28 Kasım 2009 05:00

‘Çocuklarımın karnı doysa bayram yaparım’

Bayram geldiğinde, neşesiyle bereketiyle gelir” sözü Ekrem Gölge için herhangi bir anlam ifade etmiyor. Zira, 11 nüfusla İstanbul’da yaşam savaşı veren Ekrem Gölge’nin hanesine ne neşe...

Paylaş

Bayram geldiğinde, neşesiyle bereketiyle gelir” sözü Ekrem Gölge için herhangi bir anlam ifade etmiyor. Zira, 11 nüfusla İstanbul’da yaşam savaşı veren Ekrem Gölge’nin hanesine ne neşe, ne de bereket uğramış. Çöpten kağıt toplayarak geçinmeye çalışan Gölge’nin kazandığı ailesine yetmezken, bayram yapması ise pek mümkün görünmüyor. “Çocuklarımın karnı doyarsa bayram yaparım. Benim bayramım işte o zaman olur. Ama bayram geldi ben çocuklarıma ne bayramlık alabildim, ne de onlara bir harçlık verebildim. Bayramda temiz giyinmek, sevilmek her çocuğun hakkıdır. Ama yok ki yapalım. Bir insan bunu yaşıyorsa bütün duyguları bitmiştir. Bu ölü bir duygudur” diyen Gölge, kendisi gibi birçok insan bulunduğunu ve bu yaşam koşullarının değişmesi gerektiğini söylüyor.
BİR DÜKKANIN İÇİNDE 11 KİŞİ
Gaziantep’in İslahiye ilçesinden geçinemediği için bir umutla İstanbul’a göçen Gölge, daha beter bir durumun içinde bulmuş kendisini. Şimdi İstanbul’a geldiğine pişman ama memleketinde kalmasını sağlayacak yaşam koşullarından da yoksun. Bu duyguların içini kemirdiğini aktaran Gölge, kira parası ödeyemediği için Şirinevler’de bir binanın altında bulunan dükkanda yaşıyor. Odası dahi olmayan bu dükkanın içinde 11 nüfusla bir arada kaldıklarını söyleyen Gölge, bu durumu “Katlanılması zor” diye anlatıyor. “3 yetişkin oğlum ve ben işsizim. Kaldığımız dükkanın elektrik, su parasını veremiyorum. Kirasını daha ödeyemedik. 11 nüfus benim elime bakıyor. Benim geçim kaynağım bir hurda el arabası. Sabah erkenden kağıt toplamaya gidiyorum. Gece yarılarına kadar. Kağıdın kilosu 100 lira. 100 kilo toplasan 10 milyon eder. 100 kilo kağıt için saatlerce geziyorum. Yürüyerek 5 mahalle geçiyorum. Benim gibi bir sürü kağıt toplayan var. Bir konteynerin başına 5 kişi birden geliyor” diyen Gölge, devletin ve bu devleti yönetenlerin bu gidişata bir çözüm bulması gerektiğini ifade ediyor.
BU ÇOCUKLARIN DA OKUMAYA HAKKI VAR
Küçük çocuklarının mahallede bulunan çöp konteynerlerinin başında beklediğini aktaran Gölge, onların da çevredeki marketlerin sebze meyve artıklarını topladığını dile getiriyor. “Çocukların çöpten bulup yedikleri şeyler zehirli olabilir, bozuk olabilir. Domuz gribi var diyorlar her gün. Bu yiyecekler virüslü olabilir. Zabıtalar çocukları konteynerin başından kovalıyor. Çağır bakalım bir yanına, sor bakalım neden böyle yapıyor? Çocuklarım aç, ondan böyle yapıyor. Belediyenin depolarında erzak yok mu?” diyen Gölge, bu erzakların neden sadece seçimlerde dağıtıldığını soruyor. Çocuklarını bu yıl kağıt, kalem, çanta parası yüzünden okula yazdıramadığını belirten Gölge, kendi çocuklarının da okumaya hakkı olduğunu ifade ediyor.
REÇETE BOŞ BİR KAĞIT PARÇASI
Bir baba olarak yaşadıklarının çok acı ve katlanılmaz olduğunu söyleyen Gölge, bazı babaların intihar ettiğini, ailesini zehirlediğini hatırlatıyor. Sağlık durumlarının da oldukça kötü olduğunu anlatan Gölge, tedavi olmak için de para gerektiğini dile getiriyor. “Eşim sezaryenle doğum yaptı. Ameliyat oldu. Doğan çocuğum 15 gün kuvözde kaldı. Eş dost yardımıyla hastaneden çıkardık. Ancak onlara reçeteyle verilen ilaçları halen alamadım. Paran olmayınca reçete boş bir kağıt parçası. Neden yazıyorsun ki sen o ilaçları? Benim de boğazımda yara var. İlaç almam gerekiyor. Bir ilacım 80 lira. Ben o parayla 8 gün geçinirim. Yağlı bir yemek değil. Bir çorba, bir pilav yiyoruz” diyen Gölge, evde durmak bile istemediğini belirtiyor. (İstanbul/EVRENSEL)

KORKUYORUM AMA AÇMAK ZORUNDAYIM

Kağıt toplama işinin oldukça zor bir iş olduğunu aktaran Ekrem Gölge, yol boyunca birçok olayla karşılaştığını dile getiriyor. Tinercisinden hırsızına kadar birçok belayla uğraştığını ifade eden Gölge, ölümle karşı karşıya olduklarını söylüyor. “Çöp konteynerlerini açarken acaba içinde bomba falan var mı diye korkarak açıyorum. Bir kutu, bir poşet görsem, aklıma bin bir türlü şey geliyor. Korkuyorum yanına yaklaşmaya. Ama ne yapalım? Gidip onu açmak zorundayım” diyen Gölge, geçim derdinin insanı bunlara zorladığını anlatıyor.

MAHALLE SAKİNLERİ DEVLETTEN DAHA İYİ

Kendisi bu derece fakirlik içinde yaşarken Başbakan ve milletvekillerinin lüks içinde yaşamasını sindiremeyen Ekrem Gölge, Türkiye’deki yasaların ve adaletin bu durumu kaldırdığını ifade ediyor. “Öyle bir başbakan da cumhurbaşkanı da milletvekili de yok. Bu yönetim benim böyle yaşamamı sağlıyorsa benim de böyle bir devletim yok. Sen bizi besleyemiyorsan, başka bir ülkeye yolla. Sürgün et bizi o zaman. Devlet bizi görmüyor, ama halk görüyor. Mahalle sakinleri bir sıcak çorba, bir eski elbise getiriyor” diyen Gölge, mahalle sakinlerinin devletten daha iyi olduğunu belirtiyor.
Erkan Araz - Meral Peker
ÖNCEKİ HABER

Buruk karşıladılar

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa