Kopyala-Yapıştır

Kopyala-Yapıştır

Aliağa-Foça arasında yer alan petrokimya tesisleri, demir-çelik fabrikaları, haddehaneler, gemi söküm tesisleri, doğal gaz çevrim santralleri gibi ağır ...


Aliağa-Foça arasında yer alan petrokimya tesisleri, demir-çelik fabrikaları, haddehaneler, gemi söküm tesisleri, doğal gaz çevrim santralleri gibi ağır sanayi işletmelerinin bölgeye ve 50 kilometre uzaklıkta bulunan İzmir’e olan kirletici etkileri, birçok bilimsel çalışma ile kanıtlanmış durumda. Ancak bölgedekapasite artırımı talebinde bulunan şirketlerle ilgili hazırlanan raporlar neredeyse birbirinin kopyası durumunda.
En son Prof. Dr. Abdurrahman Bayram tarafından, 2 Temmuz 2009’da açıklanan “Aliağa Çevre Durum Tespiti ve Taşıma Kapasitesinin Belirlenmesi Raporu”nda, havada var olan kirliliğin artık toprağa indiğine dikkat çekiliyordu. Bölgedeki fabrikaların yarattığı kirliliğin insan ve çevre sağlığına etkileri tartışılırken, bölgedeki fabrikalar ise birer birer kapasite artırımına gidiyor. Toprak, hava, su kirliliğe doyuyor ama patronlar kârâ doymuyor.
FASA FİSO
Son olarak Kocaer Haddecilik’in kapasite artırımı için gerçekleştirildiği ÇED halkın katılımı toplantısı, Horozgediği köyünde yapıldı. Bölgede en çok kanser olaylarının görüldüğü köy olan ve fabrikaların yanı başında bulunan Horozgediği köylüleri (işletmenin büyümesini, dolayısıyla kendilerine daha çok iş çıkmasını savunan taşıma kooperatifi temsilcileri dışında) toplantıya katılmadı. Toplantının yapıldığı kahvenin önünde oturmayı tercih eden köylüler, içeride konuşulanları “fasa fiso” olarak nitelerken, yaşadıkları yerin gözden çıkarıldığını söylediler.
DÜKKANI BİLE AÇILAMAZ
Yıllar önce bölgede Alman bilimcilerle önemli araştırmalar yapan Ege Üniversitesi Çevre Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem, “Burada artık bırakın demir-çelik fabrikalarını, demir-çelik dükkanı bile açılamaz” tespitinde bulunmuştu. Var olan kirlilik sadece bölgeyi değil, İzmir’i bile tehdit eder bir durumdayken, işletmelerin kapasite artırımına gitmeleri, kirliliğin artması anlamına geliyor.
Bölgede yaşayan çevreciler, özellikle Foça Çevre Platformu (FOÇEP) ve EGEÇEP temsilcileri, ÇED toplantısına katılarak bu durumu bir kez daha ortaya serdiler. FOÇEP Temsilcisi Atalay Yılmaz, Kocaer şirketinin verilerinden ve internet sitesinde yola çıkarak şirketin kapasitesini zaten yıllardır artırdığını, bu ÇED toplantısının ise bu durumu meşrulaştırmak için yapıldığını söyledi.
BÖLGE ACİLEN TAHLİYE EDİLMELİ
Toplantıda söz alan Foça, Kozbeyli ve diğer yakın köylerden gelenler, kirliliğe doymuş olan bölgede artık yeni tesis istemediklerini söylerlerken, Kocaer işletmesinin kapasite artırımına izin verilmemesini isteyen 120 imzalı bir dilekçeyi de ÇED heyetine sundular.
Kozbeyli köyünden Özgül Yapar, kirliliğin dayanılmaz boyuta ulaşmasına rağmen, işletmelerin birer birer kapasite artırdığına, en son Kocaer Haddecilik’in bu yola başvurduğuna dikkat çekerek, “Haddehanelerin de artık bir haddi olmalı” dedi. EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Erhan İçöz ise bölgedeki hava-toprak kirliliğinin yanı sıra deprem riskine ve fay hatlarına vurgu yaparak, bölgenin acilen boşaltılması gerektiğini söyledi. (İzmir/EVRENSEL)


RAPORLAR AYNI FİRMADAN!
İzmir Valiliği, ÇED raporu almadan kapasite artışına giden 4 demir-çelik firmasına mühür vurmuş, Kocaer’e de 300 bin TL ceza kesmişti. Yılmaz’ın ÇED raporu ile ilgili bir diğer önemli tespiti ise raporun 2008 yılı sonlarında KAR-DEMİR Demir-Çelik Fabrikası için yapılan “Haddehane kapasite artışı ÇED raporu” ile kelimesi kelimesine aynı oluşu, sadece rakamların değiştirilmesi oldu. Yılmaz, bu durumun bile ÇED raporunun bilimsellikten uzak, kopyala/yapıştır mantığı ile hazırlandığını kanıtladığını söyledi.
EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Ertuğrul Barka, bölgenin bütünü değerlendirildiğinde, çoğu sanayi işletmelerinin plansız olduğuna dikkat çekti. Bölgede 8 milyon ton birikmiş elektrikli ark ocağı tozu olduğunu belirten Barka, ülke genelinde de özellikle tehlikeli atıkların ne yapıldığı konusunda büyük bir belirsizlik olduğunu söyledi.
İşletme yetkilileri ise bölgedeki demir-çelik fabrikaları ve petrokimya tesisleri göz önüne alındığında, kendi fabrikalarının “çevreci” kaldığını ileri sürdüler. ÇED projesini hazırlayan PRD adlı firma, raporun kopya olduğu ve bilimsellik taşımadığı ile ilgili eleştirilere, bahsedilen her iki raporu da kendilerinin hazırladığı, aynı olmasının normal olduğu yanıtını verdi.
Özer Akdemir
www.evrensel.net