04 Aralık 2009 05:00

25 Kasım’ın öğrettikleri

Eğitim, sağlık, vergi daireleri ve demiryolları gibi işkollarında işleri bir gün durduran kamu emekçilerinin grev eylemine iki milyondan fazla emekçi katıldı.

Paylaş

Eğitim, sağlık, vergi daireleri ve demiryolları gibi işkollarında işleri bir gün durduran kamu emekçilerinin grev eylemine iki milyondan fazla emekçi katıldı. İşçi, emekli, esnaf ve işsiz tüm halk kesimleri bu eylemi destekledi. Kamu çalışanlarının mücadele tarihinde bu grev, gerek katılan kitlenin büyüklüğü gerekse grevin etkinliği açısından bir ilktir.
25 Kasım, kitleselliği açısından, en iyimser olan sendikacıların beklentilerinin bile çok üzerinde olmuştur. Bunun nedenlerinden biri ve başlıcası, KESK ve Kamu-Sen’in aynı günde grev yapma kararı almalarıdır. İki sendikanın ortak kararı, eyleme katılan kitlelerin birlik isteğine denk düşmüş; hem sendika üyelerinin yüzde 80 gibi büyük bir çoğunluğunun katılmasını, hem de her iki sendikaya da üye olmayan kamu emekçilerinin eyleme katılmasını sağlamıştır. Elbette işçi sendikaları ve diğer kitle örgütlerinin bu eylemi destekleyici açıklamaları ve katılımları, eyleme katılımı artıran diğer etkenlerdir.
Her kitlesel mücadeleye katılan kitleler, kendi talepleri için o mücadelede yer alırlar. Bu eylemde elbette kamu emekçileri, maaş artışı ve kadro sorunları yanında grev ve TİS talepleriyle eyleme katılırken; onları destekleyen işçi ve emekçiler de sağlığın parasız olması, krizin yükünü üslenmeme, sendikal özgürlük vb. talep ve beklentiler ile eyleme katılmışlardır. Atılan slogan ve taşınan dövizlerden bunları söylemek mümkün.
AKP Hükümeti’nin son dönemlerdeki emekçileri ezen ve onları aşağılayan politikaları da bunda etken olmuştur.
Başbakan’ın, AKP Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in ve İstanbul valisinin, kamu çalışanlarının grevini yasadışı ilan etmesi ve hatta tehditleri, eyleme katılımı düşürememiş; aksine, daha da artırmıştır.
Bu grevin bir günle sınırlı bir uyarı grevi olması nedeniyle taleplerin yerine gelmesini beklemek söz konusu değil elbette. Ancak kitlesel katılım açısından büyük bir eylem olmuştur. Bu nedenle de hükümetin buradaki talepleri dikkate alacağı beklenmelidir. Çünkü tehditlere rağmen kitlelerin eyleme katılımı artıyorsa, yani tehditler işe yaramıyorsa, hükümetin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekir. Yakın tarihe bakıldığında, işçi ve emekçi kitlelerinin büyük eylemleri sonucunda hükümetlerin düştüğü görülür.
Her sendikanın ayrı çalışması, işyerlerinde ortak komiteler oluşturulamaması, her sendikanın kendi üyelerinin ayrı alanda toplanması kararları ve hatta bir iki il dışında ortak basın açıklaması bile yapılmamış olması, şüphesiz büyük eksikliklerdi. Yine eyleme sadece bir hafta kala ve her sendikanın kendi başına işyeri çalışması yapması başka bir eksiklik olsa da, grevin örgütlenmesi açısından işyeri çalışmalarının etkili olduğunu söyleyebiliriz.
Daha önceki eylemlerde sadece sendika yöneticilerinin katıldığı ya da az olsun bizim olsun anlayışı ile yapılan dar kadro eylemlerinin bugüne kadar bir sonuç getirmediği, hatta kitlelerde ümitsizliğe neden olduğu bugün daha iyi anlaşılmalıdır. Bazı sendikacıların “Biz açıklama yaptık, duyuru yaptık, kitleler katılmadı” gibi bakış açılarının bugün ne kadar boş gerekçeler olduğu bir kere daha ortaya çıkmıştır.
Yine bu eylem bir kere daha göstermiştir ki, işçi ve emekçilerin birliğini sağlamak “solcuların birliğini” sağlamaktan daha kolay ve mücadele açısından daha etkili olmuştur.
Sendikaların işyerlerinden, sağ-sol demeden, tüm emekçilerle ortak talepler ve kitlelerin iradesine dayanan örgütlenmeler temelinde yapacakları çalışmalarla daha büyük ve hak alıcı eylemlerin ortaya çıkacağı görülmelidir.
HALİT KATKAT Emekli-Sen İskenderun Şube Başkanı
ÖNCEKİ HABER

İyi bir öğretmen...

SONRAKİ HABER

Flamingoların yaşam alanı daralıyor: Düden Gölü'nde kuraklık yaşanıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa