BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • YÖK’ün, liselerle meslek liselerinin üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi, milyonlarca lise mezunu genç ve aileleri için yeni bir alt üst oluşa yol açtı..


    YÖK’ün, liselerle meslek liselerinin üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi, milyonlarca lise mezunu genç ve aileleri için yeni bir alt üst oluşa yol açtı..
    Hikaye eski.
    Önceki yıllarda hükümetler (özellikle AKP Hükümeti), şimdi de hükümetin ‘üniversiteler bakanlığına’ dönüşmüş olan YÖK, her vesileyle üniversite sınavlarıyla oynuyor.
    YÖK’ün son kararı ve sonrasında olanlar ise, her şeyin üstüne tüy dikmiştir. Aylar öncesinden yapabileceği halde (Bunun yapılacağını da herkes biliyordu), üniversite sınav kitapçıklarının basılmasına kısa bir süre kala YÖK’ün meslek liseleriyle normal liselerin üniversiteye giriş sınavları farkını kaldırması, bile bile bu karmaşaya davetiye çıkarmaktı. Çünkü, bu değişikliğin Danıştay tarafından iptal edileceğini tahmin etmeyen yoktu. Ve öyle oldu.
    Başbakan Erdoğan, “Danıştay’ın bu kararı ideolojiktir” dedi ve sorunu çözdü!
    Ona karşı Baykal, “Asıl YÖK’ün kararı ideolojiktir” dedi, o da kendi açısından sorunu çözdü!
    YÖK, Danıştay’ın kararına itiraz etti ve “Olmazsa B planı hazır!” diyerek, sanki bir marifet yapmış gibi efelendi.
    Ve arkasından da imam hatip öğrencileri sokaklara dökülüp protestolar yapmaya, “adalet” istemeye, meslek lisesi öğrencilerinin de kendilerini izlemesi çağrılarıyla eylemlere başladılar.
    Elbette YÖK’ün kararı ideolojikti; Danıştay’ın da öyle!
    Hak, hukuk, adalet sadece paravana idi!
    Hükümetin kararı ise hem ideolojik hem de siyasi!
    Çünkü hükümetin meslek liselileri düşündüğü filan yok. Sınavın adil olup olmaması da umurunda değil. Hatta imam hatip mezunlarını da umursamıyor hükümet. Ve hükümet, bütün bu olanların olacağını da önceden biliyordu. Ama bir taşerona dönüştürdüğü YÖK’le aptal muhalefeti karşı karşıya getirip milyonlarca meslek liseliye ve ailesine, “Hükümet bizi düşünüyor ama muhalefet ve şu Danıştay işleri bozuyor” dedirtmek istedi, bunu da yaptı.
    Yani karşı karşıya olunan bir YÖK-Danıştay çatışması değil, klasik bir hükümet-AKP oyunudur.
    Peki, gerçek ne?
    Bu gerçek Evrensel’de defalarca yazıldı ama konunun önemini göz önüne alıp yineleyelim:
    1-) Üniversiteye girmek, her lise ve dengi okul mezununun (Meslek liseleri gibi) hakkıdır. Bunu bir gerekçeyle yasaklama ya da sınırlamanın adaletle bir ilgisi olamaz. Bu yüzden de ayrımcı, eleyici, sadece parası olanı teşvik eden sınav sistemi tümden kaldırılmalıdır.
    2-) Madem sınav konmuştur, o zaman sınav adil olmalı, herkese açık, bir sınırlama getirilmeden tüm lise ve meslek liseleri eşit koşullarda sınava girmelidir.
    3-) İmam hatipler “normal lise”lerden değildir, meslek lisesi de değildir. Bunlar, din adamı yetiştirmek için kurulmuştur. (*) Ve laik bir devletin milli eğitimi din adamı yetiştirme diye bir işlevi olmaz. Bu yüzden de imam hatipler kapatılmalıdır. Ama şimdiye kadar verdiği mezunlar diğer liselerle aynı koşullarda sınava girmelidir.
    Bu kargaşanın altından çıkılmasının başka bir yolu yoktur.
    Bunu herkes bilmektedir ama bu kargaşayı kendi siyasetlerinin bir alanı, bir kolay rant alanı olarak gördükleri için hükümetler de her fırsatta bu kargaşayı kışkırtıp mevcut sistemi bile alt üst etmektedirler.
    Yani hükümetler sadece ideolojik değil siyasi çıkarların gereği olarak da sınavlara müdahale etmektedir.
    Bu duruma son vermenin yolu ise, “Eleyici ve ayrımcı sınav siteminin tümden kaldırılması”, “YÖK ve imam hatiplerin kapatılması” talepleriyle mücadeleyi genişletmekten, meslek lisesi mezunlarını da bu politikaya kazanmaktan geçmektedir.
    Aksi halde hükümetler, bu emme basma tulumbayı kullanmaktan vazgeçmeyeceklerdir.

    (*) Din üstünden siyaset yapan her türden sermaye partileri, sadece imam hatip açmakla kalmamış, imam hatiplilerin üniversiteye girişini desteklemek üzere bunların müfredatını normal lise müfredatı düzeyine çıkarmışlardır. Bununla hem bu okullara ilgiyi artırmak, hem de dini ağırlıklı kültürle yetişen bu öğrencilerin üniversiteye girenlerin sayısını da artırmayı amaçlamışlardır.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net