02 Aralık 2009 05:00

UFUK

Başbakan Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısındaki konuşmasını, muhalefete yüklenmeye ve AKP’yi “değişimin, dönüşümün adresi” olarak anlatmaya ayırdı.

Paylaş

Başbakan Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısındaki konuşmasını, muhalefete yüklenmeye ve AKP’yi “değişimin, dönüşümün adresi” olarak anlatmaya ayırdı.
Konuşmasının bir yerinde, “Kurban Bayramı göstermiştir ki, kardeşlik iklimi ve dostluk manzaraları güçlenecektir. Amacımız, hoşgörü ve kaynaşmayı yeniden bu ülkenin belkemiği haline getirmektir. Milli mücadele sırasında nasıl kenetlendiysek, bugün de aynı anlayışla ülkemizi kalkındırmak için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” diyen Erdoğan’ın bu sözlerle ne demek istediğini merak edenlerin, herhalde bayram boyunca kentlerin duvarlarını süsleyen Erdoğan resimli ve Türk bayraklı bilboardları hatırlaması gerekiyor. ‘Ne Korku Ne Keder Ay Yıldızın Işığı Hepimize Yeter. Bayramınız Kutlu Olsun’ yazılı, Başbakan Erdoğan imzalı afişler, Erdoğan’ın bir süredir gündemde tuttuğu “Demokratik Açılım” projesinin bir nevi balans görselleri gibiydi.
Erdoğan, dini bayramlar dışında resmi bayramlarda da benzer bir propaganda yöntemini bir süredir kullanmaya devam ediyor. Bundan önce de, Erdoğan’ın yakasında büyük Türk bayrağı rozetli bilboardlar kentlerin duvarlarını süslemişti.
Erdoğan böylelikle, CHP ve MHP’nin ‘açılım’ siyaseti karşısında kendisine yönelttiği eleştirileri bertaraf edip, onların altındaki milliyetçilik halısını da çekmeyi hesaplıyor muhtemelen. Danışmanları ve imaj sorumluları da, bu hesaba uygun propaganda yöntemlerini, görsel malzemeleri oluştururken, Türk bayrağını en önemli motif olarak kullanıyorlar.
Aslında bu yöntem, Erdoğan’ın ‘Kürt Açılımı’ diye tanımladığı projeyi, bugün neden ‘Milli Birlik Projesi’ olarak adlandırdığını da açıklıyor.
Peki biraz geriye çekilerek soralım: Bugüne kadar, Türk bayrağını kitlelerin desteğini sağlamak amacıyla bir propaganda görseli olarak kullanmayan iktidar partisi oldu mu?
Yaşça daha fazla olanlar, muhtemelen bu soruya, “Farklı biçimlerde ve dozlarda da olsa hepsi kullandılar” diye yanıt verecektir. O zaman ikinci soru ile devam edelim: Bu propaganda yöntemi, Türkiye’nin hangi sorununa ilaç oldu?
Hatta Maraş katliamı, Çorum katliamı ve 6-7 Eylül olayları -ve diğerleri- bu propaganda yönteminin gölgesi altında işlenmedi mi? Azınlıklara yönelik kitlesel linç eylemlerinde bayrak, yine motive edici en önemli görsel malzeme olarak kullanılmadı mı?
Dolayısıyla AKP iktidarının, Başbakan Erdoğan’ın, aynı talihsiz tarihin bugününde, bu geleneği yeniden üretmekten başka yaptığı nedir?
Oysa bugün, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün de sahiplendiklerini belirttiği Türk bayrağının, ayrıştırıcı, kışkırtıcı ve provoke edici, ‘yedekleyici’ amaçlarla ortalığa sürülmesi geleneğiyle artık yüzleşmek ve hesaplaşmak gerekmiyor mu?
Bugün için önemli olan, bayrağa bağımsız değeri yanında ‘ırkçı’ göndermeler değil, demokratik değerlerle desteklenen bir gelecek hazırlamak değil midir? Bu yapılmadığı sürece, bu ülkede Türklerden başka kökene sahip olanların bayrakla aralarında sempatiye dayalı bir empati kurması beklenebilir mi?
Aslında Başbakan Erdoğan’ın ve AKP kurmaylarının bayraklı propaganda yönteminin, CHP’li Onur Öymen’in açık ettiği şoven siyaset geleneğiyle akraba olduğunu, aynı tarihsel akış içinde şekillendiğini görerek, yüzleşme ve hesaplaşmayı da buna uygun bir düzlemde yapmak gerekiyor.
Liberal solcularımız işin bu tarafını es geçmeyi tercih ediyorlar. Ancak bu temel noktalar ıskalandığında, geriye bir söylem farkından başka bir şey de kalmıyor.
FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

Minare yasağı Avrupa’nın gündeminde

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa