04 Aralık 2009 00:00

BASIN TURU

John McCain, generallerin isteklerini yerine getiren ABD Başkanı Barak Obama’nın kararına dair...

Paylaş

John McCain, generallerin isteklerini yerine getiren ABD Başkanı Barak Obama’nın kararına dair sağcı kesimin kızgınlığını dile getirirken şu ifadeyi kullandı: “Savaşı kazanmak isteyen, çatışma alanından çekileceğini düşmana hissettirmemelidir.” McCain, bu ifadeyi kullanırken de aslında haklı idi; zira, savaşı belli bir tarihte bitirmek için otuz bin asker de yetmeyebilir.
Bu kez de solcu kesim “Bu savaş kime karşı yürütülüyor?” diyerek savaşa itiraz ediyor: Şayet bu savaş El-Kaide’ye karşı yürütülüyorsa, Afganistan’da El-Kaide bir kuvvet olarak görülmüyor. Şayet bu savaş Taliban’a karşı yürütülüyorsa, Obama’nın bizzat kendisi, Taliban’ın içindeki muhtelif ılımlı kesimlerle çeşitli açılardan ilişki kurmaya gayret ediyor. Ya da bu savaş, Taliban’ın yaymaya gayret ettiği ortaçağ yaşama şekline karşı mı yürütülüyor? Şayet böyleyse, pekala bu savaş, bu denli büyük maddi ve insani kayba değer mi? Ayrıca bu savaşta bizim ortağımız kim? Boğazına kadar yolsuzluklara batmış ve seçimlere hile karıştırmakla suçlanan Hamid Karzai mi?..
Göründüğü kadarıyla, Afganistan’a dair konuşmasında Obama, ne sağı ne de solu razı edebilmiş değil; ancak, adet olduğu üzere, merkez kesimi razı edebilmek adına, konuşmasının içeriğini dikkatlice seçmiş. Amerikan gazeteleri de bu konuda kendisini destekledi. Ancak daha aşırı kesimlerden Obama’ya her yönden eleştiriler yöneltiliyor.
Ta başından beri Obama, ABD’nin Irak’taki ve Afganistan’daki savaşlarını birbirinden ayrı tuttu; seçim propagandasını da bu ayrım üzerine bina ederek başkanlığı kazandı. Ayrıca Amerikan halkı da, Irak direnişinin ABD ordusuna yaptığı darbelerden ve ABD ordusunun Irak’taki kayıplarından dolayı, Irak savaşından bunalmıştı. Mezopotamya’daki savaştan gelen tabutların görüntülerinden dolayı, halkın büyük çoğunluğu, ABD’nin bu savaşı kazanacağına dair umudunu artık kaybetmişti. Özellikle kitle imha silahları hakkında söylenen yalanların gün yüzüne çıkmasından sonra, savaşı ABD’nin kazanacağına dair umutlar tamamen yok olmuştu. Ayrıca Obama’nın, ABD’nin bu tutumumun Irak savaşına dair korkaklığın bir sonucu olarak alındığı düşüncesini yok edecek ve hem de kendisinin, ABD halkının güvenliğini sağlayacak kudretten yoksun bir başkan görüntüsünü ortadan kaldıracak bir savaşa ihtiyacı vardı. İşte tam da burada yalana dayalı kelime oyunu devreye girdi; “Afganistan savaşı, bizim kararımızla giriştiğimiz bir savaş değildi, ‘bize kendini dayatan’ zaruri bir savaş idi. Ancak Irak savaşı, bizzat bizim kararımızla giriştiğimiz bir savaş idi; ama bu kararımız hatalı bir karar idi”.
Kelime oyununa dayalı bir yalan olan bu hilenin, aslında Irak direnişinin ABD ordusuna büyük zararlar verecek yetenekte olduğunu itiraf etmeye kaçınmaktan başka bir şey olmadığını anlamak için insanın çok da zeki olmasına gerek yok. Hele Afganistan’daki savaşın, Irak’taki savaştan daha sakin olduğunu göz önüne alırsak, bu daha da net ortaya çıkar.
ABD ordusundan gelen tabutların geçit sahneleri ABD’de tekrar görünmeye başlandı, ancak bu sahneler bu sefer Afganistan’dan geliyor. ABD Başkanı Obama’nın konuşmasını dinleyen ABD askerlerinin korkuları, suratlarından okunuyordu. Obama’nın bu konuşması, kendini dinleyen askerlerin bazılarının geleceğini yok edecek. Ancak Afganistan’ın geleceği gün gibi bellidir; Afganistan’ın geleceğini anlamak için isterseniz geçmişte Afganistan’a uğrayan istilacılara da sorabilirsiniz.

Lübnan’da yayımlanan Al-Akhbar gazetesi, Khaled Sagiyya, 03.12.2009,
Arapçadan çeviren: Adnan Yılmaz
ÖNCEKİ HABER

25 Kasım’ın öğrettikleri

SONRAKİ HABER

Sakarya'da ırkçı saldırı: Tarım işçisi Şirin Tosun kafasından vuruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa