ÇAĞI DAHA İYİ KAVRAMA, DAHA GÜÇLÜ DONANIM, ÇOK DAHA YÜKSEK BİR SINIF BİLİNCİ

ÇAĞI DAHA İYİ KAVRAMA, DAHA GÜÇLÜ DONANIM, ÇOK DAHA YÜKSEK BİR SINIF BİLİNCİ

Fotoğrafçıları homojen bir topluluk olarak ele almak, daha başta hatalı bir kategorizasyon yaratacak. Aynı biçimde sanatçı sıfatını taşımayı tercih edenleri de... Fotoğrafı da, sanatı da (Sanatsal üretim alanında kullanılan fotoğrafı da burada konumlandırarak...) farklı kaygılarla üreten insanların olması kaçınılmaz.

Fotoğrafçıları homojen bir topluluk olarak ele almak, daha başta hatalı bir kategorizasyon yaratacak. Aynı biçimde sanatçı sıfatını taşımayı tercih edenleri de... Fotoğrafı da, sanatı da (Sanatsal üretim alanında kullanılan fotoğrafı da burada konumlandırarak...) farklı kaygılarla üreten insanların olması kaçınılmaz. Politik bilinç ve hayatı okuma biçimi bu noktada belirleyici oluyor elbette. Kendini ifade etme, iletişim ve karşı duruş aracı olarak fotoğraftan ve sanattan yararlananlar, yani araç olarak bu üretimleri tercih edenler soruların asli muhatabı olarak görülmeli. Bunun dışında kalan grupların ayrım çizgileri bana kalırsa farklı bir tartışmanın gündemini oluşturabilir ancak.Emek tabanlı örgütlenmelerin fotoğraf ve sanat ile ilişkisi öteden beri hayli sorunlu olmuş diye düşünüyorum. Üstelik tersi de, yani fotoğrafın ve sanatın emek hareketi ile ilişkisi de oldukça problemli. Burjuva sanatına ve bunun eşlikçisi fotoğraf anlayışlarına karşı güçlü çıkışlar üretilememesi ya da dönemsel çıkışların uzun soluklu olamaması suyun tersine akışını engelliyor. Toplumcu gerçekçi arayışlar belli bir dönemin ihtiyaçlarını karşılamış olsa bile, farklılaşan siyasi atmosferlere cevap oluşturmakta artık yetersiz kalıyor. Hatta tersine, reddiye düzdüğümüz iktidarların zaten başarıyla yapmakta oldukları içini boşaltma faaliyetlerine belki de farkına bile varmadan destek sağlıyor. Bu nedenle sanat ve fotoğraf, geçmişe oranla çok daha araştırmacı, çok daha yenilikçi olmak durumunda. Şekle bağlı bir araştırma ve yenilikçi tutum değil elbette kastettiğim. Çağı daha iyi kavrama, daha güçlü donanım, çok daha yüksek bir sınıf bilinci. Temel sınıfsal çelişkinin değişmemiş olması, mücadele yöntem ve argümanlarının da değişmeyeceği anlamına gelmemeli. Yoksa bugün konuştuklarımızı hâlâ konuşmaya devam etmek zorunda kalmazdık.Sonuç olarak mesele, fotoğrafçı ya da sanatçının bir özne olarak yalnızca kendisinde düğümlenmiyor. Çünkü durumu özneye bağlayacaksak, alçak gönüllükle atılan her taşın bir kuşu ürkütmesi bu aşamada varılabilecek en iyi sonuç. Ama yetmiyor. Yetmeyecek. Özneler bir araya gelmeden, farklı bir örgütlenme modeli yaratmadan bu durum değişmeyecek. Siyasetin içtiğimiz sudan farklı bir şey olmadığını kabul ettiğimiz noktada, bu kabulde ortaklaşanların ortak bir akılda buluşmaları olasılık dahiline gelebilecek. Siyaseti uzaktaki bir binanın ikinci katındaki parti bürosunda aramaya da gerek yok. Bugün sevgilimizle, mahalledeki bakkalla, sokaktaki kedi ile ilişkimizi nasıl sürdürüyorsak, fotoğraf ve sanat aracılığıyla hayatla kurduğumuz bütünsel ilişkiyi de öyle yürütüyoruz. Sol gösterip attığımız her sağ adım neticede yine bizi tökezletiyor. Kapsayıcı, inandırıcı ve dinamik örgütlenme modelini hayata geçirene kadar, buna kafa yorduğumuz zaman dilimi içerisinde, buradan başlamak, gündelik hayatın bireysel olarak örgütlenmesinde siyasi davranmak, eldeki hiçten çok daha iyi olacak.
Yücel Tunca
www.evrensel.net