22 Kasım 2009 05:00

KİRVEME MEKTUPLAR

Kirvem,Geçtiğimiz günlerde (02.11.2009) tarihli Hürriyet gazetesinde kendi köşesinden “Türk olmak kolay değil!” başlığıyla bir yazı kaleme alıp, ardından da Türk olmanın özellikle kendi ülkemizde hiç de kolay olmadığını, hani deyim yerindeyse iki gözü iki çeşme “lülülü” makamında dillendirip, sonra da sözlerini “Velhasıl, günümüzde Türk olmak çok zordur!” serzenişiyle noktalayan muhterem Rahmi Turan’ın bu “içler acısı” makalesini tesadüfen okuyunca, doğrusunu söylemek gerekirse içim öncelikle Türkler adına cızz ettiği için, bir müddetten beri bu konu hakkında laflayıp duruyorum.

Paylaş

Kirvem,
Geçtiğimiz günlerde (02.11.2009) tarihli Hürriyet gazetesinde kendi köşesinden “Türk olmak kolay değil!” başlığıyla bir yazı kaleme alıp, ardından da Türk olmanın özellikle kendi ülkemizde hiç de kolay olmadığını, hani deyim yerindeyse iki gözü iki çeşme “lülülü” makamında dillendirip, sonra da sözlerini “Velhasıl, günümüzde Türk olmak çok zordur!” serzenişiyle noktalayan muhterem Rahmi Turan’ın bu “içler acısı” makalesini tesadüfen okuyunca, doğrusunu söylemek gerekirse içim öncelikle Türkler adına cızz ettiği için, bir müddetten beri bu konu hakkında laflayıp duruyorum.
Evet içim yandı, çok üzüldüm, zira özüme göre ne Türklerin, ne de etnik kimlikleri farklı olan herhangi bir “adem”in, şu ya bu nedenlerle sadece kendi topraklarında değil, dünyanın hiçbir köşe veya bucağında da sudan bahanelerle, entipüften gerekçelerle, en önemlisi de keyfi “önyargı”larla itilip kakılmasını, “dışlanıp, horlanmasını”, sessizce kabullenmek, hani bırakın diğer şatafatlı lafları, öncelikle ayıptır zo!
Üstelik birileri sırf etnik kimlikleri yüzünden orada burada sıkıntı çekiyorlarsa, o zaman “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!”, “Benden atlasın da nerede patlarsa patlasın!” babındaki bencilce, egoistçe yaklaşımları sanki bir “marifet”miş gibi algılayıp, dolayısıyla başkalarının “dert”lerini, “elem”lerini görmezlikten, duymazlıktan gelip, kısaca “üç maymun”ları oynayıp, bunu da bir nevi “yaşam felsefesi”ne dönüştürmek, özüme göre “insanlık” adına gerçekten de en büyük falsodur ağparik…
Yine özüme kalırsa bu tür ayrımcı davranışları, bağnazca düşünceleri ne “gariban” Salı pazarında, ne “sosyetik” Ulus’ta, ne çarşaf ile türbandan yana hayli hareketli Çarşamba, veya yarım yamalak bir istimlak sonucunda giderek mezbeleyi andıran eski “gâvur”ca ismiyle Galata, yenisiyle Karaköy’deki Perşembe pazarlarında, ne de adlarıyla sanlarıyla ünlü bilumum bitpazarlarında satmaya götürseniz bir “kapik” bile etmeyecek olan bu çağdışı “zihniyet”lerin hepsini tez elden rafa kaldırıp, kelimenin tam anlamıyla “yer ile yeksan” edip, belki de ağzını sıkıca bağladığımız bir çuval içinde Sarayburnu’ndan denize boca etmemiz gerekirken, tam aksine onun etnik kimliğini “yamuk”, bununkini “kart-kurt”, diğerini temelden “çarpık” babında değerlendirip böylece akıl almaz ahmakça, andavallıca nedenlerle “mesele” üstüne mesele yaratıp, sonra da her birimiz kendi derdimize ağlayıp sözde “çare” ararken, acaba farkında olmadan hep kendimizden yana yontan birer nalıncı keserine mi dönüştük ne!
Tamam! Amenna!
“Bu ülkede Türk olmak zordur!”
Peki dağlarında taşlarında “Ne mutlu Türküm diyene; bir Türk dünyaya bedeldir; Türk övün, çalış, güven” gibi özdeyişlerin yazılıp çizildiği bir ülkede Türk olmak bu denli zorsa, o zaman etnik kimlikleri güya “yampiri” olanların vay gelmiş haline!
Peki Anayasa’sının 66. maddesinde “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ibaresiyle, bu “mübarek”, bu “sihir”li cümlenin altı sabit kalemle çizilip, dolayısıyla cebinde T.C. kimliği taşıyan “herkes”in “Türk” olduğuna dair “hüküm” sadece lafta değil, tam aksine anayasal çizgiyle de zapturapt altına alınıp, böylece “Türk kimliği” hem başat, hem de “üst kimlik” olarak “resmi” söylemlerle de her fırsatta ve de kamusal mamusal her alanda dile getirilip yüceltilirken, buna rağmen yine de inatla “Velhasıl günümüzde Türk olmak çok zordur!” diyerek bu bapta fetva buyuran muhterem Rahmi Turan’ın yanı sıra, keza bu konuda onun gibi düşünüp nemli gözlerle ahlayıp “dövünen”lerin bizatihi kendi kendileriyle maazallah bir “problem”leri, en ufak bir sorunları şayet yoksa, ehh o zaman özüme göre de mesele zaten külliyen mafiş, memleket desen her bakımdan güllük gülistanlık…
Kirvem, tıpkı aynı noktada takılıp kalan, cızırdayıp duran bozuk bir plak misali bu ülkede “Türk olmak zordur!” lafını gari istersen bu saatten sonra bir kenara bırakıp, daha da doğrusu geldiği adrese “iadeli taahhütlü” postalayıp, haftaya biraz da “Ermeni dölü olmak” meselesine kıyısından köşesinden dokunmak üzere, şimdilik kal sağlıcakla!..
MIGIRDİÇ MARGOSYAN
ÖNCEKİ HABER

ABAKÜS

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa