28 Kasım 2009 05:00

DURUM

ABD büyükelçilerinin ülkenin iç ve dış politikası hakkındaki görüşleri, ülkeyi yönetenler ve büyük basın tarafından her zaman önemli oldu.

Paylaş

ABD büyükelçilerinin ülkenin iç ve dış politikası hakkındaki görüşleri, ülkeyi yönetenler ve büyük basın tarafından her zaman önemli oldu. Büyükelçiler zaman zaman basına verdikleri röportajlarla, zaman zaman da çıktıkları “yurt gezilerinde” yaptıkları açıklamalarla, ülkenin politikası konusunda ABD’nin görüşlerini dile getirdiler. Bu “görüşler” bazen uygulanan bir politikayı güçlendirmek, ona destek vermek niteliğinde oldu, bazen de “ayar yapmak” niteliğinde.
Milliyet gazetesinden Semih İdiz, ABD Büyükelçisi James Jeffrey ile yaptığı görüşmeyi köşesinde yazdı. Jeffrey, Başbakan Erdoğan’ın ABD’ye yapacağı ziyaret öncesinde ABD-Türkiye ilişkilerini ve ülkenin iç politikadaki bazı sorunlarını ele alıyor ve bu konudaki soruları yanıtlıyor. Sorulan sorulara verilen yanıtlardan bir kez daha anlaşılıyor ki, ABD, AKP Hükümeti’nin arkasındadır. Ancak büyükelçi iki konuda “ayar yapma” gereği duymuş.
Bu konular, İsrail’le ve İran’la ilişkiler konusudur. İsrail’le ilişkilere ilişkin İdiz şunu soruyor: Türk- ilişkileri eksen kayması tartışmalarını körüklüyor. Bu iki ülke bir yol ayrımında mı? Büyükelçinin yanıtı şöyle: “Türk İsrail ilişkisine önem vermemizin bir nedeni, bunun İsraillilere, nüfusu ağırlıklı olarak olan bir devletiyle ilişkiler kurabileceklerini göstermesidir. Hükümete sorduğunuzda bu ilişkilerde köklü bir değişiklik beklemiyorlar. Fakat iki konuda endişeleri var. Biri, ‘deki çatışmalar ve insani sorunlar. Diğeri de Türk hükümetinin ile Ortadoğu barışı konusundaki görüş ayrılığı. Bir ülkenin hükümetiyle görüş ayrılığınız varsa, o hükümetle olan ilişkileriniz biraz farklı olur.”
Büyükelçi Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin devam edeceğini, “köklü değişiklikler” olmayacağını, ama ilişkilerin “biraz farklı” olabileceğini vurguluyor. Diplomatik dille söylenenlerin anlamı açıktır. Büyükelçi, hükümetin ilişkilerin temel yönünü değiştirecek adımlar atmaması gerektiğini, ancak kendi kamuoyunu tatmin etmek üzere, sadece sözde kalması gereken bazı demagojik manevralara başvurabileceğini söylüyor. Zaten AKP Hükümeti de bu sınırların dışına çıkmış değil ve “eksen kayması” olmadığı yönünde herkese güvence üstüne güvence veriyor.
Diğer konu ise İran meselesidir. İdiz soruyor: “Batı İran’a yaptırım uygularsa Türkiye de buna uymalı mı?” Büyükelçinin yanıtı şöyle: “Geçmişte iyi bir argümanla ortaya çıktığımızda ve bunun için uluslararası destek sağladığımızda, Türkiye’ye güvenebildiğimizi gördük. Fakat karar Türkiye’nindir.” Diplomatik kılıftan soyulduğunda söylenenler açıktır: İran’a ilişkin atacağımız adımlar için karar anı gelip çattığında, Türkiye yanımızda olacaktır. Bizim oluşturduğumuz gücün karşısında yer almak gibi bir düşünceyi Türkiye’yi yönetenler aklına bile getirmesin. Türkiye, kırk katır ile kırk satır arasında bir karar verme özgürlüğüne elbette sahiptir!
Eksen tartışmalarının yaşandığı bir zamanda ABD büyükelçisinin söyledikleri son derece açıktır. Türkiye, eğer bölgesinde aktif bir rol oynayacaksa, bu rol ancak ABD’nin gölgesinde oynanabilir. Bu rol için Türkiye askeri, ekonomik, diplomatik ve tarihsel birikimini harekete geçirmelidir. İş birlikçi Türkiye egemen sınıflarının kendilerine verilen bu görevi memnuniyetle kabul ettikleri görülmektedir. Hatırı sayılır bir ekonomiye, tarihsel bağlara sahiptirler. “Aktif dış politika” onların emperyal hayallerini gıdıklamaktadır.
Ama bu gerici politikaların sonunda halklar arasında kardeşlik bulunmamaktadır. Bugün yaratılmak istenen dostluk görüntüleri yanıltıcıdır ve gelecek büyük sorunların üstünü örtmeye hizmet etmektedir. Türkiye halkının ve bölge halklarının geçmişten daha fazla uyanık olmaları gereken bir döneme girilmektedir.
Ahmet Yaşaroğlu
ÖNCEKİ HABER

HAYAT YAZILARI

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa