23 Kasım 2009 00:00

ROJEV

İçişleri Bakanı Atalay, mecliste yapılan görüşmelerde, ‘açılım’ kapsamında yapılması planlanan düzenlemeler arasında Kürtçe yer isimlerinin iade edilmesi konusunun yer aldığını açıklamıştı.

Paylaş

İçişleri Bakanı Atalay, mecliste yapılan görüşmelerde, ‘açılım’ kapsamında yapılması planlanan düzenlemeler arasında Kürtçe yer isimlerinin iade edilmesi konusunun yer aldığını açıklamıştı. Kürtçe yer isimleri tartışması, özellikle CHP’li Onur Öymen’in Dersim katliamını savunan konuşmasından sonra, ‘Dersim’ adı üzerinden sürdürüldü. Başbakan Erdoğan da, “Dersim’de olanları savunanları ben insanlık noktasında nasibini almamış olarak değerlendiriyorum” açıklamasını yaparak, 1935’te ‘Tunçeli’ olarak değiştirilen Dersim adını kullanmıştı. Bakan Atalay, Moskova’da katıldığı bir konferanstan sonra gazetecilerin ‘Dersim’ isminin iade edilmesi talebiyle ilgili olarak sorduğu soruya, “İl isimlerinin değiştirilmesini hiç onaylamıyorum” yanıtını verdi. Ardından ilçe ve il isimlerinin değiştirilmesinin ancak TBMM tarafından yapılabileceğini ve “öyle şeyin olacağını zannetmediğini” söyledi.
Cumhuriyet tarihi boyunca asimilasyon/Türkleştirme politikaları nedeniyle adı Kürtçe, Ermenice, Rumca, Arapça olan binlerce yerleşim biriminin adı değiştirildi. Bugün Dersim katliamı üzerinden sürdürülen tartışma, geçmişte yapılanlarla hesaplaşmadan demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü yönünde adım atmanın olanaklı olmadığını göstermiştir. Bakan Atalay’ın il ve ilçe isimlerinin değiştirilmene karşı çıkması, AKP’nin “çözüm”ü ile halkın talepleri arasındaki mesafeyi göstermesi bakımından uyarıcıdır. Başta Dersim olmak üzere Kürt coğrafyasında adları değiştirilen kentlerde yaşayanlar, yapılan katliamlar ve asimilasyon politikalarıyla yüzleşme üzerinden eski isimlerini geri istiyor. Beşir Atalay ise, adı değiştirildiği halde hala eski adı kullanılan köylerin isimlerini iade edebileceklerini söylüyor. Kürt halkı anadilde eğitim istiyor; AKP Hükümeti, Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulabileceğini söylüyor. Kürt halkı Bölgede adı yıllardır cinayet, katliam ve işkenceyle anılan koruculuk sisteminin, özel timin, JİTEM’in dağıtılmasını istiyor; ‘açılım’dan sorumlu Bakan Atalay, “terörle mücadeleyi aksatmayacak şekilde yol kontrollerinin azaltılması”nı çözüm olarak sunuyor.
Son Dersim tartışmasında olduğu gibi, Kürt sorunu üzerinden gündeme gelen her tartışma, egemenlerin geleneksel inkârcı politikaları sürdürme olanaklarını giderek daraltmaktadır. Zaten AKP Hükümetinin Kürt sorununu çözme iddiasıyla açıkladığı ‘açılım’ politikası da bu gerçekliğe dayanıyor. AKP Hükümeti, geleneksel politikaların sürdürülemezliği üzerinden Kürtlerin ulusal demokratik mücadelesini etkisizleştirmeye ve Kürt halkını yedeklemeye yönelik hamleler yapmaya çalışıyor. Kürt halkının talep ve beklentilerini karşılamak yerine bazı düzenlemeler yaparak bunların içini boşaltmayı amaçlıyor. Kürtçe köy isimlerinin iade edilebileceğini ama kentlerin isimlerinin değiştirilemeyeceğini söylemek, tam da bu politikaya denk düşüyor. Bulgaristan’da Türklerin adlarının değiştirilmesi karşısında bunun ne büyük bir mezalim olduğunu dünyaya anlatanlar, iş kendi gerçekleriyle yüzleşmeye gelince aynaya bakmaya korkuyorlar. Ama korkunun ecele faydası yoktur; bu ülkede demokratikleşmeye giden yol geçmişle hesaplaşarak Kürt, dili, Kültürü ve tarihiyle ilgili gerçeklerin tartışılmasından geçiyor. ‘Açılım’ın sınırları zorlanarak bu hesaplaşmanın gerçekleştirilebilmesi ve ülkenin demokratikleştirilmesi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kürt halkı ve bütün emek ve demokrasi güçlerinin mücadeleyi yükseltmesinden geçiyor. Dersim, Amed, Colemêrg…Bugün barış ve kardeşlik köprüsünü kurmak için Kürtçe yer adlarının sahiplenerek daha yüksek sesle dillendirilmesi gerekiyor.
ÇETİN DİYAR
ÖNCEKİ HABER

Kızılcahamam’da sitem eden edene

SONRAKİ HABER

Çavuşoğlu’dan İdlib açıklaması: Rejim ateşle oynamamalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa