05 Aralık 2009 05:00

Demir-çeliklerde önlem alınmıyor

DOMUZ gribinden ölümler gün geçtikçe artarken, çocuklar ve risk gruplarından sonra aşı hemen herkes...

Paylaş

DOMUZ gribinden ölümler gün geçtikçe artarken, çocuklar ve risk gruplarından sonra aşı hemen herkes için serbest oldu, ancak ne risk grubundaki insanlarda ne de çocuklarda aşı olma oranı çok yüksek değil. Bunda en büyük etki de Recep Tayyip Erdoğan’ın neredeyse “antipropaganda” niteliğindeki açıklamaları. O malum açıklamayla Tayyip Erdoğan, neredeyse insanların aşı olmasını engelliyor diyebiliriz. Diyebiliriz diyoruz, çünkü ağır çalışma koşularından dolayı vücut direnci düşen, yaklaşık 1700 derece sıcaklık karşısında çalışıp, hafif esen rüzgarda nezle olan; demir tozu, ortam tozu, hurdalardan çıkan pas ve kir içinde gün boyu çalıştığı için gerçekten risk grubunda bulunan demir-çelik işçilerinin çoğunluğu aşı olmadıklarını söylüyor. Bu işçiler kendilerine referans olarak Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını gösteriyor. Buna bir de Türk Metal Sendikası’nın ve patronların duyarsızlığı eklenince, demir-çelik işçileri domuz gribinin gerçekte nasıl bir şey olduğunu bile bilmeden, hastalığı mandalina ve narla atlatabileceğini düşünüyor.
HASTA OLMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Ege Çelik, Habaş ve İDÇ de işçilere ne fabrika yönetimi, ne sendikacılar hiçbir bilgilendirme, açıklama yapmıyor. İşyeri hekimleri kısa bir açıklamayla isteyenin aşı olabileceğini, olmak için sağlık ocağına gitmesi gerektiğini söylemiş. Görünen o ki, şimdiye kadar her türlü özgürlükleri ellerinden alınan işçilere hasta olma özgürlüğü bağışlanmış fabrikalarda. Habaş’ta çalışan bir işçi, kendisinin aşı olmadığını, işyerinde de bilgilendirilmediğini söyleyerek, “İşyerine afişler astılar griple ilgili, nasıl korunuruz diye. Aslında çok fazla bir bilgim de yok. Ama aşının beyin felci gibi yan etkileri varmış. Aşı olmayı düşünmüyorum” diyor.
İşçilerin vücut direncini artıracak şekilde yemeklerinde değişiklik olmamış, yemekhane, servis, banyolar dezenfekte edilmemiş, bütün gün sırılsıklam çalışan işçilerin çoğunun, bütün kışı nezleyle geçirmelerine rağmen domuz gribini normal griple karıştırdıkları da konuşmalarından belli oluyor. Çünkü çoğu mandalinayla atlatabileceğini düşünüyor.
BİLGİLENDİRME YAPILMIYOR
İşçiler genellikle domuz gribine inanmadıklarını, ilaç şirketlerinin bir oyunu olduğunu düşündüklerini; kuş gribi, domuz gribi gibi hastalıkların şaibeleri olduğunu söyleyerek, bilim adamlarından ziyade siyasilerin söylemlerinden etkilendiklerini gösteriyor. Ege Çelik’te çalışan genç bir işçi, 1700 derece karşısında çalışmanın yeterince ateşli bir durum olduğunu yarı komik bir şekilde söylerken, hastanelerden ve sağlık sistemindeki sorunlardan bahsediyor ve “Grip oluyoruz, doktor 5 gün istirahat veriyor. 5 gün yatıyoruz, ilaçlar bitiyor tekrar işe gidiyoruz. Niye hastaneye gideyim? Menemen Devlet Hastanesi’nde insanlar hastaneye sığmıyor, sıra gelmiyor, sonra ilaçlar bir dünya para. Doğal yollardan iyileşmeye çalışıyoruz” diyor.
TÜRK METAL GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMIYOR
İDǒde çalışan bir diğer işçi ise “Başımızdaki aşı olmadı ki biz niye olalım? Aşıyla ilgili çelişkili açıklamalar yapıyorlar, kimsenin ne dediği belli değil, benim de aşı olasım gelmiyor, korkuyoruz. Ne sendika ne işyeri hekimi hiçbir bilgi vermiyor, açıklama yapmıyorlar. Sadece işyerine afiş asıldı; öpüşmeyin, elleşmeyin diye” diyerek, ülke genelinde de işyerinde de sahipsiz kaldıklarını ve kadere terk edildiklerini anlatıyor. (İzmir/EVRENSEL)
Turan Kara
ÖNCEKİ HABER

Minik Begüm’ün ailesinden suç duyurusu

SONRAKİ HABER

İspanya'da 10 Kasım'da erken seçim yapılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa