24 Kasım 2009 05:00

BAŞYAZI

- “Açılım” girişimlerinin kofluğu her gün biraz daha ortaya çıkan Başbakan ve partisi, bir yandan il il gezerek partilileri ve parti tabanını kazanmaya ...

Paylaş

- “Açılım” girişimlerinin kofluğu her gün biraz daha ortaya çıkan Başbakan ve partisi, bir yandan il il gezerek partilileri ve parti tabanını kazanmaya çalışırken öte yandan da CHP ve MHP’nin ırkçı-milliyetçi tutumları karşısında kolay yoldan “demokrasi kahramanlığı” yapıyor. Burada en önemli dayanağı “demokrasi” ve “özgürlükler” üstüne afaki nutuklar. Başbakan ve partisinin kriteri, “Yalandan kimse ölmemiş” deyimi!
- CHP’nin “Kürt açmazı” da Dersim’de ortaya çıktı. Ve Tunceli örgütünün yöneticileri ve yüzlerce üyesi CHP’den istifa ettiklerini açıkladılar. Öyle görünüyor ki, CHP’deki Dersim tepkisi, CHP’nin her türden demokratik girişimi bölücülük olarak suçlayan faşizan tutumuna karşı parti içi sabrı tüketti!
- Öte yandan dün, iki hafta kadar önce Evrensel’de manşet olan doğal gaza yüzde 50’yi aşan fahiş zam geleceği haberinin, hükümet yandaşı Zaman’ın yayınladığı belge ile gerçek olduğu görüldü. Dahası böylece, doğal gaz zammının bir domino etkisi yaratarak her şeye zam olarak yansıyacağı yorumları daha da güç kazandı.
Her üç konu da elbette bugün “başyazı konusu” olabilirdi. Ama bu hafta, sıcaklığı ile gündemin bu sürekli konularını aşacak bir konuyu başyazı konusu yapacağız: Kamu emekçilerinin 25 Kasım’da yapacaklarını ilan ettikleri grevi!
Evrensel okurları, aslında son üç-dört haftadır, ülkenin her yanında kamu emekçilerinin, sınıf partisinin, ilerici demokrat güçlerin, çeşitli işçi sendikalarının ve sendikal platformların aralarında birleşerek, güçlü bir grev yapmak için uğraştıklarını biliyorlar.
Ülkenin içinden geçtiği süreç ve kamu emekçilerinin talepleri göz önüne alındığında, bu grevin sadece kamu emekçileri için değil emeği ile geçinen tüm emekçiler için önem taşıdığı açıkça görülür. Çünkü, kamu emekçileri sadece kendi daha iyi yaşama ve daha iyi çalışma koşulları için değil, aynı zamanda eğitim, sağlık, iletişim, temizlik, çevre, toplu taşıma gibi tüm hizmetlerin daha iyi verilmesini de istiyorlar, Bu yüzden kamu emekçilerinin 25 Kasım’daki grevi, işçiler, işçi sendikaları başta olmak üzere her kesimden halk için son derece önemlidir.
Elbette ki hem grev çağrısı yapan sendikalar hem de emek mücadelesinden yana olan herkes, grevin başarılı olmasını istiyor. Grevin başarısının iki kritik noktası var. Bunlardan birincisi; kamu emekçilerinin greve katılımının en yüksek düzeyde olmasıdır. Burada en önemli sorumluluk ise “en büyük memur konfederasyonu” olan Memur-Sen’in çeşitli düzeydeki yöneticileri ve üyelerindedir. Çünkü KESK ve Kamu-Sen üyeleri iş bırakıp greve çıkarken, aynı taleplere sahip aynı işi birlikte yapan Memur-Sen üyelerinin çalışacak olmasını hiçbir mazeret kabul edilir yapamaz. Çünkü bu açıkça grev kırıcılığı olacaktır. Çünkü, grev olan bir işyerinde çalışan emekçi, niyeti ne olursa olsun, sendika merkezi ya da diğer yöneticiler ne derse desin, grev kırıcı olmaktan kurtulamaz. Elbette ki Memur-Sen üyelerinin greve katılımını artırmanın yolu da Kamu-Sen ve KESK üyesi kamu emekçilerinin grevin başarısı için gerekli çabayı göstermesi olacaktır ki, bu sendikasız kamu emekçilerinin katılımı için de teşvik edici olacaktır.
Grevin başarısını gösterecek ikinci önemli gösterge ise, işçi sendikaları ve diğer emekçi kesimlerden greve verilecek yaygın destektir. Burada sadece işçi sendikalarına ve emek örgütlerine değil, sınıf partisi başta olmak üzere tüm ilerici demokrat çevrelere de son derece önemli sorumluluk düşmektedir. Bu yüzden de, öğrenciler, veliler, hastalar, hasta yakınları, esnaflar, emekliler gibi kamu emekçisi grevin dolaylı ya da doğrudan tarafı olan her kesimin greve desteği, grevin sonrası dönem için de son derece önemli olacaktır.
Öyleyse, haydi greve!
Haydi grevle dayanışmaya!
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

DTP’ye saldırı vatandaş tepkisi değil

SONRAKİ HABER

Tanrıkulu gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili Meclis Araştırması istedi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa