25 Kasım emekçiler için bir fırsattır

25 Kasım emekçiler için bir fırsattır

Hükümetin kamu sendikalarıyla oturduğu toplu görüşme pazarlığında yüzde 2.5’luk zamda ısrarcı davranması ve geri adım atmaması üzerine KESK ve Kamu-Sen 25 Kasım’da grev kararı aldılar.


Hükümetin kamu sendikalarıyla oturduğu toplu görüşme pazarlığında yüzde 2.5’luk zamda ısrarcı davranması ve geri adım atmaması üzerine KESK ve Kamu-Sen 25 Kasım’da grev kararı aldılar.
KESK ve Kamu-Sen’in aldığı bu karar kamu emekçilerinin ilk grevi olması kadar emekçilerin birliği açısından da bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Diğer bir özelliği elbette sağ ve sol olarak ayrı sendikalarda bölünmüş olan emekçilerin ilk defa bir iş bırakma eyleminde bir araya geliyor olmalarıdır. Bu emekçilerin birliği açısından olumludur. Gönül isterdi ki Memur-Sen’de bu sendikalarla birlikte davransın ve bütün kamu emekçileri güçlü bir şekilde iş bırakma eylemi yapılsın ve emekçiler taleplerini elde etsinler.
Emekçi sınıfların mücadele tarihine baktığımızda hiçbir hakkın kolay alınmadığını görürüz. Bunun en yakın örneği KESK’in kendisidir. KESK tarafından Ankara’da yüz binlerce emekçiyle yapılan eylemler sonucunda sendika hakkı alınmıştır. Ancak bu, hâlâ toplu sözleşme hakkı ve grev hakkı olamayan bir sendika hakkıdır. Bu hakkın toplu sözleşme ve grevle taçlanması için hâlâ etkin ve güçlü mücadelelere ihtiyaç vardır. Ancak yıllardır verilen mücadelede KESK’le Kamu-Sen’in ilk defa bir birliktelik yakalamış olmaları, eğer doğru kullanılabilirse, kamu çalışanlarının kazanımları ve ilerdeki güçlü mücadeleleri için bir ilk adımdır.
Bu hükümet de kendinden öncekiler gibi kamu emekçilerinin haklarını kolayca vermeyeceğini toplu pazarlık döneminde göstermiştir. Hükümet vergi kolaylıkları, krediler, KDV ve ÖTV indirimleri, ihale kayırmaları, fahiş fwiyatlarla ilaç vb. alımlar ile milyarlarca TL’yi sermaye kesimine aktarırken emekçiye gelince cimri davranmaktadır. Elektrik, doğal gaz ve akaryakıta bir yılda yüzde 70’lere varan zamları planlarken kamu çalışanlarına yüzde 2.5’tan fazla vermemektedir. Bir yandan ücretler düşük tutulup emekçiler işsiz bırakılırken diğer yandan muayene ücretleri, ilaç katkı payları, vergi zamları, tüketim maddelerine getirilen zamlar vb. ile emekçilere yeni yükler getirilmektedir. Bütün bunlar hükümetin saldırılarına karşı emekçilerin birleşmesi gereken başlıca nedenlerdir.
Yukarıda bahsedilen yükler elbette sadece kamu çalışanları için değil işçiler ve emekliler için de geçerlidir. Dolayısıyla yapılacak grev, sadece katılan iki sendikayı değil grev kararı almayan Memur-Sen üyesi kamu emekçileri başta olmak üzere işçi ve emeklileri de yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle grevi örgütlerken bütün bu kesimlerin greve destek ve katılımının sağlanması grevin başarıya ulaşma şansını artıracaktır.
İşte bu nedenlerden dolayı KESK ve Kamu-Sen emekçilerin güncel taleplerini öne çıkararak işyerlerinde yürütecekleri ortak çalışmalara ilaveten diğer işçi ve emekçi sendikalarının fiili desteğini katmak içinde mücadele yürütmeliler.
Eğer kamu emekçi sendikaları hastanelerden, eğitim kurumlarına, hizmet birimlerinden, resmi dairelere kadar tüm işyerlerinde; diğer tüm ayrımları bir kenara bırakarak, yalnızca emekçi olma özelliğinden gelen birlikteliği öne çıkararak emekçileri 25 Kasım’daki greve katmak için çalışma yürütürlerse diğer emekçi kesimlerden, işçilerden, işsizlerden ve sokaktaki yoksullardan da en geniş desteği göreceklerdir.
HALİT KATKAT Emekli-Sen İskenderun Şube Başkanı
www.evrensel.net