24 Kasım 2009 00:00

DÖNÜŞÜM

“Krizin faturasını ödemeyeceğiz” sloganı önümüzdeki dönem çok daha önemli hale gelecek.

Paylaş

“Krizin faturasını ödemeyeceğiz” sloganı önümüzdeki dönem çok daha önemli hale gelecek. Şimdiye kadar Federal Hükümet, krizin sermayeye olumsuz yansımalarını değişik paketlerle engellemeye çalıştı. Bankalara 500 milyar avro, tekellere ve orta ölçekli firmalara ise konjonktür paketi, kredi teminatı ve borç adı altında 300 milyar avro sundu. Yeni yılda işletme vergilerini düşürmek üzere yeni bir paket hazırlanıyor. Önümüzdeki aylarda mali sermaye alanında yeniden “çürük kredi açıkları” ortaya çıkabilir. Şimdiye kadar çürük kredilerin anca üçte birinin temizlendiği bildiriliyor. 2010 yılında üretici sermayenin kredi bulmakta güçlük çekeceği de biliniyor. Yani kısacası, hükümetin “kriz müdahaleleri” devam edecek.
Diğer yanda ise şimdiye kadar piyasaya sunulan ve hazırlıkları devam eden paketlerin faturası çıkartılıyor. Devasa kurtarma paketleri, devlet bütçesinde büyük delikler açtığı gibi sürekli büyüyen devlet borçlarının patlamasına da neden oldu. Bütçe açığı ve devlet borçları 2010 yılında daha da büyüyecek. Nitekim, devletin vergi girdisinde ciddi bir düşüş yaşanacağı gibi sermaye lehine harcamaları da artacak.
Hükümetin emekçileri hedefleyen “acı reçetesi” de hazır görünüyor. Bunun başında çok kapsamlı bir sağlık reformu duruyor. Sağlık sigortası aidatlarında işveren payını dondurmayı planlayan hükümet, emekçilerin ücrete bağlı aidat paylarını ise değiştirmek istiyor. Artık kişi başına ve gelirden bağımsız aidat ödenmesi planlanıyor. Bu ise düşük gelirli milyonlarca emekçinin olağanüstü zorlanacağı anlamına geliyor.
Bütün işletmelerde ücretlerin dondurulması, çalışma sürelerinin ve ücretlerin düşürülmesi, izin ve Noel ikramiyelerinin ödenmemesi gündemde. Yani işçi ve emekçiler, sermaye ve hükümetinin kıskacındalar!
Sermayenin ve hükümetinin kriz politikalarına karşı kitlesel bir direnişin henüz gelişmemesinin birçok nedeni var. Ama irili ufaklı birçok bölgede, fabrikada direnişler de var.
Sorun, bu direnişlerin, mücadelelerin birleştirilmesinde yatıyor. İşten atmalara ve diğer saldırılara karşı çok sayıda fabrikada mücadele örgütlenmeye çalışılıyor, bazı yerlerde mücadele ediliyor. Ama bu mücadeleler birbirinden kopuk olunca etkisi de zayıf oluyor.
Bu sorunu aşmak üzere Stuttgart’ta düzenlenen “Eylem Konferansı”nda, mücadelelerin birleştirilmesi için bir dizi karar alındı: İşten atmaların yasaklanması ve çalışma sürelerinin kısaltılması, sağlık reformuyla ilgili geniş bir toplumsal hareketin oluşturulması, sermayenin lehine vergi reformunun engellenmesi, çevre hareketinin de ortak mücadeleye çekilmesi. Şimdi sıra, bu kararların hayata geçirilmesi için yerel birliklerin güçlendirilmesinde!..
SERDAR DERVENTLİ
ÖNCEKİ HABER

Nefes’in sırrı çözüldü

SONRAKİ HABER

Bursa Tabip Odası Başkanı'ndan şehir hastaneleri yorumu: Yol yakınken vazgeçin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa