Yanan işçi yaşam mücadelesi veriyor

Yanan işçi yaşam mücadelesi veriyor

EGE Çelik’te 8-16 vardiyasında çalışan 27 yaşındaki Mesut Çakır adında bir işçi kaynak yaparken oksijen borusunun patlaması sonucu yanarak ağır yaralandı.


EGE Çelik’te 8-16 vardiyasında çalışan 27 yaşındaki Mesut Çakır adında bir işçi kaynak yaparken oksijen borusunun patlaması sonucu yanarak ağır yaralandı.
Emiralem’de oturan ve henüz 2 yıllık demir çelik işçisi olan Mesut Çakır acilen kaldırıldığı hastanede yoğun bakımda tedavi ediliyor. Ölümle pençeleşen genç işçinin eşi ve ailesi çaresiz bir şekilde hastanede bekliyor. Henüz 1 yaşında çocuğu olan Mesut Çakır’ın eşi Aysel Çakır, öğlen gelen bir telefonla öğrendiği kaza sonrası hemen hastaneye gittiklerini ama yoğun bakıma alınan eşini göremediğini söylüyor. Mesut Çakır’ın annesi Raziye Çakır ve kardeşi de çaresizce beklediklerini söyleyerek, yaşananlara bir anlam veremediklerini anlatıyorlar. Aysel Çakır, “Komşumuz olan iş arkadaşı geldi söyledi bize. ‘Hastaneye kaldırdılar’ dedi. Doktorlar iyi diyor, komada diyor, bize tam olarak bir şey söylemiyorlar, şimdilik sadece bekliyoruz, yapabileceğimiz bir şey yok” diyerek kucağında çocuğuyla kendini eşinin kurtulma ümidine bağlıyor.
KOMŞUMUZA DA OLDU
Mesut Çakır’ın kardeşi ise, “Eniştem de orada çalışıyor. O söyledi bize de. Anlattıklarına göre çatıda kaynak yapıyorlarmış. Kaynak yaparken oksijen borusu patlamış ve büyük bir alev çıkmış. Kardeşim her yeri yanınca kendini aşağıya atmış. Üstünde sadece kemerle botu kalmış, bir şey kalmamış vücudunda” diyor. Anne Raziye Çakır ise “Oğlumun belden aşağısı yanmış, iş arkadaşları aradılar bizi, hastaneye koştuk hemen feci durumdaymış. Ne yapabileceğimizi de bilmiyoruz. Amcaları, babası hastanede bekliyorlar 2 gündür. Bir haber yok” diyor. Ümitsizliğe kapılmadıklarını yaşayacağına dair ümitleri olduğunu söyleyen anne Raziye Çakır, ümidi yine demir çelikte çalışırken yanan komşusunda buluyor ve “Komşumuzun başına da geldiydi. 2-3 sene oluyor o da yanmış ama iyileşmiş” diyor.
KİMSE ÇALIŞMAK İSTEMİYOR
Mesut Çakır’ın iş arkadaşları ise morallerinin çok bozuk olduğunu, gözlerinin önünde bir arkadaşlarının yanmasına bir türlü katlanamadıklarını söylüyor. Bir arkadaşı “Kimse çalışmak istemiyor, hatta işe gitmek istemiyor. Gözümüzün önünde arkadaşımızın yanmış vücudu, çalışmak zor geliyor. Nasıl olduğunu anlamadık. Bir boruya kaynak yaparken borunun arkasından geçen oksijen borusu tavlanmış. Basınçlı boru sıcağı hissedince patlama oluşmuş. Tam bir felaket gibiydi” diyor. İlk defa iş kazası yaşayan, hem de yanı başındaki arkadaşının yandığına tanık olan genç bir işçinin yaşadığı duygular bunlar.
Fabrikada uzun bir sürenin ardından pazar tatili kaldırılmış, üretim kapasitesi artmış, ancak işçi sayısı artmamıştı. Fabrika yönetimi, eksik işçi sorununu fazla mesailerle çözme yoluna gitmişti. Mesut Çakır da diğer işçiler gibi kimi zaman sabah 8’de gittiği işten gece 12’de eve dönüyordu.
Bayramın 2. gününden itibaren çalışılan fabrikada çalışma temposu da artmıştı. (İzmir/EVRENSEL)
Turan Kara
www.evrensel.net