığı paketin bomboş olduğunu hepimiz gördük. Liberal yazarlar çok umutlandıkları o paketten pek hoşnut kalmadılar, sanırım sihirbaz Başbakan’ın paketten tavşan çıkarmasını beklediler ama olmadı. Boş paket üzerine yapılan onca boş konuşma sonrasında AKP’liler demokrasi havarisi kesildi, şimdi dört bir yerde hak ve özgürlük nutukları atıyorlar.
Unutmamamız gereken temel bir şeyler var; dünyada ABD’nin kurduğu, kurdurduğu ve güdümünde tuttuğu hiçbir iktidar, hiçbir zaman demokrasiden ve insan haklarından yana olmamıştır. AKP de bir ABD projesidir ve bu konuda istisna teşkil etmiyor. İcazetini ve talimatını ABD’den alan AKP’nin Türkiye halklarına verdiği barış, özgürlük, demokrasi gibi vaatlerin umuduyla yatıp kalkanların gözünü kör karanlık bürümüştür, onlar hayal peşinde koşuyor.
AKP’nin ve kökenlerinin siciline baktığımızda, çağdaş demokratlığın, insan haklarının zerresini göremiyoruz; gördüğümüz kan ve vahşettir. Yetmişli yıllardaki Milliyetçi Cephe hükümetlerinin icraat ortaklarını; Maraş, Çorum ve Sivas’ta yapılan katliamları unutmuyoruz. Susurluk olayı patladığında halkın tepki eylemlerine “Gulu gulu dansı yapıyorlar” diyenleri de unutmuyoruz, 1 Mart Tezkeresi ile Irak halkına bomba yağdırmaya kalkanları da... Sadece bu birkaç örnek bile bize AKP’lilerin ve onların vaktiyle dizi dibinde oturduğu hocalarının gerçek yüzünü gösteriyor, hafızayı tazelemek gerekiyor. Pankart asmaktan ceza alan bir devrimcinin sicili yıllarca ayağına dolaşırken, bunları unutturmaya çalışarak AKP’lileri dönüşümcü ilan eden, sicilini aklayan “köşecileri” tanıyınız; nerede köşe tutarlarsa tutsunlar, gözümüz onlarda olmalıdır. Şimdi il il gezip boş pakete övgüler dizen, ağlayan yüzlü eski Meclis başkanı da dahil hiçbir AKP’li, insan haklarına duyarlı olmamıştır; olması ihtimali de bulunmuyor, çünkü genlerine aykırıdır.
CHP’nin sosyal demokrat maskesinin düştüğü, ırkçı gerçek yüzünü gösterdiği bu ortamda AKP’nin Alevilere ve Kürtlere sahip çıkma çabası doğaldır; bu, bilinen bir siyaset kuralıdır. Satrançtaki gibi, siyaset oyununda da hamleler önemlidir ve değişkendir. Akıldan çıkarılmaması gereken ise hamlelerin değişken olduğudur. AKP’nin Alevilere ve Kürtlere yaklaşım hamlesi bugün böyledir ama yarın başka türlü olacağından adımız gibi eminiz. Bu yaklaşım, bize yakın tarihteki somut bir örneği; Humeyni yanlısı dincilerin daha sonra topluca yok ettikleri İranlı devrimcilere yaklaşımını, onlarla birlikte şah rejimine başkaldırışlarını anımsatıyor.
Geçmiş, herkes için önemlidir ve siciller öyle kolay kolay aklanmıyor. Geçmişin ve bugünün gerçekleri ortadayken, hiç ama hiç kimsenin, kendi peşinde dolanan AKP’ye monte olmaması gerekiyor; bunların kapsama alanı dışında bulunmak her zaman hayırlıdır.
Yanımızdan yöremizden AKP’lilerin demokrat ve duyarlı havaları çalınırken, aklıma Orhan Veli’nin ünlü dizeleri geliyor; “...geç bunları anam babam, geç bunları...” diyor üstat.
ERTUĞRUL ÜNLÜTÜRK
ÖNCEKİ HABER

BU NE YAMAN ÇELiŞKi

SONRAKİ HABER

Halkın çay parasıdır adalet

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa