23 Kasım 2009 00:00

‘Bizim de söyleyeceklerimiz var!’

İŞ güvencesiz, örgütsüz ve düşük ücretle çalışmanın esas olduğu Çiğli’de 1. yılını dolduran krizin etkileri her yerden daha çok hissedildi.

Paylaş

İŞ güvencesiz, örgütsüz ve düşük ücretle çalışmanın esas olduğu Çiğli’de 1. yılını dolduran krizin etkileri her yerden daha çok hissedildi. Organize sanayi bölgesinde patronların açıklamasına göre 7 bin işçi kriz gerekçesiyle işten çıkarıldı. Kış koşulları, yakacak parası, çocukların okul giderleri, sağlık hizmetlerinin paralı olması, Çiğli’de emekçilerin krizini derinleştirmeye devam ediyor.
Tam da bugünlerde 25 Kasım günü kamu emekçileri ve onlarla beraber işinden olmuş, veya halihazırda çalışmalarına rağmen asgari ücrete yapılması planlanan yüzde 3’lük sefalet zammıyla karşılaşan ve tüm bunlara karşı parasız eğitim ve parasız sağlık talebiyle herkese iş ve güvenli bir gelecek isteyen binlerce insan, hayatı durdurmaya hazırlanıyor.
Hayatı durdurmaya hazırlanan binlere bir destek de Çiğli’de bulunan Naime Tömek Lisesi ve Şehit Ali Karaoğlan Lisesi öğrencilerinden geldi.
Başbakan ve hükümetin ‘Parası olmayanlar ille de okuyacak diye bir şey yok’ türündeki açıklamalarına kendilerinin de söyleyecek bir sözleri olduğunu ifade eden Naime Tömek Lisesi öğrencileri, bu sözlerini söylemek üzere diğer okullardaki liseli arkadaşlarına da çağrılar yaparak, 25 Kasım günü alanlarda olacaklarını ve hocalarına destek vereceklerini söylediler. ‘Bu grevde bizim de söyleyeceklerimiz var!’ diyen 4 liseli arkadaşımız, tüm liseli arkadaşlarına ve işçi, memur, işsiz ülkenin her kesiminden insanlara, talepleriyle bu greve destek verme çağrısı yaptı.
ÖĞRETMENLERE DESTEK
Şehit Ali Karaoğlan Lisesi’nden görüştüğümüz 3 arkadaşımız ise okullarda 40 kalemde para toplanmasına karşı durmak ve ağır koşullarda düşük ücretle çalışan öğretmenlerine destek vermek için o gün derslere girmeyeceklerini ve öğretmenleri greve giderken kendilerinin de boykota gideceğini açıkladı.
İçlerinden bir tanesi, ataması yapılmayan binlerce öğretmen adayı varken, öğretmenlerinin ek derslere girerek yorucu şekilde fazladan çalıştırılmalarını anlamadığını belirtirken, hocalarının yalnızca insanca çalışma koşulları, yaşanabilecek kadar ücret istediklerini ifade etti.
(İzmir/EVRENSEL)

Cem Sakalıkaba (Hayrettin Duran Lisesi):
Benim için 25 Kasım; emekçilerin, işçi ve emekçi düşmanı gerici piyasacı AKP hükümeti’nin uygulamalarına son vermek için seslenme günüdür. Biz liseliler olarak yaşadığımız ve yaşanan, yani bizim dışımızdaki dünyada gerçekleşen olayları kendimizden ayrı düşünemeyiz.
İlkim (Hayrettin Duran Lisesi): Eğitim hakkı, sağlık hakkı, yaşama hakkı... Hangi hakka tam olarak sahibiz ya da hangi verilen hakkı tam olarak kullanabiliyoruz? Hiçbirini… Parası olana her olanak var. Peki ya bizlere? ‘Herkese eşit haklar tanınıyor’ kulağa hoş gelen bir cümle... Bu hakları ne kadar sağlıyorlar? Eğitim hakkımızla birlikte birçok özgürlüğümüz kısıtlanıyor, bu kısıtlamalara karşı çıkanlara ise bütünlüğü bozmak isteyenler adıyla bakıyorlar. Asgari ücretle çalışan bir emekçi çocuğunu muayene ettiremiyorsa, ameliyat parasını devlet karşılamıyorsa, bu hakların hukukların gerçekliği nerede? Şimdi hep birlikte haklarımızı savunalım. Bu sebeplerden dolayı, hem öğretmenlerimizin yanında olmak hem de geleceğimize sahip çıkmak için biz liseli öğrenciler, 25 Kasım’da dersleri boykot edip taleplerimizi hep bir ağızdan haykıracağız.
Recep Yardımcı - Salih Deniz Islakoğlu
ÖNCEKİ HABER

İşçilerden greve destek kararı

SONRAKİ HABER

Sakarya'da ırkçı saldırı: Tarım işçisi Şirin Tosun kafasından vuruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa