04 Aralık 2009 00:00

İyi bir öğretmen...

Geçenlerde, eskiden okuttuğum ve hâlâ görüştüğüm, şu an Biyoloji bölümünde okuyan Zeynep adlı öğrencimle sohbet ederken telefonda...

Paylaş

Geçenlerde, eskiden okuttuğum ve hâlâ görüştüğüm, şu an Biyoloji bölümünde okuyan Zeynep adlı öğrencimle sohbet ederken telefonda, öğretmeni olduğum dönemde bana yapılan haksızlıklara sessiz kalmayıp tepki göstermemle aklında kaldığımı, bu özelliğimin onun hayatında bir yol gösterici olduğunu, haksızlıklar karşısında sessiz kalmamayı yaşamına uyguladığını ifade etti. Bu duruma çok şaşırdım önce. Çünkü görüştüğüm öğrencilerimin çoğu, benim onlara verdiğim bilginin sonraki yaşantılarında ne kadar işe yaradığını ifade ederler bana ve teşekkür ederler. Zeynep’in bana yıllar sonra ifade ettiği benimle ilgili ayrıntı, bazı gerçekleri daha iyi anlamama yardımcı oldu. Zeynep de benim hatalarım ve onlara karşı yaptığım haksızlıklar karşısında, bu haksızlıklara karşı çıkabilen ve karşımda dik durup itirazını dile getiren bir öğrencimdi. Öğretmenlik mesleğinde gelişmemde ve kendimi sorgulamamda oldukça katkısı vardır.
Bütün bunları neden yazdığıma gelince... Geçmişten bu yana ülkede yaşanan sorunlara sessiz kalmayan bir mücadele geleneğinin devamı niteliğinde bir örgüt olan Eğitim Sen ve bu değerli sendikanın biz onurlu üyeleri, greve katılan tüm emekçiler, ülkenin içinde bulunduğu olumsuz, insanlık dışı koşullar karşısında sessiz kalmayarak, her zaman olduğu gibi sadece bize değil tüm halkımıza, tüm emekçilere, haksızlıklar karşısında sessiz kalmayarak mücadele etmenin gerekliliğini hatırlattık ve alanlara çıktık. Haksızlıklar karşısında sesiz kalmamak gerektiğini sadece öğrencilerimize değil, tüm Türkiye’ye öğrettik. Aslında önemli taleplerle çıkılan grevle verilen en önemli mesaj, eğer insanlar üretimden gelen güçlerini örgütlü bir şekilde kullanırlarsa ülkede ve dünyada pek çok şeyin değişeceği ve iktidarların, bu mücadeleye kayıtsız kalamayacağı gerçeğidir. Ülkede yaşanan sıkıntılar karşısında karşı duruş sergileyen emekçileri sindirmeye çalışan tutum, hiç de şaşırtıcı bir durum değil bizim için; ama bu zorbalıkların, örgütlü halkın ve emekçilerin ne kadar tehlikeli olabileceğini bilenlerin korku ve kaygılarından ileri geldiğini biliyoruz bizler. Hiçbir zorbalığın, emekçilerin haklı mücadelelerini engelleyemeyeceğini de biliyoruz.
Bu grev, meşru ve yasal hakkımız olan grev hakkını her türlü engellemeye ve çarpıtmaya, yanıltmaya karşın nasıl kullanabileceğimizi göstermiştir bize. Ülkenin aydın ve onurlu, üreten insanları olarak haklarımızın gaspı karşısında sessiz kalmayacağımızın en açık ifadesi olmuştur. Her türlü hak kazanımının da ötesinde, daha güzel ve onurlu bir yaşamın nasıl mümkün olabileceğinin, daha yaşanılası bir dünyanın ve ülkenin nasıl inşa edileceğinin en güzel ifadesi olmuştur. Evet, kendi özelimizde biz eğitim emekçileri ve tüm kamu emekçileri ve bizlere mücadelemizde destek olan işçi, işsiz, öğrenci, veli tüm halk kesimleri, bu topluma önemli bir gerçeği tekrar hatırlatmış; bilmeyenlere öğretmiştir: Hak verilmez alınır! Mücadele edenler her zaman kazanmaz, ancak kazananlar her zaman mücadele edenlerdir.
İşimizin salt bu grevle de bitmediğini biliyoruz kuşkusuz. Bundan sonra da mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmek ve daha ileriye taşımak, en önemli görevlerden biri. Bu ülkenin onurlu insanlarının mücadeleyi aynı kararlılıkla daha ileriye taşıyacağına olan güvenimle ve daha güzel günlerin bizleri beklediğine olan inancımla yazımı sonlandırıyorum. Taşı delen, damlaların büyüklüğü değil sürekliliğidir.
YUNUS ÇİNÇİN Eğitim Sen Elmalı Temsilciliği Baştemsilcisi
ÖNCEKİ HABER

Velilerle eğitimin sorunlarını tartıştık

SONRAKİ HABER

Ömer Fethi Gürer: 1 milyar 200 milyon metre kare "taşınmaz" kimlere satıldı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa