25 Kasım 2009 05:00

UFUK

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, 10 Kasım günü TBMM’de yapılan “demokratik açılım” görüşmeleri sırasında...

Paylaş

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, 10 Kasım günü TBMM’de yapılan “demokratik açılım” görüşmeleri sırasında, Dersim katliamını savunan sözlerinin ardından yaşananlar, bir süredir siyasi arenada unutulmaya başlanan siyaset ile bedel arasındaki ilişkinin yeniden hatırlanmasına vesile oldu.
Onur Öymen’in sanki o sözleri kendisi söylememiş gibi, “Biz bu konuyu kapattık, ülke gündemini böyle şeylerle meşgul etmek istemiyoruz” biçimindeki sözleri CHP’ye yönelik olarak Dersimlilerin, Alevilerin ve akıl vicdan sahibi herkesin tepkisini daha da artırdı.
Ardından CHP Genel Başkanı Baykal’ın Öymen’i savunan sözleri ve CHP’nin Dersimli Milletvekili Kemal Kılıçdaroğu’nun Dersim’de, Öymen’i istifaya çağırıp, Ankara’da savunması tek tek kişilerin tutumundan öte toplam CHP profilini de tarif eden özellikler taşıyor aslında.
Halkın hassasiyetinden, taleplerinden, acılarından son derece kopuk hareket eden, statükoyu savunmanın ötesine geçemeyen bir partinin ödeyeceği bir bedel elbette olacaktı.
Dersim istifaları bu bedelin önemli göstergelerinden birisi oldu. Eski milletvekili, şu anki belediye başkanları ile birlikte Dersim’de 400 kişinin CHP’den istifasının ardından yeni istifaların da gelebileceği konuşuluyor.
Öte yandan, CHP’nin ‘dürüst yüzü’ olarak gösterilen ve sürekli belgeler yayımlayarak rakiplerini yıpratmaya çalışan Kılıçdaroğlu’nun, Viyana ve Münih’te karşılaştığı protestolar, CHP’nin zaten yıpranmış olan imajını kuşkusuz daha da yıprattı.
Dersim’de CHP’den istifa etmiş olanların bundan sonra nasıl bir siyasi yol izleyecekleri ayrı bir konudur. Ancak istifalarla ortaya konulan tavır, tam bir siyaset dersi anlamına geliyor. CHP gibi bir partinin bundan ne gibi sonuçlar çıkaracağı kendi sorunu. Öymen’in, “Biz bu konuyu kapattık” sözleri ve Kılıçdardoğlu’nun çark etmesi düşünüldüğünde, CHP’nin bu konuda kendisini ileriye götürecek bir ders çıkaracağını söylemek fazlasıyla iyimserlik olur.
Dersim istifalarının CHP’yi bölge illerinden neredeyse silen bir etki yaptığı da ayrı bir gerçektir ve bunun da sonuçları görülecektir.
Siyasette bedel ilişkisi bakımından Başbakan Erdoğan’ın bugün greve çıkacak olan kamu emekçileri “Sonuçlarına katlanırlar” diyerek tehdit etmesi de üzerinde durulması gereken bir özellik taşıyor. Erdoğan bu sözleriyle “Greve giderseniz ananızı ağlatırım” mı demek istedi, bilemiyoruz ama CHP’yi eleştirirken “Dersim” kelimesini dilinden düşürmeyen ve neredeyse solcu kesilen Başbakan’ın, iş hükümetinin protesto edileceği bir greve geldiğinde “demokrat” söylemleri çok kolaylıkla unutuvermesi dikkate alınması gereken bir durumdur.
Emekçi sınıflara karşı Erdoğan’ın kullandığı bu üslup, aslında onun ‘Kürt açılımı’ ya da ‘Alevi açılımı’ diye gündeme getirdiği girişimlerinde sınıf karakterini ele vermiş oluyor.
AKP geçen seçimlerde oy kaybeden bir parti olmuştu ve son ‘açılım’ iddialarının bu açıkları kapatmaya yönelik özellikler de taşıdığı biliniyor.
Bugün gerçekleşecek olan kamu emekçileri grevinin vereceği mesajlar bu açıdan önemlidir. Erdoğan’ın tehditlerine boyun eğmeyecek olan kamu emekçileri, hükümetin ‘yalancı demokrat’ yüzünün görülmesine de vesile olacaktır.
Dersim’den verilen mesajlar, kamu emekçilerinin verecek olduğu mesajlar siyasette, ezilen emekçi yığınların moral değerlerini de kuşkusuz olumlu etkileyecektir.
FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

Öğretmenler Günü’nde kalem kırdılar

SONRAKİ HABER

Afyon'da yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa