25 Kasım 2009 00:00

25 Kasım yeni bir ‘89’un başlangıcı olabilir mi?

Kamu emekçileri, sekiz yıldır hiçbir taleplerini karşılamayan “toplu görüşme masasından” umutlarını keserek, 25 Kasım’da bir...

Paylaş

Kamu emekçileri, sekiz yıldır hiçbir taleplerini karşılamayan “toplu görüşme masasından” umutlarını keserek, 25 Kasım’da bir günlük greve çıkmaya karar verdiler. Hükümetin tek yanlı olarak belirlediği yüzde 2.5 oranındaki maaş artışları, kamu emekçisinin sefaletiyle alay etmek, onun emekçi onurunu ayaklar altına almaktır. KESK ve Kamu-Sen, bu onur kırıcı, emek düşmanı yaklaşımı kabul etmediklerini; hükümetin, IMF dayatmasına boyun eğerek kamuda çalışanlara sefalet ücreti açıkladığını, kendilerinin de talepleri bulunduğunu, bu taleplerin gerçek bir toplusözleşme masasında tarafların pazarlığıyla belirlenmesi için bir günlük “uyarı grevi” yapacaklarını kamuoyuna açıkladılar. Kamuda hükümet politikalarını destekleyerek, hükümetin yardımları ve kadrolaştırmasıyla en büyük konfederasyona dönüşen Memur-Sen, bu uyarı grevine katılmıyor. Bunun adı; emekçileri bölmek, mücadeleyi arkadan hançerlemek, kendi üyelerinin ekonomik, sendikal, sosyal taleplerine sırtını dönmektir. Pişkinlikle yapılan hiçbir savunma, açıklama, bu düşülen konumu değiştiremez. Şunu da belirteyim; gezilerde dinlediğim, işyerimde konuştuğum, Memur-Sen tabanı greve katılım yapacak, yönetime tarihi bir ders verecektir. Okul ve işyerlerimizde grev konuşulurken, grev komiteleri oluşturulurken, Memur-Sen tabanının grevi olumlayan söylemleri bu durumu kanıtlar niteliktedir. Bu grevin kaybedeni, siyasal iktidar ve Memur-Sen olacaktır.
Grev kamu emekçileri tarafından genelde olumlu karşılanmış görünüyor. Uyarı grevini; sendikaların içinde bulundukları dağınıklığı gidermenin, emekçi yığınların bölünmüşlüğünü ortadan kaldırmanın, mücadeleye, kamu hizmetini paralı almak zorunda bırakılan milyonlarca insanın katılmasına olanak sunacak birlikteliğe dönüştürmenin çabaları olarak ele alıyoruz. İşyerleri (maliye, belediye, İSKİ, hastaneler), fabrika niteliğindeki endüstri meslek liseleri, kalabalık okullar, örgütlenmenin daha elverişli olması nedeniyle temel alınıyor. İşyeri komiteleri oluşturuluyor. İşyerinde çalışma, işyeri örgütlülüğü esas olmakla birlikte, işyeri ve okul gezileri yapılıyor. Grev, daha uygulanmadan bir okul olma işlevini yerine getiriyor. İşyerlerinde sendikaların tartışılması, ders aralarında grev ile ilgili konuşmalar, çoktandır kullanılmayan sendika panolarının renklenmesi, sendikalara sahip çıkma eğilimlerinin artması; daha şimdiden bu uyarı eyleminin kazanım hanesine yazılanlardır. Grev, sermaye güçlerinin gündemleri belirlediği, milyonlarca emekçinin izleyen konumda kaldığı koşullara karşı da bir hava oluşturdu! Artık bakanların kendi aralarındaki, Başbakan’ın sağlık bakanıyla, muhalefetin hükümetle, ülke ve emekçilerin yarasına merhem olmayan, gündem belirleyen atışmaları, oyalama taktikleri yerine kendi gündemimize dönük konuşuyoruz. Ülke düzeyinde grev hazırlıkları; Bartın’da, Karabük’te, Adana’da, Kocaeli’nde ve daha onlarca yerleşim yerinde KESK-Kamu-Sen’in ortaklaşa basın açıklamaları, panel, birlikte işyeri gezileri, işçi sendikaları şubelerine destek ve dayanışma istemli geziler düzeyinde sürüyor. (Bu çalışmaların deneyimlerini aktaran Evrensel, gerçek bir işçi basını olmanın rüştünü kanıtlıyor, kamu emekçilerinin gözü kulağı oluyor.)
Tür-İş’e bağlı sendikaların açıklamaları, kamu emekçilerine güven verdi, heyecanı artırdı. Eğer bu destek, fiili bir 2-3 saatlik iş bırakarak alanlarda birlikte olmak şeklinde olursa, katılım çok daha yüksek olacak. Türk-İş’e bağlı sendikaların açıklamalarında yer alan talepler; özelleştirmelerin durması, kıdem tazminatlarının bir daha ve hiçbir koşulda tartışılmaması, sendikalaşmadan ötürü işten atmalara son verilmesi, yasaya bağlı-güvenceli çalışma dışındaki her türlü çalıştırmaya son verilmesi, kamu emekçilerine grevli toplusözleşmeli sendika hakkı tanınması, örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan sendikalar-grev ve lokavt yasasının lağvedilmesi, demokratik bir sendika yasası ile 12 Eylül kalıntılarının yok edilmesi talepleri, EP’in kendisini, program ve yönelim olarak yenileyerek çıkmasının bir işareti olarak algılanıyor. Buna bugün şiddetle ihtiyaç var. 25 Kasım uyarı grevi, aynı zamanda birleşik emek mücadelesinin başlangıç tarihi olabilir; neden olmasın? 25 Kasım’dan güçlü çıkacak olan kamu emekçileri, taleplerini gerçekleştirme yolunda önemli bir eşiği geçmiş olacaklar. Bunun olanakları gelişiyor. Petrol-İş, Yol-İş 1 No’lu Şube, Haber-İş 1 No’lu Şube, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş greve ciddi destek sunacaklar.
Bugünün örgütlülük düzeyiyle olabilecek en yüksek katılımla gerçekleşecek grev. Umutluyuz, haksız yere ve KESK’in sendikal faaliyetten alıkonulması kastıyla tutuklu bulunan merkez ve taşradaki sendika yöneticilerinin mücadele sonucu özgürlüklerine kavuşmaları, heyecanımızı daha da artırdı. Şimdi onlarla daha güçlüyüz. Grevimize destek giderek büyüyor, birleşe birleşe kazanacağız! Haydi greve, haydi dayanışmaya!
RIZA ZEYREK Eğitim Sen Cenap Şahabettin İÖO İşyeri Tmsl.
ÖNCEKİ HABER

İzmir kimlerin kalesi?

SONRAKİ HABER

TR-İnter Tekstil işçilerinin direnişi Çiğli’ye taşınıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa