KÜLT-ABLASI

KÜLT-ABLASI

  • Fırsat ayağınıza geldi… Endonezya açıklarına gitmeden, yanımızda yöremizde, beş on adım yürüyüş mesafesinde bilemedin tek vesaitle, yakın yakın sularda, aklımızın kestiği, elimizin erdiği kadar… Koş vatandaş koş, bitirmeden, tüketmeden… Otu z iki kısım tekmili birden … Yetişen alıyor… Kapanın elinde kalıyor… Modası geçmez bunun modası geçmezzzz…


    Fırsat ayağınıza geldi… Endonezya açıklarına gitmeden, yanımızda yöremizde, beş on adım yürüyüş mesafesinde bilemedin tek vesaitle, yakın yakın sularda, aklımızın kestiği, elimizin erdiği kadar… Koş vatandaş koş, bitirmeden, tüketmeden… Otu z iki kısım tekmili birden … Yetişen alıyor… Kapanın elinde kalıyor… Modası geçmez bunun modası geçmezzzz…
    Çığırtkan başlamışken devam etsin. Hiç öyle gözlerinizi belerte belerte burası neresi, nerdeyim, siz kimsiniz, beni buraya nasıl getirdiniz plağını koymaya kalkışmayın. Yemezler. Ayağınızla geldiniz. Katlanacaksınız. Niye bu meseleyi deşiyorsun başka konu mu yok dinlemem. Otuz iki kısım tekmili birden dediysem öyle! Kısım tekmil atlamadan dümdüz devam. Önceki gösterilerden aşınasınız. Sahne geniş. Ama bu balık var ya bu balık kumpanyanın yıldızı. Hiç biri eline su dökemez. Velev ki Darwin’i bitirdi, evrimin çanına ot tıkadı ya. Ne damda sevdiceğini gözleyen hülyalı martı, ne çocuklarına süt verebilmek için kasabı gasp eden anne kedi, ne Allah deyu deyu kükreyen aslan, ne her hafta koluna bacağına ayet inen çocuk, ne domates, ne karpuz. Hiçbiri yaratıcılığın sınırlarını bu kadar zorlamadı. Üstünden epeyce zaman geçse de benim aklımdan çıkmadı. Çıkmıyor. Istırabımı paylaşarak azaltmayı denemekten başka çare yok. TRT’nin çığır açan haber metnini biliyorsunuz. Ben her seferinde dayanamayarak tekrar tekrar seyrediyorum, hastasıyım. Hem evrimin yanına uğramayan kahraman balığa, delikanlılığından ötürü, hem onu yakalamak için gecesini gündüzüne katan 400 milyon yıldır her limanda soğuk sıcak demeden üstelik Norveçli balıkçılar gibi el kremi falan da kullanmadan evrimcilere kapak olan bilim adamlarına, ama illa ki spiker ablaya hastayım. Balık Darwin’i, jestleri mimikleriyle haberci tarafsız olmalı önermesini kimseye önermeyen spiker beni bitirdi. Pek mümkün değil ya ola ki gözünüze ilişmemiştir. Kısa özet geçeyim.
    “Darwin’in “Evrim teorisini” boşa çıkaran canlı örneklerden biri, açıklarında ilk kez görüntülendi (…) Darwin’in evrim teorisine inananlar yüzyıllardır canlıların yaratılış dışında farklı şekillerde meydana geldiğini öne sürüyorlar. Bu teze göre insanoğlu suda yaşayan tek hücreli bir canlıdan evrilerek bu çok gelişmiş yapıya büründü. Evrim teorisinin gerçeği ifade etmediği, bugüne kadar pek çok örnekle ispatlandı. Teorinin en önemli dayanaklarından biri ‘Coelacanth’ adlı balıktı. Birçok evrimci zoolog korkunç ve tuhaf görünümlü bu canlının, gövdesindeki iki çiftli yüzgeçleri kullanarak deniz tabanında yürüdüğünü ve deniz-kara hayvanları arasında bir geçiş şekli olduğunu varsayıyordu.”
    Oysa hakikatten yana balığımız, ne hopluyor, ne zıplıyor, ne karaya çıkıyordu, bıkmadan usanmadan yerinde sayıyordu. Bunları geçtim bir kalem. Bu kadarla kalsa iyi. Coelacanth’ımı da, şahitli ispatlı taş gibi haberi de çekemeyenler oldu. Bir kavga bir kıyamet. Delikanlı balığını, ara tür ilan edenler mi, örgütlerini de alet edip cümbür cemaat meydanlara çıkıp balıkcağıza ağzına geleni söyleyenler mi istersin? Neyse ki hiçbiri yıldıramadı ne balığı ne de arkasında duran kurumu. İkisi de nerde bıraktıysak orda. Hala evrim evrim diye sayıklayan varsa Filipinler’e baksın. Bu iş Filipinler’le de sınırlı kalmasın TRT sponsorluğunda her hayvanat bahçesine bir Coelacanth getirilsin. Evrimin inananları para pul yok gidip ispat mı arayacağım diye ayak diremesinler.
    Bozgunculuk yapan domuz gribinin virüsüne de bir öneri. Coelacanth’ım gibi delikanlı olsun mutasyonmuş değişimmiş evrimmiş oynamasın bizimle. H1N1’e sesleniyorum Herkesin ne olduğu adından belli biz yaş tahtaya basmayız. Boşuna domuz dememişler sana.
    Bu yazı saçma çok saçma oldu diyenlere katılıyorum. Ama tutamadım kendimi. Domuz gribinden yana olacak halim yok ya.



    ayşebengi
    www.evrensel.net