24 Kasım 2009 05:00

SAĞLICAK

Ücretlerin temel gereksinimleri dahi karşılamadığı, insanca yaşamanın koşullarının ortadan kalktığı, parası olmayanlara eğitim ve sağlık hakkının çok görüldüğü bir dönemdeyiz.

Paylaş

Ücretlerin temel gereksinimleri dahi karşılamadığı, insanca yaşamanın koşullarının ortadan kalktığı, parası olmayanlara eğitim ve sağlık hakkının çok görüldüğü bir dönemdeyiz.
Bir başka bakışla grevin objektif koşullarının olgunlaştığı güne geldik.
Yarın 25 Kasım…
KESK’in çağrısıyla başlayan süreç Kamu Sen birlikteliğiyle grev sürecine dönüştü.
Hükümet olduğu günden beri kamu çalışanlarını sözleşmeli köle haline getirmeyi hedefleyen, bu amaca uygun yasa taslakları hazırlayan AKP hedefe ulaşmak için zamana oynadı. Her yıl yeni bir planla toplu görüşmelerde kamu çalışanlarını ve sendikalarını oyaladı. Toplu iş sözleşmesi hakkını bırakın, toplu görüşmeler dahi zulüm ve eziyete dönüştü.
Yüzde 2.5 artış verenler utanmasalar ücretlerde indirim önerecekler.
Siyasi iktidarlar devletle ‘iyi geçinen’ sendika ve sendikacı modelleri geliştirdi. Adına ‘sosyal diyalog’ dedikleri, görüşmeleri güdümlü sendikalarla gerçekleştiren anlayış özünde mücadelenin önünde bariyerler oluşturmayı hedefledi. Düzenle uyumlu ve ödenekleri hazineden karşılanan üyelerin ‘güç’ kattığı sendikalar ve konfederasyonlar yetkili kılınarak tüm çalışanlar adına söz sahibi edildi. Bu sendikalar aracılığıyla tabandaki tepkiyi erteleyen yöntemler geliştirildi. Ancak olmadı, hesap tutmadı. Her geçen yıl huzursuzluk daha da arttı.
Şimdiye kadar ‘uyumlu sendikacılık’ yapan Kamu-Sen ve Memur-Sen bu durumu üyelerine anlatamaz hale geldiler...
Geçmişte sendikal mücadeleyi baskılama görevini üslenen Kamu-Sen bu görevi Memur-Sen’e havale etti. Ya da hükümetin tercihi bu yönde oldu. Bir zamanlar hükümetin ‘sosyal diyalog’ ya da ‘monolog’ kurgusunun tek muhatabı Kamu-Sen idi. Tabanını giderek Memur-Sen’e kaptırdığı şu günlerde durumu üyelerine anlatamaması nedeniyle tarzını değiştiren Kamu-Sen greve katılma kararı aldı.
Tüm olumsuzluklarına rağmen, eylem esnasında tabanda sağlanacak buluşma ve güç birliği KESK – Kamu-Sen birlikteliğinin pozitif çıktısıdır.
Hazırladığı yasa taslaklarıyla sendikal örgütlenmeyi ve dolayısıyla mücadeleyi tümden sönümlendirmeyi hedefleyen iktidara karşı mücadelenin grev ile yeniden yükselmesi KESK’in güçlenmesi anlamına gelecektir.
İzmir’de tutuklu olarak yargılanan 22 sendikacının mahkemesinde dayanışmanın örneklerini veren KESK başarı kazanmıştır. Grev öncesinde tüm tutukluların serbest kalmasını sağlayan KESK’in kararlı duruşudur ve üyelerine moral destek sağlamıştır.
Bugün koşulların KESK lehine olduğu bir dönemdeyiz ve bu dönemin sonunda KESK’in en önde olmaması için de hiçbir engel yoktur. Grev ile yükselen mücadele özlük haklarını iyileştirebilir, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkını kazandırabilir.
Kamu çalışanlarının sorunları tüm toplumun sorunudur… Ayrıcalıklı bir kesimin değil, herkesin çocuklarını eğitmek ve sağlığını korumak ve geliştirme hakkı olduğunun kavrandığı dönemde toplum desteği de sağlanacaktır. Bu anlamda toplum katılımının güçlendirilmesi, bireysel kurtuluşun toplumsal çözümler sağlamadığı gerçeğini anlatmaktan geçiyor.
Artık söylenecek fazla söz kalmadı.
25 Kasım toplumsal gelişimin kilometre taşı olsun!...
CELAL EMİROĞLU
ÖNCEKİ HABER

Sağlık ve eğitim hakkı için greve destek verecekler

SONRAKİ HABER

YSK, İstanbul kararının iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa