04 Aralık 2009 00:00

Türkiye işgalin neresinde?

ABD Başkanı Barack Obama’nın Afganistan’a 30 bin ek ABD askeri gönderme kararını açıklamasının ardından, gözler diğer NATO ülkelerine çevrildi.

Paylaş

ABD Başkanı Barack Obama’nın Afganistan’a 30 bin ek ABD askeri gönderme kararını açıklamasının ardından, gözler diğer NATO ülkelerine çevrildi. ABD yönetimi, NATO üyelerinden “daha fazla asker gönderme ve daha fazla rol alma” isteğini yineledi. Bu isteğin muhataplarından biri de Türkiye.
Afganistan’da 1750 askeri bulunan Türkiye’nin, bu ülkeye yeni asker gönderme kararı almasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak bu askerlerin ülkenin hangi bölgesine gideceği ya da Taliban militanlarıyla doğrudan temas halinde olup olmayacağı netlik kazanmış değil. ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, önceki gün yaptığı açıklamada, Afganistan’daki askerlerin görev tanımı konusunda Türkiye’den esneklik beklediklerini söylemiş ve Afganistan’a giden her askerin aslında muharip güç sayılacağını belirtmişti.
Jeffrey, bu konunun Tayyip Erdoğan’ın Obama’yla yapacağı görüşmenin önemli gündemlerinden biri olacağına da dikkat çekti.
TSK AFGANİSTAN’DA NE YAPIYOR?
Türkiye, başından beri Afganistan’da muharip birlik bulundurmayacağını açıklarken, dün Savunma Bakanı Gönül, şu an itibariyle ülkede bulunan 1752 askerin tamamının “savaşçı” olduğunu söyleyerek, resmi tutumda değişiklik yaptı. Bununla birlikte askerlerin silahlı operasyonlarda ve mayın temizlemede kullanılmayacağının bir kez daha altını çizen bakan, ABD ve NATO’dan yeni talepler beklediğini de sözlerine ekledi.
ERDOĞAN ‘YOLLAMAYIZ’ DEMİŞTİ
Bu yılbaşında, hem asker hem hükümet kanadından “Daha fazla asker yollamayacağız” açıklaması yapılmasına karşın, eylül sonunda Afganistan’a 958 kişilik ek personel gönderilmiş, Erdoğan bu artırımdan sonra yine “Daha fazla asker yollamayacağız” demişti.
Türkiye’den giden birliklerin temel görevi, başkent Kabil’in güvenliğine yardımcı olmak. Ancak Kabil’e komşu Vardak bölgesinde de konuşlandırılan Türk birliklerinin, burada daha fazla risk altında olduğu söyleniyor.
1 Kasım’dan bu yana Türkiye, toplam beş komuta bölgesine ayrılan Afganistan’da Kabil’deki işgal güçlerinin komutasını üstlenmiş durumda.
İŞGALE DESTEK MİSYONU
Resmi açıklamalarda sivil halkı korumak, başkentte düzeni sağlamak, bazı stratejik binaların güvenliğini almak olarak tanımlanan Türk birliklerinin görevi konusunda çeşitli iddialar ileri sürülüyor. İslam ülkesi olarak Türkiye’nin “işgali meşrulaştırma ve halkın tepkilerini yumuşatma” gibi kritik bir rol üstlenmesine ek olarak, gerektiğinde Taliban’la dolaylı yoldan temas kurmak ve istihbarat toplamak gibi “özel” görevlerin de Türk birliklerine verildiği kaydediliyor.
SABOTAJ VE PUSU
Hiçbir zaman doğrulanmasa da, Taliban’la Türkiye arasında “silah kullanmama” anlaşması olduğuna ilişkin yaygın bir inanç var. Türk askerlerine dönük şu ana kadar doğrudan hiçbir silahlı saldırı yapılmaması bu inancı destekleyen bir veri olarak değerlendirilirken, Türk birliklerinin operasyonlarda görev yapmamasının sıfır zayiatı açıklamayacağı, çünkü işgal birliklerinin en fazla kaybı pusu ve sabotajlarda verdiği biliniyor.
RÜTBELİ ÖLÜMLER
Türkiye, Afganistan’da en yüksek rütbeli subay kaybını veren ülkelerden biri. 14 Temmuz 2009’da Albay Faruk Sungur ve Uzman Çavuş Mevlüt Baydur’un araçlarına bir kamyon çarpması sonucunda TSK ilk kez Afganistan’da ölüm gerçeği ile tanışmış oldu. Olay resmi kayıtlara kaza olarak işlendi. Albay Sungur, Türk birliklerinin komutanı olmasına karşın hiçbir açıklama yapılmadı, Genelkurmay suskun kaldı.
EĞİTİM SAHASI
Türkiye Afganistan’da silahlı operasyonlara katılmamanın gerekçelerinden biri olarak, PKK ile mücadeleyi gösterirken, birçok ülke Afganistan’a özel birlikler yollayarak onları kent ve kırsal alanda eğitim alanı olarak kullanıyor. En son Kolombiya hükümeti “mayın temizleme” amacıyla bu ülkeye asker yollayacağını açıkladı. Afganistan’a birlik yollayan ülkeler, bunu “eğitim” amacıyla kullanıyorlar. Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt, Türkiye’nin Afganistan’da gereksinim duyulan özel kuvvetleri PKK ile mücadeleye ayırdığını açıklamıştı. Bununla birlikte, Afganistan’da bulunan TSK mensuplarının önemli bölümünün “özel” eğitilmiş askerler olduğu da belirtiliyor.
TÜRKİYE EĞİTİM SUBAYI YOLLAYACAK
Erdoğan’ın 7 Aralık’ta Obama’yla yapacağı görüşmede, ABD’nin Türkiye’den silahlı operasyonlara katılmasını istemeyeceği, bununla birlikte Afgan ordusunun eğitimi amacıyla daha fazla uzman subay talep edeceği söyleniyor. Dışişleri Bakanlığı da dün yaptığı açıklamada, ABD’den gelen “eğitim amaçlı taleplerin değerlendirildiği”ni vurgulayarak, Afganistan’a ek asker yollanacağının işaretini vermiş oldu. Afgan ordusundan birçok subay Türkiye’de eğitim görüyor. (DIŞ HABERLER)

TALİBAN: DAHA ÇOK ABD ASKERİ ÖLECEK

Taliban, ABD Başkanı Barack Obama’nın Afganistan’a 30 bin takviye asker gönderme kararıyla ilgili olarak, “Afganistan’a daha çok ABD askerinin gelmesinin, daha çok ABD askerinin ölmesi anlamına geleceğini” söyledi.
Taliban tarafından yayımlanan bildiride, Obama’nın daha çok asker gönderme planının Afganistan’daki sorunları çözmeyeceği, direnişçilere saldırılarını artırma ve kriz içindeki ABD ekonomisini sarsma fırsatı vereceği belirtildi. Bildiride, Obama’nın, Afganların hassasiyetini göz önüne alarak ve ABD kamuoyunun savaşa yönelik muhalefetini azaltmak için askerlerin çekilme tarihi olarak 2011 Temmuz’unu belirlediği kaydedildi.
İRAN: ASKER SAYISINI ARTIRMAK KRİZİ ÇÖZMEZ
İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki, ABD’nin yeni Afganistan stratejisi
çerçevesinde bu ülkeye ek birlik göndermek istemesi konusunda “Afganistan’da asker sayısını artırmak, kriz düğümünü çözemeyecek” ifadesini kullandı. Mutteki, “Sorunun halledilmesi, Afganistan halkının hakimiyet hakkına saygı duyulması ve siyasi kaderini kendi kendisinin belirlemesine imkan tanınmasıyla olur düşüncesindeyiz” dedi.
İranlı bakan, bütün ülkelerin bağımsızlıkları ile halkların hakimiyetini savunduklarını, uluslararası ilişkilerde de karşılıklı saygı ve adalet ilkesini önemsediklerini belirtti. ABD Başkanı Barack Obama’nın ilk başlardaki “değişim” vaadinin tüm dünyada olumlu karşılandığını kaydeden Mutteki, “dünya kamuoyunun artık söz ve eylemi bir arada değerlendirdiğini ve gelinen noktada değişime yönelik bir işaret görülmediğini” belirtti.
ÖNCEKİ HABER

ABD’den NATO’ya asker baskısı

SONRAKİ HABER

Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanları görevden alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa