05 Aralık 2009 00:00

25 Kasım grevi ve Gebzeli kamu çalışanları

Kamu emekçilerinin Türkiye’de son yirmi yıldır yürütmüş oldukları sendikal mücadelede emekçilerin yoğun olarak yaşadıkları Gebze’nin (Darıca, Dilovası...

Paylaş

Kamu emekçilerinin Türkiye’de son yirmi yıldır yürütmüş oldukları sendikal mücadelede emekçilerin yoğun olarak yaşadıkları Gebze’nin (Darıca, Dilovası, Çayırova dahil) katkısının ve mücadeleci bir gelenek yarattığını Gebzeli işçi ve kamu çalışanları ,dostlarımız, kamuoyu çok yakinen bilmektedir. Ankara yürüyüşlerinin uğrak yeri olan Gebze her zaman bütün olanaklarını kullanarak desteğini sunmuş zaman zaman olmuş, olası saldırılara birlikte karşı durmuştur. Kamu çalışanları mücadele tarihinde iz bırakan eylemliklerde yerini almayı bilmiştir.
25 Kasım grevini örgütleme çalışmalarında ilk önceleri bazı tereddütlere rağmen iş yerlerini dolaştıkça havanın iyi olduğunu gördük. Grevin Kamu-Sen’le ortaklaştırılması işyerlerindeki olumluluğu artırdı. Sendika yönetimi ve komisyonlarla hemen hemen tüm işyerlerini dolaşarak neden greve çıkmak istediğimizi; sendikalı, sendikasız, ücretli, sözleşmeli arkadaşları birlikte greve katılmaya çağırdık. Olumlu tepkiler aldık.
25 Kasım günü işçi sınıfının, emekten yana siyası partilerin, demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının destekleri sokağa yansıdı. Gebze’de de bine yakın kitle yürüyüşe geçti. Çaba göstermemize rağmen Kamu-Sen’le alan birleşimi yapamadık. Sonuçta greve işyerlerindeki ve sokaktaki katılım tahminimizin üstünde oldu. Bu olumluklara karşın Gebze yerelinde bazı olumsuzluklar yaşadık şöyle ki; yirmi yıllık sendikal mücadelede işçi ve kamu çalışanlarının bir arada olduğu Türkiye’de örnek gösterilen Gebze Sendikalar Birliği’nin ve yerel basının desteğini alamadık diyebiliriz. Bu durum Gebze’deki emek mücadelesinin yani sınıfın geleceğini olumsuz etkileyeceğinden ilgililer bu tutumu terk etmeliler. Krizin faturasını emekçilerin ödememesi için var olan birlikteliğimizin 25 Kasım greviyle daha da güçlenmesinden işçi sınıfının kazançlı çıkacağı bilinmektedir.
Bizler sendikalarımızı kurduğumuzdan bu güne kadar sermaye güçleri ve siyasi temsilcisi iktidarlar sürekli sesimizi kesmek, gücümüzü bölmek ve kapatmak istedi.
Şöyleki: 1990’lı yıllarda bizler iş yerlerini sendika kurmak istiyoruz diye dolaştığımızda hayır olmaz diyenler fiili ve meşru olarak kurduğumuzu görünce iki yıl sonra bir gecede her iş kolunda sendikalarını kurdular ki Eğitim Sen büyümesin. Yine ilk kuruluşta TÖB-DER geleneğinden gelen ve EĞİT DER’de örgütlenenler iki ayrı sendika kurmuşlardı. (Eğitsen-Eğitim iş) uzun süreli ikna etme çabaları sonucunda birleşerek Eğitim Sen kurulmuştur. Bu tutum kamu çalışanlarının ayrı ayrı örgütlenmesi sonucu gücümüzü ve etkinliğimizi zayıflattı. Eğitim Sen aylarca kapatılma davasına karşı hukuksal mücadele vermek zorunda kaldı. Sonuçta süreçten kapatılmadan çıktı. Hukuksal kazanımımızla baskıları geri püskürtmek egemen çevrelerin saldırı tarzını değiştirdi. Sendikamız içindeki şovenizmden etkilenenleri harekete geçirerek Eğitim Sen içinde çatlaklar oluşturma devreye sokuldu. Bu da etki zayıflığına ve zamanla yetki kaybına yol açtı. Ülkedeki milliyetçi şoven dalgayı ve kapatılmayı fırsat bulan çevrelerden eski Eğitim İş’ten küçük bir grup bu birlikten ayrıldı. Gebze’de de işçi sınıfına, kamu çalışanları mücadelesine yani demokrasi mücadelesine hiçbir katkısı olmayan Eğitim İş ayrılığı yaşandı. Bu ayrılığın normal bir sendikal anlayış farklılığından kaynaklanmadığını düşünüyorum. Çünkü Gebze’de 135 üyesi bulunan Eğitim İş temsilciliğinin 134 üyesi eski Eğitim Sen üyesidir. Ayrılırken de Cumhuriyet Mitinglerine Eğitim Sen’in neden katılmadığını gerekçe gösterdiler. Gebze yerelinde basından, milli eğitimine ve Gebze Sendikalar Birliği yönetimi Eğitim İş’e özel önem vermektedirler. Ama şu bilinmelidir ki bu önem vermenin sınıf mücadelesine demokrasi ve insan haklarına olumlu bir katkısı olmayacaktır. Pratik yaşamda bunu doğrulamaktadır. Bunu yazmamdaki amaç gerçekten sınıf mücadelesine inanmış olan sendikacıların bu gerçeği görmeleridir. Bilindiği gibi kamu çalışanlarının örgütlülük oranı tüm sendikalar dahil yüzde 50’yi geçmemektedir. Eğitim İş, örgütsüzlerin örgütlenmesini değil Eğitim Sen örgütlülüğünün dağılmasını ve zayıf düşürülmesini, Eğitim Sen üyelerinin kafalarının karıştırılmasını, istifa ettirilip kendilerine üye yapılması temelinde çalışmayı amaç edinmişlerdir. Bu gün eğitim iş kolunda yetkinin Eğitim Bir Sen’de olmasında az da olsa Eğitim İş ayrılığının payı vardır. Gebze yerel basını Eğitim Sen’in 25 Kasım’da coşkuyla yürüyüş yapan binlerce kişisini görmezlikten gelip 25 kişi ile sadece basın açıklaması yapan Eğitim İş’i haber yapabilmektedir. Eğitim Sen’in mücadelesini Gebze halkı bilmekte ve desteğini sunmaktadır. Yanlış tutum içerisinde olan yetkililerin tutumlarını bir an önce sınıfın yararına değiştirmeleri gerekir.
ORHAN KAYA Eğitim Sen Gebze Şube Başkanı
ÖNCEKİ HABER

Öcalan meselesi

SONRAKİ HABER

Un çuvalı taşıyan Suriyeli elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa