Yollardan mektup

Yollardan mektup

Merhaba Faruk Şüyün,Kitabın Beklemek Ve Ummak elime geçeli epey oldu. Oğlak Yayınları’ndan çıkan denemelerini bir mektup tomarı gibi okudum.


Merhaba Faruk Şüyün,Kitabın Beklemek Ve Ummak elime geçeli epey oldu. Oğlak Yayınları’ndan çıkan denemelerini bir mektup tomarı gibi okudum. Cevaplar düşündüm. Yeniden okudum, yazmayı düşündüğüm her şeyden caydım, düş kurdum ve şunu fark ettim ki, sen yalnızca bir yaşama oburu değilmişsin. Bir düş paylaşımcıymışsın da... Seni hiç tanımamışım. Ama sen yazdıklarına şöyle bir göz atacak okurlarını onlarla kolayca söyleşiye girecek kadar tanıyormuşsun. İlk sevgililer, ilk hayal kırıklıkları, hep özlenen ve neresi olduğu bilinmeyen bir mekan, hepimizin kolayca dile getiremediğimiz kırılgan noktalarımızdır. Bu kırılgan noktalardan yakalıyorsun okuru ve acılarından.
Sana bu satırları yollardan yazıyorum. Doğrusu pek hazırlanarak yola çıktığımı söyleyemem. Az önce bir dostu uğurlamak için Fatih Camii’ndeydim. Birden yaşamak için ne kadar az zamanımın kaldığını fark ettim. Benden epey genç bir arkadaşım, İstanbul’un mekanlarının birbirine benzemez kokularından söz ediyordu. Mısır Çarşısı ya da pastaneler gibi varlığı kokudan oluşan mekanları değil, akla gelmez yer ve kokuları anlatıyordu. Mesela bir tersanenin demir pası kokuşunu... Yıllarca hapisteydi. Birden anladım; özgürlüğünü uzun yitirmiş olmanın yaşama açlığıyla, duyularını inceltişiyle bakıyordu dünyaya. Kitabının bir ayna gibi bana yansıttığı coğrafyayı birden kavradım ve kitabının rehberliğinde düştüm yollara.
Sen de yollardasın. Mektubum sana ulaşacak mı bilemiyorum. Tek sevgilinin İstanbul olduğunu ne kadar söylesen, belki onu durmadan özlemek için hep İstanbul’a benzemez şehirleri anlatıyorsun. Ne kadardır yollardasın Faruk Şüyün? İncelikli yemekler, adı zor söylenir tatlar, durmadan kaçtığın ilk gençlik hayalleri... Bir kitap bunlarla da oluşturulurdu. Ama bunlar sana yetmemiş. Nedir tanıdık ve yaban olan yazdıklarında? Sarısabır yapraklarının yanına iliştirilmiş fırıldaklar mı? Unutmaya çalıştıkça bir yanımızı kanatan ana özlemi mi?.. Belki yalnızca kırıntılar... Hayat kırıntıları...
Bir pastayı yalnızca kesip dağıtmanın bonkörlüğüyle yetinebileceğini sanmayı yaşamışsındır. Umduğun, birinin payına düşenden sana da biraz ayıracağıdır. Ve bir de bakarsın sonunda tabak bomboş kalmış. Kimse seni düşünmemiş, tabakta kalan yalnızca bir iki kırıntı.
İşte yaşamın bir döneminde hayattan elimizde kalan bu. O birilerince oburca bitirilmiş pastanın tadını deli gibi merak ettiğimiz kırıntıları. Bize kalan; o kırıntıları gizlice, ürkekçe tatmaya çalışmaktır. Tabaktaki kırıntılar kışkırtıcıdır...
Başkaları için yaşamakla yetinenlerin kavrayabileceği yaşama biçimi... İşten dönerken ayaküstü bir bardak bira... Tek başına durup denize bakmak... Bir martıyı izlemek... Yaşamanın lezzeti hiçbir şeyle ölçülemez kırıntıları... (Artıklar değil başkalarının artıkları açlıktan ölecek durumdayken belki ne zaman çekici görünür bize.)
Yollardayım, yaşamanın bana düşen kırıntılarından cayamam. Kitaplar rehberlik edecek bana. Önce Beklemek Ve Ummak… Benimle paylaştığın şiirler, filmler, sofralar için teşekkür ederim. Bütün okurların adına.
Sennur Sezer
www.evrensel.net