06 Aralık 2009 05:00

Hangi fotoğrafçılık Hangi sanatçılık

“Popüler olan ilgi çeker. Teknoloji, fotoğrafı herkes için kolay ve basitçe yapılabilir bir araç haline getirmiştir. Ama yalnızca teknik olarak, oysaki daha çok bilgi, daha çok kültürel birikim gerektiren bir alan olarak fotoğraf her zamankinden daha da zor olmuştur.”

Paylaş
“Popüler olan ilgi çeker. Teknoloji, fotoğrafı herkes için kolay ve basitçe yapılabilir bir araç haline getirmiştir. Ama yalnızca teknik olarak, oysaki daha çok bilgi, daha çok kültürel birikim gerektiren bir alan olarak fotoğraf her zamankinden daha da zor olmuştur.” Gün geçmiyor ki fotoğraftaki teknik gelişmelere bir yenisi eklenmesin. İcat edildiği yıllarda belki de dünyanın en zor işi fotoğrafçılıktı. Bir kimyager gibi emülsiyonu hazırlayacaksın duyarlı malzemeyi yapacaksın, bir sihirbaz gibi ellerinle filmi bir siyah örtünün içinde yerleştirip çıkaracaksın. Filmi makineye takıp kapağını açıp hokkabazlık yapar gibi pozlandıracaksın. Bir fizikçi gibi ışığı ayarlayıp zamanlamayı sağlayacaksın. Sonrasıyla gelişen mercek ve objektif ayarlarıyla daha hassaslaşacaksın. Evet çok değil daha 180 yıl öncesinde bu işi yapanlar birer mühendis sayılırdı. Öyleki 1899’lu yıllarda Eastman Kodak ‘Siz düğmeye basın gerisini bize bırakın’ sloganı ile portatif ve fabrikasyon hizmet veren şirketlerini kurarak ticarete başlamıştı. O günlerden bu güne değişmeyen bu slogan hâlâ geçerliliğini koruyor. Ne oldu ? Fotoğraf kimyayı terk etti. Ne oldu? Elektronikleşti bilgisayarlaştı, yani dijitalleşti. Artık yediden yetmişe herkes fotoğrafçı. Cep telefonu alan aynı zamanda fotoğrafçı oldu. Hatta kameraman oldu. Bilmem kaç pikselli video da çekiyor…Sanatı, zanatsal zorlukla bir tutanlara gün doğdu. Hâlâ galerilerde ve müzelerde fotoğrafa yer vermeyen anlayış hakim. Nasıl versinler ki para kazanamıyorlar. Zaten fotoğraf lafta sanat, onların gerçeklerinde fotoğraf, sanat eseri dedikleri işlerin katalog fotoğraflarının çekilmesidir. Ya karikatür ne durumda? Bizleri güldüren eğlendirici çizimler olmaktan öte ucuz fotokopi ile bile çoğaltılan işler. Ama para kazanılan sanat dalları öyle mi? Zaten sanat galeri müze denince başta resim akla gelir. Heykel seramik ve tekstil takiptedir. Müzik zaten ne söylersen söyle sanattır. Üretilen tek olacak resim gibi mesela. Ona para veren koleksiyonunda kimsenin sahip olmadığına sahip olacak. O isterse evine asar isterse depoda saklar kime ne? Ne o öyle bolca ve değişik ölçülerde çoğaltılabilen şeylerden sanat mı olur? Çünkü bir kişinin değil bir çok kişinin paylaşabildiği işler pratikte sanat olmaz. Ne demiş iktisatçılar? Arz talep meselesi. Bir mal ne kadar çoksa fiyatı düşer, ne kadar az ise fiyatı artar!..Biraz ironi yaparak bugünkü sanat piyasasının bakış açısını sizlere sundum. Bir şey alınıp satılıyorsa maldır. Yapılan da ticarettir. Son tahlilde kapitalizmde sanat eseri bir metadır. Alınıp satılan bir maldır. Bu malı üreten de sanatçıdır. Yani mal üretendir. Onu pazarlayan galericidir yani tüccardır. O zaman öyle toplum, özgürlük sanatsal yaratı filan gibi laflarla süslemeye gerek yoktur. Kapitalizmde sanatçı piyasaya uygun sanatsal mal üretendir. Boşuna burjuvazi sanatın hamisidir demiyoruz yani…Onun içindir ki sanat böyle algılanıyorsa, sanat yapmıyorum. Sanatçı buysa sanatçı değilim diyen gerçek anlamda sanatçılara buradan bir kocaman merhaba…Özetlersek; Hangi aracı (fotoğraf, resim, heykel, müzik, edebiyat, sinema vs vs.) kullanırsak kullanalım. İşin teknik zorluğu yada zanaatsal yanı veya kolaylığı o işin hak ettiği ölçüde yapılmasının zorunlu alanıdır. Ne yapıldığı önemlidir, yani yaratıcılık. Bu anlamda her araçla sanat yapılır. Zanaat yani yaptığımız işin biçimsel yanıdır. Ne yaptığımız ise fikirsel , soyutlama yaptığımız alandır, yani biçime kattığımız içeriktir. Böyle olmasına karşın ideolojik mücadele ile sanatsal yaratılarını birlikte sürdürmüş birçok sanatçıya burjuvazi sahip çıkmakta ve kullanmaktadır. Abidin Dino’yu Sabancı Müzesi’nde, Nâzım’ın kitaplarının ve yüzlerce sanatçının kitaplarının telif haklarının bankaların yayınevlerinde olması, gibi bir çok uluslararası ve ulusal komünist-sosyalist sanatçının burjuvazi tarafından ele geçirilmesini nasıl açıklayacağız.? Son ironiyide 11. İstanbul festivalinde yaşadık. Kapitalizme karşı mücadelede sanatını silah olarak kullanan Bertolt Brecht bile meze yapılarak önümüze getirildi. Bu sanatçılar işçi sınıfının sanatçılarıdır. Doğal olarak mirasları işçi sınıfınındır. Fakat hâlâ mülkiyet ilişkisi çerçevesinde sistemin hukuk normları içinde ailesinin malı durumunda değerlendiriliyor. Burjuvaziye silah olarak kullanılan eserlerin üç kuruşa sistemin miras hukuku gereği peşkeş çekilmesine gönlü razı olan aile bireyleriyle sorun çözülmeli. En iyisi sanatçıların sağlıklarında mirasçılarını reddetmeleri. Onların mirasçıları işçi sınıfıdır. Neyse konu örgütlü sanatçı olmaya geliyor. Her sanatçı örgütlü olmalı ve birikimleri örgütünün himayesinde işçi sınıfı mücadelesine kalmalıdır. İşçi sınıfı hem literatürüne hem sanatçısına sahip çıkacak güçtedir. Sanat ve sanatçı kavramını sosyalist literatüre göre bıkmadan usanmadan anlatmalı. Bu alanda sosyalist, örgütlü sanatçılara iş düşmektedir. Örgütlerin bu konudaki strateji ve taktikleri önemlidir. Alt yapıdaki çalışmalar günün gelişmelerine uygun üst yapı meseleleri olan sanat alanında da forme edilmeli. Çağdaş anlamda burjuva mekanlara taş çıkartır nitelikte sergi salonlarına ve sanatsal yaratının toplumla paylaşımının sağlandığı yayınların ( basılı – görsel ve işitsel) önemi kaçınılmaz. Bu olanakların sağlayacağı ve kendisine sanatçıyım ve yaptığım iş sanattır diyen gerçek sanatçıların yolu yakın kılacağının farkında olalım. Geçen hafta sendikaların bu konuda örnek olmasının gerekliliğine ilişkin hayalimi yazmıştım. Konuyu bu hafta biraz daha deştim. Gelin daha fazla deşelim. Bu hafta, Fotoğraf alanında bir akademi gibi gittikçe kurumsallaşan, Galata Fotoğrafhanesi’nin kurucu ve yöneticilerinden Yücel Tunca’nın görüşlerine yer veriyoruz.
Özcan Yaman
ÖNCEKİ HABER

ÇAĞI DAHA İYİ KAVRAMA, DAHA GÜÇLÜ DONANIM, ÇOK DAHA YÜKSEK BİR SINIF BİLİNCİ

SONRAKİ HABER

Erdoğan "oy çalındı" iddiasında ısrarcı: Oy hırsızlığı tam bir felakettir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa