05 Aralık 2009 05:00

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Siz normal insanların yönettiği normal bir ülkede Hitler Meydanı, Mussolini Caddesi, Pinochet İlkokulu gibi tabelalar görebilir misiniz?

Paylaş

Siz normal insanların yönettiği normal bir ülkede Hitler Meydanı, Mussolini Caddesi, Pinochet İlkokulu gibi tabelalar görebilir misiniz?
Çocukken yaramazlık yaptığımızda ninelerimiz bize kızıp boyuna söylenirdi, “adı batasıca” tabiri de bunların en hafifiydi. Çocuklara ninelerinin söylenmesi bir yana, yetişkin bir insanın adı neden batsın istenir? Birisinin ismi neden ortalıktan kazınır ya da kazınmalıdır?
Son günlerde birçok il ve ilçede Darbeci General Kenan Evren’in ismi, cadde ve okullardan kaldırılıyor. Bazı derin “köşeci” abiler bunu şekilci ve gündelikçi bulsa da onlara yine kesinlikle katılmıyorum; her telaffuz edildiğinde kan ve işkenceyi çağrıştıran bu isim, ülkedeki her mekandan toptan kazınmalıdır. Sadece isim kazımak yetmez kuşkusuz; bunların, bu darbecilerin kemiklerinden bile hesap sorulmalıdır.
İşkenceci darbecilerin isimlerinin, halka ait mekanlardan kaldırılması ve darbecilerin yargılanması talebi, Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından yıllardır her ortamda dile getiriliyor ve o haklı talep artık yerine oturmuştur. O talebi bugün göz ardı edenler, yarın mutlaka talebin gereğini yerine getirecektir, çünkü bizim 78’lilerin açtığı yolda artık su akmaya başlamıştır.
12 Eylül işkencelerinde adını dahi vermeyen devrimcileri biliyor, onların gururunu taşıyoruz. O devrimcilerin işkencede vermedikleri isimlerini tarihten kazımaya otuz yıldır kimsenin nefesi yetmedi, ama şimdi görüyoruz ki onların işkencecilerinin adı yavaş yavaş siliniyor tabelalardan. Bir gazeteci düşüncesini sorduğunda ise “O tabelaya adımı ben yazmadım ki, neden üzüleyim” diyor adı silinen. Böyledir bu işler, adını vermeyenin gururu ile adı silinenin gurursuzluğu bambaşka şeylerdir, darbeciler anlayamaz.
Gurursuzluk, sadece adı silinene değil, o adı verene de aittir. Koca koca rektörlerin üniversite amfilerinde Kenan Evren’e fahri bilmem ne cübbesi giydirdiklerini, halkın seçtiği belediyelerin onun adını tabelalara yazma yarışına girdiklerini unutmuyoruz, bilimin ve demokrasinin o utanç görüntüleri zihnimize çakılıdır. Kendisinden yaşça küçük olmasına rağmen Kenan Evren’in elini öpen “şeyh-ül muharririn” sıfatlı başyazarı da hatırlıyoruz, işini bilen Mehmetçik gazetecileri de. Bunların tümü, üniversitelerden öğretim üyelerinin kovulduğu, gazetelerin kapatıldığı, yazarların hapse atıldığı bir dönemde yaşanıyordu, o da ayrı bir ibret vesikasıdır.
Şimdi madem ki Devrimci 78’liler Federasyonu’nun açtığı yol çalışmaya başlamıştır, bundan sonra yapılacak olan, o yolu genişletmektir. Şili, Arjantin,Yunanistan gibi faşist darbe altında ezilmiş ülkeler on yıllardır faşist subaylardan hesap soruyor ve onları kan döktükleri zindanlarda yatırma onurunu taşıyor. Türkiye de geçmişiyle ve kendisiyle iyice bir yüzleşmeli, en azından askeri darbe yaşamış olan ülkelerin geçirdiği hesaplaşma sürecini yakalamalıdır. Yüzleşme ve hesaplaşmanın, reklamlar arasına sıkıştırılmış haftalık TV dizilerinde olamayacağını televizyoncular ve darbeciler kadar biz de biliyoruz, bu iş irade ve sabır işidir, dizi işi değildir. Bu yüzleşme süreci,12 Eylül işkenceleri ve zulmü kadar, köy baskınlarını, asit kuyularını, zorunlu göçleri, korucuları, “iyi çocukları”, velhasıl her tür hıyaneti kapsamalı ve bu sürece insanlık onurunu taşıyan her birey destek vermelidir.
12 Eylül darbesi yapıldığında, ilk haber ABD’de patlamış ve ABD’li yöneticiler “Bizim oğlanlar bu işi becerdi” demişti. Kenan Evren dertlenmesin, adı burada tabelalardan kazınıyor ve kazınacak ama ABD’de ona hâl⠓bizim oğlan” diyorlar.

ERTUĞRUL ÜNLÜTÜRK
ÖNCEKİ HABER

İşçilere polis müdahalesi

SONRAKİ HABER

Mersin Valiliği kayyum eylemlerini 15 gün süreyle yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa