22 Kasım 2009 00:00

SADEDE GELELİM

Başbakan R. T. Erdoğan 16 Kasım’da Roma’da Dünya Gıda Güvenlik Zirvesinde hükûmetinin Türkiye’de uyguladığı politikalara tamamen ters düşen bir konuşma yaptı.

Paylaş

Başbakan R. T. Erdoğan 16 Kasım’da Roma’da Dünya Gıda Güvenlik Zirvesinde hükûmetinin Türkiye’de uyguladığı politikalara tamamen ters düşen bir konuşma yaptı. Kendi yurdunda sosyal güvenlik sistemine vergi gelirlerinden kaynak aktarmaya son vermeye çalışan, sağlık ve eğitim sektörlerini azar azar özelleştirip ödemeli hâle getiren, tarımda üreticilerden destekleri çeken, çalışma mevzuatında esnek istihdam ilişkilerini genişleten, vergi sisteminde ağırlığı dolaylı vergilere doğru kaydıran, kamuda ücret ve maaş zamlarını enflasyon oranının altında tutan, özetle birçok adaletsiz politika uygulayan AKP iktidarının başbakanı, Roma’da el âleme sosyal adaleti savundu.
Türkiye’de AKP’nin tek başına iktidara gelmesinin bir hayırlı etkisi oldu: sınıfsal menşei ne olursa olsun muhafazakâr Müslüman bir iktidarın ülkede adalet tesis edeceğine kani olan Müslüman emekçilerin gözünü açtı. Siyasal davranışında Müslüman inancını ve kimliğini öne çıkaran insanlar içinde, sınıf farkının, zengin-fakir, burjuva-emekçi farkının öneminin farkına varanlar artmakta; zulüm ve sömürünün kişisel davranış olduğu kadar mevcut sosyal düzenin neticesi olduğunu kabul edenler çoğalmaktadır. Bu uyanışta Soğuk Savaş ortamının aşılması, İran İslam Devriminin ibretlik akıbeti de rol oynamış olmalıdır. Günümüzde muslumansol.net, fikirzamani.com gibi internet sitelerinin, doğudan gibi dergilerin, Mazlum-Der gibi örgütlerin çoğalması, faaliyetlerinin artması bu toplumsal bilinçlenmenin belirtisidir.
Bu gelişmeye örnek olarak çarpıcı bir kitaba dikkat çekmek istiyorum. Kitabın ismi: İslam’ın Özü: Adalet. Muhammed Nur Denek’in yazdığı bu eserde bazı bölüm başlıkları, kitabın içeriği hakkında fikir vermektedir: Adalet (İslam’ın Özü); İnsan Toplum İlişkisi; İslam’ın Paylaşımcılığı; Paranın Yol Açtığı Toplumsal Sorunlar; İslam Sermaye Biriktirmeyi Yasaklar; Adaletin Yolu: Devrim; Sınıfsal Mücadele; Sosyal Mücadele. Kitabın yayım tarihi Ekim 2009dur, yani AKP iktidarda iken yayımlanmıştır.
LÜKS, ŞATAFAT VE
DEVRİMCİ MÜCADELE
Yazar eserde kapitalist toplumlardaki sosyal ilişkileri İslam açısından tahlil etmektedir. Giriş bölümünde şöyle yazmaktadır: “İslam’ın temel iktisadî kuralları aşırı fakirlik ve aşırı zenginliğin toplumda oluşmasını engellemeye dayalıdır. Toplumda aşırı fakirliğin ortaya çıkış nedeni zenginlerin, imkân sahiplerinin, işverenlerin, patronların, gayrimenkul ve toprak sahiplerinin, din adamı kisvesine bürünenlerin, siyasî iktidar sahiplerinin; sahip olmuş oldukları imkânları para hırsı, iktidar hırsı, daha lüks ve şatafatlı bir yaşama ulaşma arzularının ancak mahrumların, imkânı olmayanların, işçilerin, kiracıların, sermaye sahibi olmayanların emeklerini sömürmeleriyle mümkün olabilmesidir” (11.s.).
Yazar âyetlere, hadislere, tefsirlere ve İslam tarihine birçok atıf yaparak İslam’ın eşitlikçi olduğunu, paylaşmayı ve dayanışmayı emrettiğini anlatmaktadır. Gerçi bunu R. T. Erdoğan dâhil birçok kişi söylemektedir. Muhammed Nur Denek’i ayırt eden, paylaşmayı ve dayanışmayı gerçekleştirmenin de görev olduğunu vurgulamasıdır: “İslam, yaradılış hedeflerinden uzaklaştıran tüm adaletsizlikleri şiddetle yasaklamakta ve bu zulümlere rıza gösterenleri de zulümde zalimlerin destekçileri olarak tanımlamaktadır… İslam zulme ve zalime rıza göstermeyi bu derece yasaklarken, haksızlıklara ve sömürüye başkaldırmayı, adaletsiz ve zalim yönetimlere (sistemlere) karşı isyan etmeyi ise Allah’a kulluğun zirvesi olarak tanımlamaktadır” (11.-12.s.).
Yazar kitabın sonunda sözünü bağlarken son cümleleriyle kitabın amacını ortaya koymaktadır: “Sorumluluğunu bilincinde olan, insani vasıflarını yitirmemiş adalet fedaileri, ilahî önderlerin takipçileri, özgürlük âşıkları olan devrimci şahsiyetler asla bu boyunduruğa müsaade etmeyeceklerdir. Adalet merkezli bir direniş sergileyecek ve zulmü yerle bir edeceklerdir. Zulme, haksızlıklara ve sömürünün her çeşidine karşı devrimci bir mücadelede buluşmak dileğiyle vesselam…” (91.s.).
NİYETTEN BAĞIMSIZ ALET OLMA HALİ
Bu fikirleri, dünyadaki gelişmeler çerçevesinde de değerlendirmek gerekir. Vietnam Savaşının sona ermesinden beri emperyalizme karşı sıcak çatışmaların odağı, Müslüman coğrafyadadır. Önceki gün Filistin’di, dün Irak’tı, bugün Afganistan… Müslüman ülkelerde muhtelif örgütler kapitalizmin merkez devletlerine, askerlerine, şirketlerine karşı siyasî mücadele yürütmekte veya şiddet eylemleri yapmaktadır. En radikal örgütler şiddet eylemlerinde çoğunlukla kapitalizmin sembollerini ve münferit kurumlarını hedef almaktadır (New York’ta İkiz Kuleler, petrol boru hatları, lüks oteller vs.). Ya da El Kaide’nin Keşmir meselesine müdahil olması gibi, ulus devletlerinin toprak ihtilaflarında taraf tutmaktadırlar. Siyasal İslamcı diye tanımlanan hareketler ekseriya kendilerini “kapitalizme, sosyalizme ve liberalizme karşı” diye tarif etmektedir. Bu vasıflandırmanın bir anlamı yoktur. Eşitsizliğin kaynağı olan üretim tesislerinde özel mülkiyet sorununa, toprakta özel mülkiyet sorununa; eşitsizliğin başka bir kaynağı olan miras sorununa; ücretli istihdam sorununa; insanın çalışma hayatında ezilmesine yol açan rekabet felsefesine karşı bu akımların bir çözümü, projesi yoktur. Niyetleri ne olursa olsun, sonuçta bu akımlar sistemin âleti olmakta, onu takviye etmekte kullanılmaktadır.
OLGUNLAŞAN BİLİNCİN SİSTEMLİ İFADESİ
Buna mukabil, İslam’ın Özü: Adalet kitabı kısaca da olsa bu sorunları cesaretle ele almaktadır. Elbette 90 sayfalık bir kitapta kapitalizmin yol açtığı çetrefil sorunların tümüne çözümler sunmak mümkün değildir. Ama yazarın düzenin tartışmalı kavramlarını, kurumlarını (meselâ emeği, sermayeyi, sermaye birikimini, dikta rejimlerini, kamu menfaatini, kişinin mülkiyet hakkını, toprak ve doğal kaynaklar üzerinde mülkiyeti) İslam’ın adalet ilkesiyle yüzleştirmesi, bu dünyanın sorunlarını gerçekçi bir şekilde âdilane çözme azmini, cesaretini göstermektedir. Yazarı kutluyorum. Bütün önemli eserler gibi, bu kitap da toplumda olgunlaşan bir bilinci sistemli bir şekilde ifade ederken onu derinleştirmeye katkı yapacaktır.
Okurlarımın Kurban Bayramlarını kutluyor; Bayramın eşitlik, kardeşlik ve paylaşma azmimizi bilemesini diliyorum.
CEM SOMEL
ÖNCEKİ HABER

Var mısın gol müsün?

SONRAKİ HABER

Bolu’da 384 öğrenci liseye yerleşemedi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa