AKP’nin açılımı yeterli değil

AKP’nin açılımı yeterli değil

Kürt sorununun çözümüne dair AKP Hükümeti ilk olarak “Demokratik Açılım” adını verdiği projeyi, son olarak “Milli Birlik Projesi” başlığıyla Meclis Genel kuruluna taşıdı. 10 Kasım’da yapılan genel kurulda tartışmalar yaşandı.


Kürt sorununun çözümüne dair AKP Hükümeti ilk olarak “Demokratik Açılım” adını verdiği projeyi, son olarak “Milli Birlik Projesi” başlığıyla Meclis Genel kuruluna taşıdı. 10 Kasım’da yapılan genel kurulda tartışmalar yaşandı. Açılımla ilgili süren tartışmalar CHP ve MHP’nin ırkçı söylemleriyle iyice tansiyonun yükseldiği günlerden geçiyoruz
DTP Eş Başkanı Ahmet Türk’ün İzmir’e gelişinde DTP konvoyuna saldırı yapıldı. Gerçekleşen saldırı İzmir başta olmak üzere Ege’ye yerleştirilmek istenen gerici tohumları bir kez daha gösterdi. Gelinen bu süreçte AKP’nin ve CHP’nin bu nokta da nasıl paslaştığını da görmek mümkün. İzmir, Yunan, Ermeni, Rum, Yahudi, Hıristiyan, Rebet, Roman olmak üzere birçok kültüre ev sahipliği yaptı. Hoşgörü kenti olarak günümüze kadar geldi İzmir.
Yaşadıkları yerleri boşaltıp göç etmek zorunda kalan Kürtlerin göç ettiği yerler arasında İzmir ve Ege’nin diğer illeri de yer alır. Fakat son bir yıl içinde Kürtlere yönelik hoşgörünün yaşandığını söylemek ise zor. Kürtler sık sık linç girişimlerine maruz kalıyorlar. Yaşanan bu olaylar İzmir’de tartışılıyor.
Yaşananlar karşısında Kürtlerin ne düşündükleri ve yaşananları nasıl algıladıkları ise merak konusu. Bu soruların cevabını Emek Partisi Buca İlçe Örgütü’nün çağrısı ile bir araya gelen Kuruçeşme Mahallesi’nde yaşayan Kürtlere sorduk.
İŞSİZ VE YOKSULLAR
Yıllardır İzmir’in kıyısından susuz, elektriksiz, açlık, yoksulluk mücadelesi veren Kuruçeşmeliler hükümetin Kürtlere yönelik yaptığı ‘açılımı’ yetersiz buluyor. Aynı zamanda kentsel dönüşüm planları içinde olan mahallede oluşturulan Kuruçeşme Halk İnisiyatifi’nden İbrahim Akın, Kürt sorununu açılım tartışmaları ile herkesin konuşur olduğunu ancak, halkların işin içine dahil edilmediğini düşünüyor.
Akın, “Artık geçmiş hükümetler bile söylüyorlar, evet biz köyleri yaktık, katliamları yaptık. Genelkurmay, askeriye artık eskisi gibi değil her şey ortaya döküldü. Biz halklar olarak hiçbir zaman birbirimize derdimizi anlatamadık. Bir çözümden bahsediyor hükümet ama nasıl bir çözüm? Biz size bir şeyler verelim siz de fazla ses etmeyin. Bu devlet köylerimizi yakmışsa, çoluk-çocuğumuzu öldürmüşse, elbette onların da ödeyeceği bir bedel olmalı. Hakkımızı verecekler, biz bunun mücadelesini vermişiz zaten. Kendi dilimde okumak çocuğumu okutmak istiyorum. Yaşamın her alanında hepimizin eşit hakları var. Bu topraklarda benim dedelerim de şehit düştü, Çanakkale’de savaştı. Çanakkale şehitliğinde onlarca Kürt insanın adı yazılı. Dedelerimizden bizlere ise, kala kala mutsuzluk kaldı, düşmanlık kaldı. Bizim okulda başımıza bombalar yağdırıldı, yakıldı, yıkıldı. Canlı olan her şey insanıyla, doğasıyla yok edildi. Bu konuyu samimi olarak kim çözmek istiyorsa, devlet adına yaşanan acılar için bizden özür dilemeli ve Türkler ile yasalarla eşit vatandaşlık haklarına sahip olmalıyız. İşte şimdi biz size anadilde eğitim hakkı veremeyiz, yok şunu yaparız da bunu yapamayız. Yahu senin babanın malı mıdır eğitim. O benim zaten hakkım” diye konuştu.
Gençlerden Ahmet de AKP iktidarının adımlarına mesafeli yaklaşılması gerektiğini ifade ediyor. “Aslında AKP-CHP-MHP aralarında bir koalisyon kurmuşlar” diyen başka bir mahalleli ise; “AKP Kürt sorununu çözme girişimi ile bölge illerindeki oylara talip. Alevilere bundan 5 sene önce yapmış olduğu gibi. CHP cemevlerine giderek Alevi oylarını elinde tutmak peşinde. MHP katıldığı semah gösterileri ile oy toplama peşinde sonuçta hepsi kendi çıkarının derdinde, rant peşinde. Kürt halkının haklarını şimdi iade etseler bile ileride tekrar gasp edeceklerine inanıyorum. Halkımızın, Kürt halkının bu oyuna gelmeyeceğine inanıyorum” dedi. Mehmet Emin Özdeniz de büyük kentlere geldiğinden beri ne kadar zor bir hayatın içinde olduklarını anlatarak, yaşadığı mağduriyeti dile getiriyor. Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi ve Türk olan bir genç ise şunları söyledi; “Açılımın komplo teorileri ile baştan reddedilmesine katılmıyorum. Oy kaygısı ya da başkaca çıkarlar için bile olsa açılım sayesinde bugüne kadar konuşulmayan, yasak olan suç olan birçok şey konuşulabilir oldu. Bana kalırsa devletin asıl çekincesi Kürt halkının demokratik hakları tartışması üzerinden bu ülkede Ermeniler de, Rumlar da, Çerkezler de var ve bütün bu halklar birlikte yaşama haklarını elde ettiklerinde başkaca demokratik haklar için de mücadele edecekler. Ve sistem kendisi için o takdirde bir tehdidin doğacağından, bu demokratik haklar konusunda kendince önlemler alacaktır.”


SALDIRI İZMİR’E YAKIŞMADI
Emine Bayraklı: “Yani o olaylar ürkütücü. Sonuçta kimseye bir zarar vermeyen insanlara sebepsiz saldırmak hem de İzmir gibi bir yerde hoş değil. İzmir’in özgür yapısına yakışmadığı kanısındayım. Bu tarz olaylar bizleri de huzursuz ediyor”
Mahmut Yıldırım: “Memleketimden göçüp buraya gelmeye mecburdum. 30 yıldır buradayım. Bir sürü Türk, göçmen komşum var. Kime zarar vermişiz ne kötülüğümüz olmuş. Biz de bu şehirde çalışıyoruz, burada büyüttük evlatlarımızı. Hükümet açılım diyor, sözde demokrat İzmir’de bunlar yaşanıyor. Önlem alınmalı şimdiden, tedirginlik yaşıyoruz biz de elbette. Biz kavga istemiyoruz, barış istiyoruz.”
Veysel Koca: “Valla bilmiyorum artık, bir yandan demokratik açılım deniyor, bir yandan bildiğimiz en özgür kentte bunlar yaşanıyor. Bilmiyorum DTP’liler de bazen rahatsız edici şeyler yapıyor. Ama yine de İzmirlilerin bu şekilde bir saldırı yapmasını doğru bulmuyorum”
(İzmir/EVRENSEL)
Ayşen Güven
www.evrensel.net