Bu ülkede sadece zenginler mi yaşayacak?

Bu ülkede sadece zenginler mi yaşayacak?

Sosyal güvenceden yoksun emekçilerin hayatları da tehlikeye giriyor. Yaygın ölümcül hastalıkların artmasıyla birlikte sosyal güvencesi olmayan binlerce insan hastane kapılarında çaresizce ölümü bekliyor.


Sosyal güvenceden yoksun emekçilerin hayatları da tehlikeye giriyor. Yaygın ölümcül hastalıkların artmasıyla birlikte sosyal güvencesi olmayan binlerce insan hastane kapılarında çaresizce ölümü bekliyor. Sosyal güvenlik kurumlarının tasfiyesi ile sağlığın paralı hale gelmesinin emekçiler için ‘Paran yoksa öl’ demek olduğu yaşanan her olayla bir kez daha kanıtlanıyor.
YEŞİL KART BİLE VERMEDİLER
Bunun en somut örneği İstanbul’un Kartal ilçesine bağlı Yakacık Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşandı. Annesiyle birlikte beş metrekarelik bir dükkanda yaşayan Gönül Kurşun, açlık, yoksulluk ve işsizlikten kaynaklı olarak tedavi olamadığı için yaşamını yitirdi. Gönül Kurşun, Kartal Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğü’ne tam 9 gün aç susuz gidip geldi. Ama bir türlü sosyal güvence hakkını elde edemeden hayatını kaybetti. Aile ise duruma isyan ederek, “Bu dünyada sadece zenginler mi yaşayacak” diyerek tepki gösterdi.
1960’ta Sivas’ın Divriği ilçesinden İstanbul’a gelen Mahi Mavi Topatan eşi ve çocukları ile birlikte Kartal’a yerleşir. Önce eşini kaybeden Topatan, artık çocuklarının yardımı ile hayatını sürdürür. Tek gelirleri eşinden kalan 300 TL’lik maaş olan ailenin bu parayla değil temel ihtiyaçlarını karşılaması, yaşaması bile mucize gibidir.
5 METREKARELİK YAŞAM
Kızlarından, evli olan Gönül Kurşun’la birlikte uzun süredir dükkan olarak kullanılan beş metrekare alandan ibaret ‘ev’de yaşamaya mecbur kalır. Eşinden resmen ayrılamayan kızı Gönül Kurşun’un hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Kalp hastası olan Kurşun insanların ve akrabalarının yardımı ile iki kez kalp ameliyatı olur. Bir türlü iyileşmez. Alması geren tüm ilaçlar için para bulması gerekir ancak ekonomik koşullar buna elvermez. Yeşil kart çıkarmak için çabalar durur. Her seferinde kendisinden bürokratik işlemler için evrak istenir. Muhtarlık da çaresiz kalır. Cumhuriyet Mahallesi muhtarı dayanışma amaçlı bir çok kez yardımda bulunur.
HÜKÜMETİN SON KURBANI
Tedavi masraflarının karşılanması için Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğü bünyesinde girişimlerde bulunur. Buna rağmen sorun çözülmez. Günlük ekmek, su ihtiyaçlarını ve ayda 100 TL kirayı komşuları karşılar. Hastalığı da giderek kronikleşir. Bu durumu Kartal Kaymakamlığı ve Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğü bilmesine rağmen gerekli yardım Kurşun’a yapılmaz. Sonuçta Kurşun, halkı ne kadar düşündüklerini anlata anlata bitiremeyen bir hükümetin gerçekte son kurbanlarından biri olarak yaşamını yitirir.
HİÇ Mİ DEĞERİMİZ YOK?
Bu duruma isyan eden anne Mahi Mavi Topatan “Ben de şeker, kalp ve tansiyon hastasıyım. Komşular yardım etmese ölürüm herhalde. Evdeki eşyaların hepsini komşular verdi” diyerek nasıl yaşamlarını sürdürebildiklerin anlatıyor. “Bizim hiç mi değerimiz yok. Biz insan değil miyiz” diye soran Topatan “Kızım ölmeden önce bize komşularımız, Sivaslı, Divriğili hemşehrilerimiz baktı ve yardım etti. Kömür bile vermediler bize. Yazık fakir fukaraya. Sırası gelince de Tayyip Erdoğan bizim hükümetimiz zamanında insanların yıllık geliri 10 bin dolar oldu diyor. Bu mu 10 bin dolar?” dedi.
‘BÖYLE HÜKÜMET OLMAZ OLSUN’
Annesinin hayatını kaybetmesi üzerine anneannesinin yanına gelen Yıldız Balcı ise konuşmak için soru sorduğumuzda kelimeler boğazında düğümlenerek cevap verebildi. Ardahan’dan İstanbul’a gelen Balcı, “Annemin böyle ölmesi bizi çok yaraladı. Böyle devlet hükümet olmaz olsun. İnsanın hiç değeri yok mu? Bu dünyada sadece zenginler mi yaşayacak” diyerek öfkesini dile getirdi. (İstanbul/EVRENSEL)

İLK DEĞİL SON DA OLMAYACAK
Konu ile ilgili görüşünü aldığımız Yakacık Kurfalı Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Şahin Kaya yoksulluk, açlık ve sosyal güvencesizlik sebebiyle hayatını kaybeden Gönül Kurşun’nun ilk olmadığını, son da olmayacağını vurguladı. “Muhtarlar bugün yoksulların, işsizlerin ve aç insanların dayanak kapısı oldu. Yüzlerce yoksul insan bizden para, ilaç, hastane masrafı, kömür, erzak ve kira yardımı istiyor. İş istiyor. Bunların çok azını karşılayabiliyoruz. Bunları karşılamak için bize ayrılan bir bütçe yok” diyen Kaya, Kurşun için Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğü’ne başvurduğunu ancak bir sonuç alamadığını söyledi. “Ben devletin kime baktığını kime bakmadığını anlamış değilim” diyen Kaya, yoksulluk arttıkça insanların muhtarlardan talebinin de arttığını sözlerine ekledi. Kaya son olarak şunları söyledi: “O kadar çok insanlar bize geliyor ki biz köşe bucak kaçmak zorunda kalıyoruz. Olan bize oluyor. Yoksullarla, işsizlerle ve aç insanlarla biz karşı karşıya geliyoruz. Devlet iş aş sorununu çözmelidir.”
Haşim Demir
www.evrensel.net