06 Aralık 2009 00:00

Kafes mafes darbe tıknefes

Meğersem ne büyük vartalar atlatmışız da yeni farkına vardırılıyoruz.Memleketin neresini kazsan darbe fışkırıyor!Böylece, tarım politikalarındaki değişikliğin de gerçek nedeni meydana çıkmış oluyor!

Paylaş
Meğersem ne büyük vartalar atlatmışız da yeni farkına vardırılıyoruz.Memleketin neresini kazsan darbe fışkırıyor!Böylece, tarım politikalarındaki değişikliğin de gerçek nedeni meydana çıkmış oluyor!Malum;Memleketimiz tarım bakımından zengin sayılabilecek bir ülkeydi.Pek çok üründe kendine yetiyor…Artı dışa satılıyordu.Sonra politikalar değişti, tarım ayvayı yedi.Bazı ürünlerin ekim anları kısıtlandı…Bazılarının belli bölgeler dışında ekimi yasaklandı…Bazıları kesilen sübvansiyonlar nedeni ile çöktü…Bazılarına öyle düşük fiyatla verildi ki, “Baba, bu işi bırak, hâlâ neden anlamıyorsunuz, biz bunları dışarıdan alacağız” denildi.Gümrük duvarları delik deşik edildi…Yabancı ürüne büyük kıyaklar…Yerli üreticiye özenle hazırlanmış kazıklar getirildi.O arada tarım birlikleri, devlet alım merkezleri, tohum üretim merkezleri falan iç edildi…Öyle ya, tohumunu bile kendi üreten bağımsız ülke mi olurdu?Bağımsızlık dediğin her bir şeyi dışarıdan alıp içeri doldururdu!Neyse lafı uzatmayalım, böyle böyle derken tarım ekim alanları küçüldü.Ürün ekilmez oldu…Meğersem biz öyle sanıyormuşuz…Topraklar işlenmeye devam ediliyormuş…Nereyi kazsan tabanca tüfek çıktığına göre, aslına boşalan tarım alanlarına darbe ekiliyormuş!Tamam, darbe meselesi bizim ülke için yeni bir şey değildir.Fakat bu kez topraktan çıkanlara bakılınca öyle bir-iki değil, onlarca darbe ekilmiş!Yayınlananlara bakarsak, askeriyan bölüğünün neredeyse her kıtasında ayrı bir darbe teşebbüsü geçirilmiş!Bizde askerlik anısı anlatmak modadır.“Bir gün ben nöbetteyken…”Ama artık askerlik anısı modası böylece bitmiştir;Yerini, “Bir gün ben bölükte otururken, üç arkadaş tam darbe yapmaya karar vermiştik ki…” biçiminde darbe anılarına bırakması kesindir! ***İşte atlattığımız badirelerin büyüklüğü de burada başlıyor.Eskiden her on yılda bir darbemiz olur, darbeciler radyoya, televizyona el koyar, bizleri içeri atarlardı.Oysa neredeyse her taburda bir darbe teşebbüsü yapıldığına göre, biz hangi darbenin hakiki darbe olduğunu nasıl anlayacağız?Acaba şöyle mi olacak;“Öz Darbeci”“Hakiki Darbeci”“Süper Darbeci”“Klasik Darbeci”Düşünün bir anda bir sürü darbe oluyor…Sen el koyacaksın ben el koyacağım derken radyo ve televizyonun önünde darbeci kıtalar arasında kavga çıkıyor!Sonra mesela aynı biçimde evin önünde askeri araçlar birikiyor.Bu kez, onu ben alacağım, sen alacaksın derken darbeciler birbirine giriyor.Şimdi biz bu durumda ne yapacağız?Sayın darbeci arkadaşlar ayıp oluyor deyip kavgayı mı ayıracağız?Ve de, en iyisi yazı tura atalım, kim kazanırsa biz ona takılalım mı diyeceğiz?Ya da, diyelim nasıl olsa televizyon kanalı çok ya, her bir darbeci değişik kanala el koyuyor, her birinde bir cunta başkanı memleketi nasıl kurtardığını anlatıyor.Vatandaş hangi birine inanacak dimi ama?Sonra yeni anayasa hazırlanıyor, ortada 48 tane anayasa falan oluyor!Medyamız da, beyler gelin bir darbe koalisyonu yapın, ortak milli cuntamız olsun, her gün değişik bir darbe başkanı nöbetçi diktatör olsun, diyerek “demokrasiden yana tavrını” koyuyor!Görüyorsunuz ne büyük badireler atlatmışız!
Yücel Sarpdere
ÖNCEKİ HABER

yazma gözlerin konuşsun!..

SONRAKİ HABER

Rasim Ozan Kütahyalı, Beyaz TV'ye geri döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa